Karnın sağ alt
bölümünde apandis (apendiks) denen kalın bağırsağın
uzantısı bulunur. Solucan şeklinde ve hareket kabiliyeti olan
apandisin içinden herhangi bir besin geçmez. Uzunluğu çocuklarda
biraz daha fazladır. Yaklaşık 9-10 cm uzunluğundadır fakat bundan
daha az ya da daha fazla olabilir. Yerleştiği yer bazı kişilerde
farklılık gösterebilir. Bu durum apandis rahatsızlığı olanlarda tanı
koymayı zorlaştırır.
Apendiksin
(apandisin) çoğunlukla dışkı veya daha az bir ihtimalle safra taşı,
tümör ya da barsak kurudyla tıkanması sonucu iltihaplanmasına
apandisit denir. Apandisin vücuttaki fonksiyonu henüz
bilinmemektedir. Sadece lenf dokusu bakımdan zengin bir yapıdır.
Yine de apandisin iltihaplanması sonucu yırtılıp karın bölgesinde
yayılmasıyla, ciddi problemler ortaya çıkar. Tedavi edilmediğinde
tehlikeli bir hastalık olan apandisit, karın zarının
iltihaplanmasına yol açabilir.
HASTALIĞIN NEDENLERİ
Apandisin iç boşluğu çok dardır. Bağırsak florasında bulunan bütün
mikroorganizmalar burada da yaşar. Apandis genellikle bu mikroplara
karşı yeterince dirençlidir. Ama bazen çoğalan mikroplar hastalık
yapıcı özellik kazanır. Böylece apandisin iltihaplanma süreci
başlar.
Mikropların hastalık yapıcı özellik kazanmalarım sağlayan en önemli
olay, apandis iç boşluğunun tıkanarak körbağırsakla bağlantısının
zayıflamasıdır. Mikropların burada durağan biçimde kalmasıyla
apandis duvarı iltihaplanır. Tıkanmanın birçok nedeni vardır. Bunlar
arasında yoğun mukus tıkaçları, bağırsak solucanları, apandisin çok
uzun olması, duvarlarında hareketi zorlaştıran köşelerin bulunması
ya da kiraz gibi meyvelerin takılı kalan çekirdekleri sayılabilir.
Apandisit tipleri: Belirtilerin şiddeti ve hastalığın
ağırlığı yalnız apandis iltihabının niteliğine bağlıdır. Akut
apandisitin başlıca üç tipi vardır: Mukuslu, irinli ve kangrenli.
Cerrahi uygulamada en sık mukuslu apandisite rastlanır. Mukus
salgısının arttığı bu tipte apandis iyice iltihaplanmış, gergin ve
büyümüştür. Üzerindeki periton ise alışılmış parlaklığım yitirerek
hafif matlaşmıştır. Mukuslu apandisit hastalığın en hafif tipi
olmasına karşın, zamanında müdahale edilmezse irinli apandisite
dönüşebilir. îrinli apandisitte, apandis iç boşluğunda
ve duvarında biriken irin birçok apse odağı oluşturur. Bu apselerin
ülserleşerek apandis dışına açılmasıyla kaçınılmaz olarak periton
iltihabı gelişir. Akut apandisitin irinli tipinde körbağırsak ve
incebağırsak bağlantı bölgesi gibi apandis yakınındaki bağırsak
bölümleri de iltihaplanır. Son olarak, apandis damarlarının pıhtıyla
(tromboz) tıkanması sonucunda kangrenli apandisit gelişir. Başka bir
deyişle, apandise gelen kanın ve dolayısıyla oksijenin azalması,
doku ölümüne (nekroz) ve apandisin bağırsaktan kopmasına yol açar.
Kopan apandisin ve körbağırsağın içindekiler kanın zan boşluğuna
yayılınca çok ağır bir peritonit oluşur.
KİMLERDE GÖRÜLÜR? GÖRÜLME SIKLIĞI
NE KADARDIR?
Yapılan araştırmalara göre A.B.D'de ve
diğer batı ülkelerindeki insanların yaklaşık %10'unun hayatının bir
döneminde apandisite yakalandığını göstermiştir. Bu hastalığın
ortaya çıkmadığı yaş yoktur. 2 yaşından küçük çocuklarda görülme
ihtimali nadirdir. Bu yaştan sonra görülme sıklığı artar ve en çok
genç yetişkinlerde, 20 yaşından sonra görülmeye başlar. Bu dönemden
sonra en sık yaşlılık döneminde ortaya çıkar.
Erkekler, apandisite, kadınlara oranla daha
fazla yakalanır. Bu oran 1.5/1' dir. Fakat çocukluk döneminde, hem
kızlarda hem de erkeklerde görülme ihtimali eşittir.
Belirtiler
Karın ağrısı; apandisitin en
önemli belirtisidir. Genellikle göbek çevresinde veya mide
üstünde başlar. Künt bir ağrıdır, azalma ve çoğalma
gösterebilir, ama, hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Genellikle
4-6 saat sürer (1-12 saat arasında değişebilir.) Daha sonra ağrı
karın sağ alt bölgesine yerleşir. Bazı hastalarda ağrı sağ alt
kadranda başlar ve orada kalır Apendiksin değişik yerleşimlerine
göre ağrı sırtta, sağ veya sol kasıkta veya mesane üstü ve
makatta hissedilebilir.
iştahsızlık, hastaların yüzde
90-95 inde ağrıdan daha önce görülen fakat önemsenmeyen
bulgudur.
Bulantı ve kusma; önemli bir
göstergedir. Hastaların yüzde 75'inde bulantı görülür.
Genellikle hasta bir şey yerse Kusar, midesi boşsa kusmaz.
Bu belirtilerin yanında,
hastanın, kabızlık, ishal ve gaz çıkaramama gibi şikayetleri de
olabilir. Ancak, bunlar tanı değeri taşımazlar."
Mauyene bulguları, apendiksin,
vücutta yerleştiği yere göre değişebiliyor. Patlama olup
olmaması da bulguları etkiliyor. Vücut ısısı bazı kişilerde
normal kalmakla birlikte bazılarında 37.5-38 dereceye çıkıyor.
Hastanın, fazla hareket etmekten kaçınması ve öksürme zıplama
gibi hallerde ağrılarının artması tanı bakımından önem taşıyor.
Tedavi-Apandisit
Ameliyatı
Hastalığın belirtileri ortaya çıktıktan sonraki ilk sekiz saat
içinde akut apandisit tanışı koymak çoğu kez zordur. Bu nedenle
gözetim altına alınan hastaya ağız yoluyla besin vermekten kaçınmalı
ve ishal yapıcı ilaçlar verilmemelidir. Hasta huzursuzsa yatıştırıcı
bir ilaç verilebilir. Tanı kesinleştikten hemen sonra cerrahi
girişim yapılır.
Cerrahi girişimde oldukça sık karşılaşılan bir durum apandisit
tanısıyla açılan hastada apandisin sağlam çıkmasıdır. Bu durumda
apandisin gene de alınması uygundur. Apandisit olgularında yanlış
tanıyla sık karşılaşılması, kuşkulu durumlarda belirtilerin
ağırlaşmasın] beklemeden cerrahi girişim yapma eğiliminden
kaynaklanır. Gecikmenin hastanın yaşamı için büyük tehlike yaratması
uzmanları hızlı karar verme-ye iter. Komplikasyonsuz apandisitten
ölme riski binde l'dir; bu oran hastalığın kangrenli tipinde binde
6'ya, patlamış apandisitte ise binde 50'ye çıkabilmektedir. Akut
apandisiti antibiyotiklerle denetim altında tutmak da doğru bir
uygulama değildir. Çünkü bu hastalık, tıkanmış apandisin içinde
antibiyotiklerin erişemeyeceği bir enfeksiyondur. Ama gene de
cerrahi girişimin gereksiz olduğu ya da uygulanamayacağı olgular
vardır. Örneğin, krizden 3-4 gün sonra geçici iyileşme evresinde
he-kime başvuran hastaya ilk aşamada cerrahi girişim yerine daha
yatıştırıcı yöntemler uygulanır. Yayılmış karın zarı iltihabında ise
hastanın genel durumu denetim altına alınmadan cerrahi girişime
başvurulmaz. Buna karşılık yaygın karın zarı iltihabının çocuklarda
cerrahi olmayan yöntemlerle tedavisi çok daha yüksek ölüm riski
yarattığından çocuk peritonitinde aynı yaklaşım geçerli değildir.
Uzmanlar sık sık karın ağrılarından yakınan, ama kronik apandisit
tanışı kesinleştirilemeyen hastalara cerrahi girişimde bulunma
konusunda artık çok daha dikkatli davranmaktadırlar. Bu yeni
yaklaşım, sürekli karın ağrılarından yakınan çocuklarım kronik
apandisit kuşkusuyla doktora götüren anne babaları endişeye
sokmaktadır. Oysa halk arasında genellikle kronik apandisit olarak
yorumlanan bu belirtinin nedenleri çoğu kez başka hastalıklardır.
Yineleyen apandisit nöbeti oldukça kolay tanınır. Hastanın
özgeçmişinde gerçek bir apandisit krizinin bulunması uzmanı tanıya
yaklaştırır. Apandisit krizi geçirmiş bir hasta karın ağrısı
dönemlerinden, iştahsızlıktan,sağ alt karın bölgesinde dokunmayla
uyarılan ağrıdan ve genel olarak kendini kötü hissetmekten
yakmıyorsa apandisin ameliyatla çıkarılması doğru olur. Buna
karşılık daha önce akut apandisit krizi geçirmemiş, ama karın
ağrılarından yakınan bir hastada apandisin alınması çok daha zor
verilebilecek bir karardır. Özellikle ergenlik çağındaki ve genç
kadınlarda uzmanı yanıltabilecek üreme organı hastalıkları sık
görüldüğünden apandisit ameliyatı kararının dikkatle verilmesi ayrı
bir önem kazanır. Günümüzde
apandisit ameliyatları en basit operasyonlardan biri sayılıyor.
Ancak tedavisi bu derece kolay olmasına rağmen, ihmal edilmesi
halinde. apandisit, tehlikeli bir hastalık oluveriyor. Zamanında
ameliyat edilmediği zaman İltihaplı apendiksin patlaması ölüme yol
açabiliyor. Genç erişkinlerde yüzde 15-25, çocuklarda yüzde 50-85,
yaşlılarda yüzde 60-90 arasında patlama ihtimali bulunuyor.