|
Boşalma Güçlüğü
::::::::::::::::::::::::
Erkeklerin çoğu, sevişme
sırasında, daha eşleri doyuma ulaşmadan, hatta yeterince
heyecanlanmadan, kendilerinin hızla orgazm oldukları durumları
yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelen böyle bir
erkek orgazmına, erken boşalma denir. Erkeklerin cinsel sorunları
arasında en yaygın olanı budur. Bazılarında boşalma, penis daha
dölyoluna girmeden bile olabilir. Çoğundaysa, bir iki sürtünmenin
ardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda, cinsel birleşme
gerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı, penis vajinanın içindeyken
olmuşsa, erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır.
Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun, boşalma erkeğe belli bir
haz verir, zevkli bir gevşeme, rahatlama sağlar. Ama sevişme,
heyecanlanma ve cinsel gerilim süresi ne kadar uzunsa, boşalma ve
rahatlamayla gelen haz da o kadar büyük olur. Dolayısıyla, erken
boşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz, uzun süreli bir
sevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az olacaktır.
Bunun da ötesinde, birşeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelen böyle
bir durum, boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik, başarısızlık ve
kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamış olmak da erkeğin bu
başarısızlık ve kaygı duygularını şiddetlendirecektir.
Erken boşalma, genellikle, ilk cinsel
deneylerini hep "aceleyle" yaşamış kişilerde görülür. Bu deneylerin esas
amacı, erkeğin cinsel geriliminin fazla gecikmeden giderilmesidir ve
kadın da, eğer varsa, sadece bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araç
durumundadır. İlk gençlik yıllarında erkeklerin genelevlerdeki
ilişkileri ya da genel olarak, hiçbir mahremiyet koşulunun bulunmadığı
durumlarda aceleyle tamamlanan cinsel birleşme deneyleri, erkeklerde
erken boşalmayı bir alışkanlık haline getirebilir. Aynı şekilde,
yakalanma korkusu içinde yapılan
masturbasyon da, eğer çok sık denenen
bir doyum yolu haline gelmişse, cinsel birleşme sırasında erken
boşalmanın nedeni olabilir. Erkek yaşantısında çok sık görülen bütün bu
deneylerin ortak yanı, yakalanma korkusundan veya herhangi bir başka
nedenden ötürü orgazmını aceleye getirmesidir.
Cinsel arzunun ilk uyanışıyla boşalma
arasındaki süre, kadın erkek arasındaki bedensel ve ruhsal temasın
verdiği haz duygusuyla değil, gerginlik, kaygı ve sabırsızlıkla doludur.
Erkek bu süreyi kısaltmaya çalışmaktadır; öyle ki, bunun yarattığı
koşullanma, onun en küçük uyarılara karşı aşırı ölçüde duyarlılaşmasına
neden olduğu için, daha sonra kadınlarla girişeceği cinsel birleşme
deneylerinde de erken boşalma kaçınılmaz olacaktır. Erken boşalmadan
yakınan erkeklerin çoğu, merkezi sinir sistemleri aşırı ölçüde duyarlı
kişilerdir. Bu durum, çocukluklarında sık sık yataklarını ıslatmalarına
neden olmuştur; bundan ötürü cezayla ya da alayla karşılaşmaları, onları
ergenlik çağına doğru daha da duyarlı ve kaygılı kişilere
dönüştürmüştür. İngiltere ve Amerika'da kliniklerde yapılan gözlemler,
erken boşalma sorunundan yakınan erkeklerin genellikle çevrelerinden
kopuk kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu kopukluk ya çok ürkek ve
ezik bir kişilikte ya da aşırı ölçüde saldırgan ve iddialı davranışlarda
kendini belli etmektedir. Bu tür kişiler, başkalarının kendileri
hakkındaki düşünce ve yargılarına hastalık derecesine varan bir önem
vermekte ve bu yüzden insanlara karşı sürekli tetikte durmakta, kimseye
güvenmemektedir. Çoğu zaman ilk cinsel deneylerini büyük bir gizlilik
içinde yürütmüşlerdir. Çünkü çevrenin kendilerini ayıplamasından
korkmaktadırlar. Kadınlarla ilk ilişkilerinde de, özellikle fazla değer
vermedikleri, bağlanmayacakları kadınları seçmişler ve gerçek doyuma
ulaşmaktan çok erkeklik güçlerini kanıtlamayı amaçlamışlardır. Daha
sonraları, uzun süreli bir ilişkiye girdiklerinde de, erken boşalmanın
ve doyumsuzluğun ilk belirtileriyle karşılaşmışlardır.
Kuşkusuz, bu türden komplekslerden uzak, rahat kişiler de erken boşalma
sorunuyla karşılaşabilir. Sırf başka bir eş bulamamaktan ötürü edinilen
bir genelev alışkanlığı, oldukça sık görülen bir nedendir. Erkek
cinselliği ile kadın cinselliği arasındaki fark da bir etken olabilir:
erkekler görsel uyarılardan şiddetle etkilenirler, eşlerinin çıplak bir
görüntüsü onlara ilk heyecanı vermeye yeter, bundan sonra gelen bir
fiziksel temas, bir sürtünme, onları kolayca orgazma götürebilir. Oysa
kadınların heyecanı, çoğu zaman ancak dokunsal uyarıların, bedensel
temasın belli bir aşamasında başlar; ve orgazma ulaşmaları için de
oldukça uzun bir süre gerekir. Erkeklerin çoğu, küçüklüklerinde
çişlerini tutmayı öğrendikleri gibi, yetişkinliklerinde de orgazmlarını
geciktirmeyi öğrenirler, ama aşırı heyecanlı, duyarlı ya da düpedüz
bilgisiz olanlar bunu başaramayabilir ya da gerek duymayabilirler. Eğer
çok köklü psikolojik nedenlerden kaynaklanmıyorsa, erken boşalma basit
cinsel terapi teknikleriyle giderilebilecek bir sorundur. Bu sorunla
karşılaşmış çoğu erkek, dikkatlerini başka bir şeye çevirerek, örneğin
işlerini düşünerek ya da birden yüze kadar sayarak boşalmayı
geciktirmeye çalışırlar. Ama bu , çok etkin bir çözüm değildir; hatta
erkekteki kaygıyı arttıracağı için tam ters sonuç verdiği de olur.
Dahada önemlisi, bu yöntem, erkeğin kendini bütün varlığıyla cinsel
coşkuya teslim etmesini önler; oysa gerçek doyumun temel şartı da budur.
Bir başka denenmiş yol da, erkeğin kadına hiç acele etmeden, yumuşakça
girmesi ve bir süre hareket etmeden bu durumda kadının üzerinde
yatmasıdır. Bu durumda penis, vajina içinde hiç hareketsiz dururken,
erkek karnını kadının klitoris bölgesine ağır ağır ama bastırarak
sürtebilir. Bu kendi boşalmasını geciktirirken, kadının orgazmını
hızlandıracaktır. Bu tür teknikler, boşalmayı geciktirmekle birlikte,
erkeğin kendini unutmasını önledikleri ve hep kontrollu davranmasını
gerektirdikleri için, cinsel birleşmeden alınan zevki azaltırlar.
Bunların hepsinde, erkek, doyurucu bir cinselliğin ana koşulu olan
kadınla iletişim ve bütünleşme yerine kendi hareketlerini aşırı ölçüde
kontrol edecek, kendisiyle başbaşa kalacaktır. Buna karşılık, kadın eşin
de cinsel terapide aktif bir rol alması, terapiyi de sevişmenin bir
parçası haline getireceği için alınan sonuçlar daha başarılı
olmaktadır. Masters ve Johnson tarafından geliştirilen ve iki eş
arasında uygulanan bir yöntem şudur: herşeyden önce kadınla erkek
mutlaka orgazma ulaşma düşüncesini bir yana atarlar. Kadın yatakta
sırtını bir yastığa dayayarak oturur. Erkek, başı kadının göğsüne
yaslanacak şekilde, kadının bacakları arasına uzanır ve bacaklarını
açar. Bundan sonra kadın, dikleşene kadar erkeğin penisiyle oynar.
Erkek, boşalmanın yaklaştığını hissettiği an kadına işaret eder. Bunun
üzerine kadın, penisin başını kuvvetlice sıkar; bu sıkma dört saniye
kadar devam etmelidir. Bu, boşalma dürtüsünün zayıflamasına neden
olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eşinin penisini
uyarmaya başlar. Erkek boşalmak üzere olduğunu haber verince kadın yine
sıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boşalana kadar 10-15 kez
uygulanmalıdır. Erkeğin bundan önce orgazma ulaşmasında bir sakınca
yoktur. Çift, bu yöntemle, orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan
sonra, sıra penisin dölyoluna girişine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir
"sıkma" uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinsel
birleşmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeğin sırtüstü yatması ve kadının
üste çıkarak penisi içine alması şeklinde olur. Ama bu noktada hiçbir
zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeğin dölyoluna
girme duygusuna yavaş yavaş alışmasıdır. Boşalmanın yaklaştığını
anlayınca kadına işaret edecek ve o da gövdesini erkeğin üstünden biraz
kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan
sonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aşamasına
geçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araştırma dönemi içinde, bu
yöntemi uygulayan 186 hastadan 182'sinin olumlu sonuç aldığını
bildirmektedir.
Ana Sayfa
|
|