|
Cinsel Roller
Cinsellik
bir içgüdüdür, biyolojik bir dürtüdür; ama bu dürtü belirli toplumsal
roller çerçevesi içinde etkinlik gösterir. Cinsiyetin biyolojik yanını
tanımlamak için "kadın" ve "erkek" sözcükleri kullanılır.
Penis, erbezi,
kıllı vücut gibi bazı biyolojik özelliklere sahip olan bireylere
"erkek", dölyolu, şişkin göğüs gibi biyolojik özelliklere sahip olanlara
da "kadın" denir. Buna karşılık cinsel rolleri tanımlamak için "kadınca"
ve "erkekçe" sözcüklerine başvurulur. Bu terimler, belirli davranış ve
düşünüş biçimlerinin kadınlara, başka bazı davranış türlerinin de
erkeklere özgü olduğunu anlatır. Kadın veya erkek, kendi cinsiyetine
yüklenen ya da yakıştırılan davranış biçimlerinin dışına çıktıkları
zaman da, kadına "erkeksi" erkeğe de "kadınsı" sıfatları uygun görülür. Şüphesiz cinsel roller sadece birer oyun veya geçmişten kalmış davranış kalıpları olarak görülemez. Her ailede yerine getirilmesi gereken bazı görev ve işlevler vardır: eve gelir sağlanmalı, alışveriş, temizlik ve yemek yapılmalı, çocuklara bakılmalıdır. Bütün bunlar ailedeki yetişkinler tarafından yerine getirilecek görevlerdir. Sorun bu görev ve işlevlerin varlığı değil, bunların hangilerinin kimler tarafından yapılacağıdır.
Çünkü, aile içinde de iktidar sorunu diye bir şey vardır: parayı kazanan, evin geçimini sağlayan kişi hemen her zaman ev içi iktidarı elinde tutacaktır. Bunu da yüzyıllardan beri erkek yaptığı için, kadına temizlik, çocuk bakımı gibi ev içi işler ve roller düşmektedir. Erkek, ev dışı dünyanın ve toplumsal hayatın karmaşık sorunlarıyla uğraştıkça doğal olarak daha zeki, daha geniş bir hayalgücüne sahip ve daha becerikli olacak, kadınsa ev hayatının darlığı içinde sıkışıp kalacak ve sınırlı bir düşünsel yeteneğe sahip olacaktır. Bir
toplumsal grup bir kez iktidarı ele geçirince onu bırakmamanın yollarını
arar, bu iktidarı haklı gösterecek gerekçeler ileri sürer. Erkekler de,
kadınlara olan üstünlüklerinin sadece fıziksel bakımdan daha güçlü
olmalarına değil, doğuştan daha yetenekli olmalarına bağlamışlardır,
"Tanrı ya da tabiat öyle istediği için erkek efendidir". Kadınlarla ilgili bir başka görüş de, "temiz ve saf kadın" düşüncesine ters düşmesine rağmen, aynı şekilde onları belirli bir rol içinde kısıtlamaya yöneliktir. Bu, kadının yine doğuştan kirli, kötü, tehlikeli, baştan çıkarıcı, zeki değil ama kurnaz, içten hesaplı olduğunu ileri süren görüştür. Bu yüzden kadınların kendi içlerindeki kötülüklerden korunmaları gerekir. Eğer kadın aşırı bir cinsel istek gösterirse, ona derhal "kadınca olmayan" damgası yapıştırılır. Çocuk bakmaktan yorulduğunu itiraf ettiğinde, "annece olmayan" bir tutum içine girdiği söylenir. Cinsel rollerin bunaltıcı yükünü daha çok kadınlar çeker ama, erkekler de bu yükten paylarını alırlar. Kadını da erkeği de aynı ölçüde etkileyen, rahatsız eden bir durumla karşılaşıldığında, örneğin üst kattaki komşu sabah saat beşe kadar daktilo yazdığında ya da otel odasında fare görüldüğünde, yukarı çıkıp komşuya dersini vermek veya otel müdürünü azarlamak görevi erkeğin üstüne kalacaktır. Oysa erkek böyle bir görevi hiç de üstlenmek istemiyor olabilir. Kuşkusuz, insan yaşamında rollerden bütünüyle kurtulmak çok güçtür; üstelik her zaman gerekli de olmayabiir. Bazı toplumsal roller, insani ilişkilerin kurulmasını ve kişiler arası iletişimi kolaylaştırırlar. Ne var ki, insanı kısıtlayan, kendi içindeki olanak ve yetenekleri sonuna kadar kullanmasını ve geliştirmesini önleyen roller yararlı değil zararlıdır. Bu tür kısıtlılılıklar, bir noktadan sonra ruhsal ve hatta bedensel rahatsızlıklara neden olabilir. Kadınlarda cinsel soğukluk ve histen, erkeklerde de iktidarsızlık ve erken boşalma, bunların en sık rastlanılanlarıdır
|
|