|
Cinsel Şiddet
Fiziksel şiddete uğrayan kadınların büyük bölümü cinsel şiddete de uğruyor. Kadınların çoğu dayaktan sonra zorla cinsel ilişki ve ters ilişki kurmaya zorlanıyor, itiraz ettiklerinde ise, tecavüz ediliyorlar.
Herhangi bir cisimle, kadının cinsel organına saldırıda bulunmak da
kadına yönelik cinsel şiddet türlerinden. Şiddet uygulayan bazı erkekler
süpürge sapı, mısır, salatalık, şişe vb. cisimleri vajinaya sokmak
yoluyla kadına işkence yapıyorlar.
Evlilikte Tecavüz - Dayaktan sonra her
üç kadından ikisine koca tarafından tecavüz ediliyor, her altı kadından
biriyle zorla (anal ilişki) ters ilişkide bulunuluyor. Kadınlar, kocanın
ters ilişki teklifini kabul etmediklerinde, çok yoğun bir biçimde
şiddete uğruyorlar. Fuhuşa
Zorlamak - Kocaların kendi seçtikleri başka erkeklerle karılarının
cinsel ilişkiye girme talebi ve talepleri kabul edilmediğinde, dayaktan
sonra erkeklerin tecavüzüne uğraması da sanıldığı kadar nadir rastlanan
durum değildir. Tecavüz
Sonucu Evlilikler - Kaçırılarak tecavüze uğrayan ve ailesinin zoruyla
evlendirilen kadınlar da var. Bu da kısacası ömür boyu cinsel tacize yol
açmaktadır. Aileler, "bekareti bozulan", başkasına "satamayacaklarını"
düşündükleri kızlarını zorla, hatta döverek, eve kilitleyerek tecavüzcü
ile evlenmeye zorluyorlar. Tecavüzün travmasıyla cinsel isteksizlik
duyan eşine, fiziksel şiddet uygulayarak tecavüz etmeye devam ediyor.
Tecavüzcü erkek, cezalandırılmak yerine, ailenin zoruyla mağdur
durumdaki kızla evlendirilerek ödüllendiriliyor ve bu kadına ömür boyu,
dayakla tecavüz etme hakkını elde ediyor. Şiddete Uğrayan Kadınların Ruhsal Durumları
Şiddet
Uygulayanlar Nasıl Erkekler Şiddet
uygulayan erkeklerin, yalnızca, "hasta ruhlu ve alkolik" olduğunu
düşünenler büyük hata yapmış olurlar. Hepsi normal, bildik, tanıdık
biçimde davranan erkekler. Çoğunlukla kadınlar şiddet uygulayan
kocalarını "dışarıda melek" olarak tanımlıyorlar. Hatta bazıları, bu
nedenle ailesine ve dostlarına, şiddete uğradığını söyleyemediğini,
kendisine inanmayacaklarından emin olduğunu ifade ederler. Alkol
kullanımı şiddeti iki yönlü etkiliyor. Alkollü olduklarında erkekler,
daha "rahat ve fütursuzca" şiddet uygulayabiliyorlar ve şiddeti alkolün
arkasına sığınarak açıklayabiliyorlar. Ancak, alkol şiddetin kaynağı
değil erkeklerin kullandığı bir araçtır. Şiddet
uygulayan erkeklerin yaşları, 16-78 arasında değişiyor. Bu tarz
erkeklerin büyük bölümünün gelir getiren bir işi var. Gelir getiren
faaliyetleri olanların büyük bir grup oluşturması, toplumun şiddet
uygulayanların "işşiz, bir baltaya sap olamamış" erkekler olduğuna dair
ön yargısını geçersiz kılıyor. Şiddet
uygulayanlar mühendis, doktor, mali müşavir ve sanatçılar; döviz
bürosundan lokantaya, pazarcılıktan market işletmeciliğine,
tesisatçılıktan marangozluğa, küçük imalatçıya kadar çok değişik işte
çalışan, esnaflar, polis, bekçi, zabıta gibi kamu kesiminde çalışanlar,
büro elemanları, inşaatçılar, muhasebeciler; her meslek grubundan ve her
kesimden erkekler.
EVDEKİ
TERÖR Kadına Yönelik Şiddet
TECAVÜZ: İKTİDAR AMAÇLI CİNSEL SALDIRGANLIK
Saldırganlık bir kişi veya grubun bir kişi veya gruba, onların isteği
dışında, onları incitebilecek, zarar verebilecek davranışlara yönelmesi
olarak tanımlanabilir.
Saldırganlıkta bir güç ilişki vardır. Saldırı güçsüz ve zayıf konumda
olanlara daha güçlü ve egemenliği ellerinde tutan kişiler tarafından
yöneltilir. Çok uzun zamandır yaşamlarının farklı alanlarında denetlenen
ve güçsüz konumuna sıkıştırılmış bir cins olarak kadınlar, ekonomik,
sosyal, psikolojik ve cinsel aşağılanmalarla karşı karşıyadır. Bu genel
tanımdan, kadınlara yönelik şiddete geçtiğimizde, şiddetin, kadınların
yaşamlarının her alanında yaygın olarak gözlenebilir ve bütün kadınların
karşılaştığı bir dizi olgudan oluştuğunu görürüz. Kadınlara yönelik
şiddet olaylarını ırza geçme, ensest, fahişelik, pornografi ve en yaygın
ve "meşru" kabul edilen biçimi olan eş dövme başlıkları altında
toplayabiliriz. Aslında
erkeklerden kadınlara yönelen bedensel, psikolojik, cinsel saldırılar
onlara yöneltilmiş aşağılama ve güç gösterme yollarıdır. Irza
Geçme Irza
geçme, saldırganlığın ağır bastığı bir cinsel saldırı. Erkeğin bir kadın
veya erkekle onun isteği ve rızası dışında, güç kullanarak, korkutarak
veya ilaç-alkol gibi bir madde ile yargılama yeteneğini etkileyerek ya
da rıza gösterme yaşının altınd olan bir çocukla yaptığı cinsel
girişimlerin tümü ırza geçmedir. Olayın suç sayılması için cinsel
organlara dokunulması gerekir ancak erkek cinsel organının girmesi (penetrasyon)
veya boşalması (ejekülasyon) zorunlu koşul değildir. Irza geçme eylemi
hemen daima, bir erkek tarafından bir kadına yönelik, ama daha seyrek
olarak da erkekler arasında olabilmektedir. Hangi
kadınlar, hangi koşullarda cinsel bir saldırı ile karşılaşma riskine
sahiptir? Bu risk 15
aylıktan 82 yaşına kadar kısaca her yaşta kadınlar için vardır. Ama
cinsel saldırı en sık 16-19, daha sonra 20-24 yaş arasında yaşanıyor.
Olayların yarısı tamamen bir yabancı tarafından, kalan yarısı ise az
veya çok tanıdıkları bir erkek tarafından gerçekleştirilmektedir.
Kaptanoğlu'nun (1987) 89 erkekten oluşan araştırmasında, ortalama 18
yaşında olan kadınların yüzde 69'u kendilerine saldırıda bulunan kişiyi
tanımaktaydı (%16 arkadaşlık, %27 komşuluk, %19 kanbağı). Neden
Kadınların Irzına Geçilir? Başında
söylediğimiz gibi kadınlara yönelik şiddet, egemenlik kurmanın bir
aracı. Ama ikinci bir düzeyde, bu egemenlik, başka bir biçim altında
ortaya çıkabiliyor. Irza geçen
erkeğin, aslında erkeklerden korktuğu, bu korkusunu yenmek için bir
misilleme olarak kadınlara karşı şiddet yönelttiği görüşü, farklı bakış
açılarınca en çok paylaşılanı. Daha önce suç öyküsü olmayan erkeklerin,
bazı durumlarda toplu olarak işgal edilen yörenin kadınlarına tecavüzde
bulunması ve bu durumun "mubah" kabul edilmesi, aynı bakışın bir
uzantısı olarak düşünülmelidir. Kadınlara uygulanan cinsel saldırılar
aracılığıyla, savaşan erkeklerin korkuları azaltılıp, güçlülük duygusunu
ve askerler arası birliğin artması sağlanmaktadır. Abel ve
Blanchard (1978) cinsel suçlar nedeni ile mahkum olmuş erkeklerde
yaptıkları çalışmada bu erkekleri belirleyen üç özellik tanımlar: Şiddet/zor
kullanmayı içeren, sapmış bir cinsel uyarma vardır. Kadınların
şiddet uygulanmasından keyif aldıkları inancı gibi, kadın cinselliğine
ilişkin çarpık varsayımları vardır. Karşı
cinsle ne zaman ve hangi koşullarda ilişki kurabileceğine ait becerileri
eksiktir. Irza geçme
olgularının kadınlar tarafından çok kere bildirilmemesini, kadınların
aslında olayları kışkırttığı ve saldırıdan zevk aldığı düşünceleri ile
açıklayan, sınanmasına bile gerek görülmemiş önkabuller hüküm
sürmektedir (Penfold ve Walker 1984). Aslında
özellikle Freud'dan sonra çok kabul gören, kadınların şiddet
kullanılmasından keyif aldıkları düşüncesi, belki bir grup kadın için
fantazi düzeyinde geçerli olabilecek, özel ve yaygınlığı bilinmeyen bir
mittir. Kadınların kuyruk salladığı, açık saçık veya karanlıkta
dolaşarak ya da başka yollarla erkekleri kendilerine saldırmayı
kışkırttığı görüşünün de geçerliliği yoktur. Kadınların
olayı duyurmaması çok nedenlidir. Zaten bedensel ve ruhsal bir
örselenmeden geçmiş olan kadının, mağdur olduğu halde ispat etmesi
yükümlülüğü vardır. Durumunu kanıtlayabilse bile, toplumun, hatta
ailesinin gözünde değerini yitirebileceği, düşmüş kadın olarak kabul
edilmese bile değerinden bir şeyler yitirmiş olarak görüleceği korkusu,
dayanaklı olan bir endişedir. Bu durumdan kurtulması için bekar olan bir
kadına kendisine saldıranla evlenmesi önerilir ve bu evliliğin beş yıl
sürmesi halinde saldırgan hiçbir bedel ödemek zorunda kalmayacaktır.
Cinsel
Bir Saldırı Yaşayan Kadını Neler Bekler? Olay
yaşanırken, ilk aşamada çok şiddetli bir panik hali ile birlikte hayatta
kalma endişesi, hatta mücadelesi vardır. Iza
geçmenin, kadının yalnız kişiliğine ve cinselliğine değil, somut anlamda
bedenine yönelik fiziki bir saldırı da olduğu düşünülürse basit yara
bere, çürükten, ivedi bir tıbbi yardımın zorunlu olabileceği kırık,
çıkık, kanama vb'nin de tabloya eklenmesi beklenebilir. Olayın
hemen ardından, kişiye göre şiddeti ve süresi değişebilen ama sıklıkla
ilk birkaç ay için kişinin yaşamında egemen olan özel bir tablo, "Travma
Sonrası Stres Bozukluğu" tablosu sergilenir". Bu devrinin özelliklerini
sıralarsak: Saldırı
olayının tekrar tekrar yaşantılanması, konu il ilgili hayaller ve
kabuslar, olayın yaşandığı ortamlara benzer koşullarda onu sembolize
eden bir olayla karşılaşıldığında şiddetli ve kaygı durumları. Saldırı
ortamına benzer durumlardan kaçınma eğilimi ve ortama uygun biçimde
tepki vermekte donukluk. Yeni
ilişkilere kuşkulu bakma, bedensel zarar görme endişesi önde olmak üzere
yaygın korku ve güvensizlik içinde, sürekli bir alarm halinin
yaşantılanması. Yaygın
ağrı, uyuşma, uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk gibi bedensel
zorluklar. Özetle,
ırzına geçilen kadınlar, hem bedensel hem psikolojik boyutları olan
ciddi bir travma yaşarlar. Yukarıda sayılan psikolojik zorluklar bir
bölüm kadında bir yıl içinde yavaş yavaş azalabilir. Ancak, gözlemler ve
bazı çalışmalardan edinilen kanıtlar yaşanan zorlukların her zaman kolay
kolay geçmediğini, bir yılla sınırlı kalmadığını göstermektedir.
Kadınların yarısının 30 ay sonra hala sokağa çıkmaktan korktukları veya
yalnız çıkmadıklarını, sosyal ilişkilerinin olay öncesine göre belirgin
biçimde aksadığını, kaygılı ve sıkıntılı olduklarını göstermektedir.
Cinsel isteksizlik, cinsel uyum güçlüğü gibi cinsel zorlukların ise çok
daha uzun zaman yaşanan zorluklar olduğu anlaşılması kolay bir durumdur
(Wirtz, Harrell 1987). Ne Gibi
Önlemler Alınabilir? Irza
geçme, kadınları çok yönlü etkilediğine göre, önlemleri de çok yönlü
olmalıdır. Irza geçme
olguları ile birlikte düşünülen, kanıtlanmamış ve geçerliliği olmayan
mitlerin yıkılabilmesi amacıyla tabu bir konu olmaktan çıkartılması
mücadelesi verilmeli.
Evli-bekar, "sahipli-sahipsiz", daha önce cinsel deneyimi olan-olmayan
fahişe ayrımı yapılmaksızın, ırza geçilme olayını yaşayan tüm kadınlar
aynı değerler sistemi içinde ele alınmalı. Hücum eden
kişinin eski bir sevgili, arkadaş, koca, bir tanıdık veya akraba olması
durumu kadının durumunu kuşku ile karşılamaya yönelik bir kanıt olarak
kabul edilmemeli. Kadının
mağduriyetini kanıtlaması yerine, tecavüz edenin suçsuzluğunu kanıtlama
zorunluluğu, yani ispat yükünün yer değiştirmesi sağlanmalı. Cinsel bir
saldırı ile karşılaşan kimseler utanç, şaşkınlık, korku veya öfkesini
ayarlayamama endişesi ile yaşanan travmayı aktarmak ve kanıtlamak
işlemleri sırasında yeniden zorluk yaşamaktadır. Bu nedenle, zorunlu
bilgilerin edinilmesi için konuyu yakından tanıyan ve nasıl müdahale
edileceğini bilen özel eğitimden geçmiş polis, hukukçu, doktorlar
yetiştirilmeli. Kriz
sırasında ve daha sonra, bedensel, davranışsal, cinsel zorluklara çok
yönlü bir yaklaşım gerekmektedir. Bu yaklaşımda etkili öğelerin neler
olduğunu belirlenmesi ve kullanılması gerek. Bilinç yükseltme ve
"kendine yardım" gruplarının, "üstüne gitme" tedavilerinin ırza geçme
olgularını onarmadaki yerlerinin incelenmesi, akla gelen ilk önlemler
içinde sayılabilir. Kaynak
Şahika
YÜKSEL KADINA
YÖNELİK ŞİDDET/EVDEKİ TERÖR MOR ÇATI
ERKEKLER VE TECAVÜZ KONUSU TECAVÜZ
KONUSUNDA ERKEKLERİN SORUMLULUKLARI Maalesefki
çoğu erkek tecavüz konusunda bir sorunun olduğunu inkar etmekle
kalmayıp, tecavüz konusunda onlara herhangi bir sorumluluğun düşmediğini
iddia etmektedirler. Kısacası erkekler tecavüzü "kadının sorunu" olarak
görmektedirler. Tecavüz
gerçeğinin hepimizin hayatını etkilediğini artık erkekler de
görmelidirler. Erkeklerin ve kadınların saldırıya uğradığı bu dünyada,
erkeklerin de bu acı gerçeği duymamazlıktan gelmemeleri gerekir.
Dolayısıyla, tecavüz sadece "kadın sorunudur" düşüncesi erkekler için
artık geçerli olmaması gerekir. Kadınlar, tecavüze uğrasalarda
uğramasalarda tecavüz olayından doğal olarak etkileniyorlar, erkekler
tecavüz etselerde etmeselerde bu olaydan etkileniyorlar.
TECAVÜZCÜLER NEREDEN GELİYORLAR? Acı gerçek
1 - erkekler tecavüz eder. Bizi bu gerçekten hiçbirşey
uzaklaştırmamalıdır. Tarihten günümüze kadar erkekler bu gerçeği inkar
etmişlerdir. Gerçek 2 - tecavüzcüler toplumsal bir sorundur ve toplumun
tüm fertleri bu sorumluluğu üzerlerine almalıdırlar.
Gerçeklerin görülmesi ve sorumlulukların alınması çoğu erkek için
güçtür. İnkar etmeler, savunmaya geçişler artık erkekler için yeterli
kabul edilmeyecektir. CİNSEL
OBJELER CİNSEL HEDEFLERİ OLUŞTURUR Hiç kimse
tecavüzcü olarak doğmaz, onlar tecavüzcü haline getirilir. Tecavüzcüleri
yaratan kültür ve toplumlar, kadınları da yaratır. Bazı
erkekler neden tecavüz eder de bazıları etmez sorusuna cevap ise iki
kesiş noktalarında belirlenir; tavır ve davranışlar ve şiddet ve erkek
olmak. Erkeklerin hepsi bu kesiş noktalarına bağlıdır çünkü erkek olarak
bunlarla büyüyorlar. Erkekler
birlik olabilse, tecavüz konusuna son verebilirler. Ama maalesef şu anda
tek birlik olan gurup tecavüzcü erkekler.
ERKEKLER KADINLARA KARŞI KULLANILAN ŞİDDETE İSTESELER SON
VEREBİLİRLER!!!
ÖZYUVADAKİ TECAVÜZ "Tecavüz"
ve "tecavüz eden"..... Bu sözleri kim hoş karşılar? Duyunca irkiliriz,
dehşete kapılırz. Tecavüz eden insanları, farklı fantaziler içinde ama,
hemen daima tanıdık-bildik, eş-dost erkeklerden farklı olarak hayal
ederiz. Bizim çevremizdeki, ailemizdeki erkeklerden çok farklı,
muhtemelen iri yarı, gece karanlıkta, tenhada karşımıza ansızın çıkan
birileridir. Belki de evin kapısını kırıp eve girmiştir. Ama
üzgünüm ki, bu bir yanılsama. İnanılması güç ama sayılar gösteriyor ki,
kadınlara en çok kocaları tecavüz ediyor. ABD'de yapılan toplumsal bir
taramada, her yedi kadından birine kocalarının tecavüz ettiği
tanımlanmıştır. Evlilikte zorbalık yolu ile cinselliğin dayatılmasının
evlilik tarihi kadar eski bir geçmişi var. Ama evli olan bir erkeğin,
kendi karısının ırzına geçebileceğinin sürülmesi oldukça yeni ve çelişik
bir kavram. Evlilik
anlaşması içinde tarafların cinsel yakınlık, cinsel ilişki kurması
"yasal" ve "normal" olarak görülüyor. Bu durum, yasal bir zeminde
işlenen bir suçu, saldırganlığı gündeme getiriyor. Bu tartışmanın
gündeme gelmesi için iki önkabul zorunlu. Kadının bir mal olmadığı,
kadın bedeninin salt kendine ait olduğu ve kendi istediği gibi ve
istediği zaman dokunulabilir olduğu. Diğeri, "özgür onam" veya eskilerin
deyişi ile "rıza" kavramı. Özgür onam, tarafların o konuda oy birliği
ile karar verip anlaştıkları, gönüllülük esasına dayanan bir anlaşmadır.
Tecavüz
Nedir? Cinsel istek denetlenebilir, yönlendirilebilir, ertelenebilir bir dürtüdür. Tecavüzde, saldırgan cinsel davranışta, bazı cinsel motifler olmakla birlikte, temel etken öfke, düşmanlık ve gücün ifade edilmesidir. Tecavüz edenlerin bir bölümünde ise zarar verme gibi sadistik motifler ön planda olur. "Uyarılmış bir erkek" için tecavüz, cinsel isteğin engellenemez bir sonucu değildir. Kısaca, tecavüz cinselliğin değil, saldırganlığın ifadesidir.
Evlilikte Tecavüz Bir Kadının Cinsel Yaşantısını Nasıl Etkiler? Cinsel
isteksizlik vardır. Kadın cinsel isteğini artırmak için çareler arar.
Dişini sıkar, kendisini ilişkiye girmeye zorlar. Ama iki kişinin ister
zorla, ister isteyerek başladıkları ilişki sırasında keyifleri kısa
zamanda azalabilir. Keyifli ve istekli bir cinsel yakınlık sırasında
veya cinselliği hatırlatan herhangi bir durumda, zorla yaşadıkları
cinsel ilişkilere ilişkin sahneler tekrar tekrar anımsanır. Basit
yakınlık için yapılan değişleri bile cinsel içerikli olarak
değerlendirip, şiddetli tepkiler verebilirler. Sokaktaki
adamın tecavüzünü yaşamış olan bir kadın, tecavüzün adını koyabilir.
Kimseye söylemese, saklasa bile tecavüze maruz kaldığını bilir. Ama,
yuvasında eşinin tecavüzüne tekrar tekrar uğramış olan bir kadın, bir
saldırgan ile evli olduğunu ve sokakta tecavüz edilen kadın gibi bir
sorun yaşadığını kendi kendine bile tanımlamaz. Kadınlık rolünün
alışkanlığı içinde kendisini suçlar ve cinsel yönden eksik bir kadın
olarak tanımlar. İstemediği zaman, eşini kırmamak için cinsellik
yaşamaya kendini mecbur kılar. Hangi
Erkekler Evde Tecavüz Eder? Bazı erkekler, hem eşleri hem başka kadınlara tecavüz edebildikleri halde, bir kısım erkekler eşleri dışında hiçbir kadına tecavüz etmemiştir. Evlilik içi tecavüz konusunda çalışmaları olan Diana Russell'a (1990) göre, bu konuda kocalar, farklı gruplara ayrılırlar:
Güç,
denetleme, cinsellik, sadizm, öfke; hangi motif ön planda olursa olsun
tecavüz eden kocaların sahip olduğu ortak bazı özellikler olduğu
görülmektedir. Groth'a (1981) göre, yaşanan sahiplik ilişkisinde cinsel
yakınlıklar çiftin biçiminde yaşanır. Başka bir deyişle, tecavüzde bir
muhabbetin paylaşılması söz konusu değildir, duygular paylaşılmaz. Bu
kopukluk salt iki kişi arasında yaşanmaz. Saldırgan aynı zamanda kendi
duygularından, sıcaklığından da kopuk bir cinsellik yaşar. Saldırgan
kocalar iletişim kurma, duygularını tanıma ve ifade etme güçlüğü
içindedirler. Bir şeye kızınca, hayal kırıklığına uğrayınca bunu
bildikleri tek yol olan cinsel-saldırganlıkla ifade ederler. Dahası, bu
yöntemi her türlü evlilik sorunu için, bir çözüm olarak görülür. Sonuçta, tecavüz eden kocalar cinsel saldırganlıklarını çok insani, kadınların çok tanıdığı bazı duygu ve gereksinimlerini karşılamak amacı ile gerçekleştirir.
Ama geçici
olarak bu amaçlarına yaklaşmış olsalar bile, yetersizlik, güvensizlik,
duygusal yakınlığı yaşama gereksinimleri karşılanmadığı için, yeniden
yeniden tecavüz eder dururlar. Kocanızla
istemediğiniz halde, size fizik güç kullanarak zorladığında veya "kavga
çıkmasın, dışarı gitmesin" diye zorla dişinizi sıkıp sevişmek zorunda
kaldığınızda, eşinize, dostunuza, ailenize danışıp, öğüt istediniz mi?
Onlar size ne dedi, ne gibi çareler önerdi? Duyuyor gibiyim: "Sen sık
dişini otur, yaşlanır, durulur, erkeğini dışarı yollama, nihayetinde o
senin kocandır" filan demişlerdir. Siz de kendi kendinizi; "Bende bir
şey var, kadınlığım eksik" gibi nedenlerle sorumlu, hatta suçlu bulmuş
olmalısınız. Ama suçlanmayın, eksiklik hissetmeyin. Evli veya bekar
kadın, erkek, çoçuk her bireyin bedeni ve cinselliği ve bunların
kullanım hakkı kendine aittir. Fizik,
duygusal, cinsel şiddetin yer aldığı bir ilişkide tecavüz eden,
saldırgan kişiler bu durumdan yakınmaz ve hayati bir zorunluluk
dayatmadıkça değişmek için ciddi bir çaba göstermez. Çok kez, eşin
terketmesi, hapishaneye girmek veya bunlara yakın bıçağın kemiğe
dayandığı durumlar, saldırganları değişmeye zorlayabilir. Dolayısıyla,
haksız gibi görünse bile yuvadaki cinsel şiddeti, tecavüzleri,
saldırganlığı durdurma öncülüğü ve sorumlululuğu da mağdura aittir.
Şiddet mağduru olan bir kadının bu inisiyatifi alması ve sürdürmesi,
zahmetli ve iniş çıkışları olan bir süreçten geçmesi kaçınılmazdır. Bu,
başka bir yazı konusu (bu kitaptaki "Kadınların Şidetten Kendilerini
Koruması Neden Zor" yazısına bakın). Ama diyelim ki, karısına tecavüz
etmeyi alışkanlık haline getirmiş bir erkek, artık farklı bir cinsellik
yaşamak istiyor. Bu, nasıl gerçekleşebilir? Evde
Karısına Tecavüz Eden Bir Koca Değişmek İsterse Neler Yapabilir? İlk adım,
karınıza yaptıklarınızın adını koymakla başlar. Yaşananın cinsellik
değil, saldırganlık olduğunu inkar etmeyin. Ne olduğunuzu tanımakta,
kendinize açık olun. Geçmişte
karınıza cinsel olarak saldırmışsanız, kontrol etmezseniz yeniden yapma
olasılığınız çok yüksek demektir. Geçmişi değiştiremezsiniz ama geleceği
denetleyebilirsiniz. Şimdi davranışlarınızı ve düşünüş biçiminizi
değiştirmeniz mümkün. İşe isterseniz önce sert, saldırgan
davranışlarınızın bir çetelesini tuturak başlayın. Onu ne sıklıkta
zorluyorsunuz, tehdit ediyorsunuz, bir şeyler fırlatıyorsunuz,
eşyalarına zarar veriyorsunuz, sokağa çıkmasını, para harcamasını,
giyinmesini sınırlıyorsunuz? Siz de farkettiniz galiba, liste çok
kalabalıkmış meğerse. Bunu tek
başınıza yapmanız çok zor, profesyonel bir yardım almalısınız.
Profesyonel destek işinizi kolaylaştıracaktır. Psikolojik danışmanlık
veya tedavide size kendinizi Kontrol etme becerilerini öğretebilirler.
Bu okuldan mezun olmak zaman alacak. Alışmadıklarınızı yapacaksınız.
Kendi duygularınıza kulak kabartacaksınız. Davranışlarınızın
başkalarında, karınızda yarattıklarını tanıyacaksınız ve bunların
değiştirmeye çabalayacaksınız. Sihirli bir ilaç gibi, bir seferde
etkileyen özel bir teknik yok. Düşünme ve uygulamaya yönelik pek çok ev
ödevi var. Siz bu işe başladınız diye, eşinizin bir günde size
inanmasını ve güvenmesini beklemeyin hemen. Saldırganlık eğilimlerinizin
ne zaman, hangi koşullarda çıktığını gözlemeye çalışın. Bu tür
davranışlara götüren duygu ve diğer öncü işaretli tanımaya çalışın.
Kendinizi ne kadar tanırsanız, kendinizi denetleme şansınız o denli
artabilecektir. Yine bu
süreçte önemli bir başka uğraşınız, yaptıklarınızın karınıza yaşattığı
olumsuzlukları, ona verdiğiniz acıları tanımak. Sizin tedaviye başlamış
olmanız iyi bir adım, ama uzun soluklu bir uğraş içindesiniz. Zorlama
insanda fizik, duygusal, cinsel etkiler yaratır. Daha açıkçası,
yaşananlar belirli sorunlara neden olmuştur. Cinsel ilişkiye zorlanan
bir kişinin, daha sonra çok kez cinsel keyfi etkilenir. Cinselisteği
azaldığı gibi, istek duyduğunda geçmiş olayların anımsanması cinsel
keyif almamasına neden olur veya şiddetli bir korku, panik yaşayabilir.
Karınız bu olayları evinizde, yatağınızda yaşamıştır. Bu mekanlarda
sizin yanınızda kendini rahat, gevşek ve eminiyette hissetmesi çok zor
gerçekleşecek. Kısa zamanda bu güveni duyması olanaksız. Ancak uzun bir
zaman, kararlı ve tutarlı olarak, şiddet içeren davranışlarınız
gözlenmezse, karınız, sizin yanınızda kendini gevşek ve rahat
hissedebilir. Onun kendi içindeki karışık ve size yönelik olumsuz
duygularını halletmeden bunların gerçekleşmesi zor. Ama sebat ederseniz
belki bir gün size güvenebilir, hatta cinsel isteği bile uyanabilir.
Siz, bir daha onun isteği dışında zorla bir yaklaşımda bulunmamaya karar
vermiş olsanız bile bu vaatlere kolay kolay inanamayacaktır. Tedavi
süresince ilişkin bir konuyu daha tanıtmak isterim. Bu süreçte kendi
geçmişinize doğru da yolculuk edeceksiniz. Sert, saldırgan
davranışlarınız nasıl ve ne zaman başladı? Size yönelik bu tür
muameleler yaşadınız mı? Önemli konulardan biri: saldırgan, zorlayıcı
davranış ve tutumlarınız size kendinizi nasıl hissettiriyor? Kendinizi
daha çok erkek olarak mı görüyorsunuz? Eşinizle cinselliği konuşma ve
kendizini ifade etme yollarını biliyor musunuz? Eve, işinize, eşinize,
kendinize ait konuları açık ifade etmesini biliyor musunuz? Bunların
yanıtlarını bulmak ve eşinizle iletişimi geliştirmek ve keyifli bir
cinsellik yaşamak; bunlar da mutlu sonla elde edilecekler.
Evlilikte Tecavüz ve Kadın Hakları Her
kadının kendi bedenini konrol etme, cinsel bir yayınlık yaşama, çocuk
sahibi olma veya doğum kontrolüne karar verme hakkı var. Kocası dahil
hiç kimse, bir kadını fizik veya duygusal zor kullanarak veya bunlarla
tehdit ederek cinsel ilişkiye mecbur edemez. Evli olmak
bir kadının istemediği zaman sevişmeme hakkını ortadan kaldıramaz. Evli olmak
kocanın mülkü olmak demek değildir. Eşler
arasında cinsel konularda bir uyumsuzluk olduğunda bu konuyu konuşarak,
gerekirse profesyonel bir danışmanlık alarak değiştirmek mümkün
olabilir. Bir anlaşma olmazsa ayrılabilirler. Evlilikte tecavüz, cinsel
uyumsuzluğa çözemez. Tecavüz, kocanın karısını cezalandırması veya onu
aşağılamasıdır. Şahika
YÜKSEL KADINA
YÖNELİK ŞİDDET-EVDEKİ TERÖR MOR ÇATI
KADIN SIĞINAĞI VAKFI CİNSEL
ŞİDDETE EĞİLİMLİ ERKEKLER "Normal"
olarak tanıdığımız veya adlandırdığımız erkeklerin cinsel şiddete ve
tecavüze başvurmaları kanıtlanmıştır. Fakat bazı özellikleri taşıyan
erkeklerin, bu tarz davranışlarda bulunmaları daha fazla olanak
taşımaktadır. Aşağıdaki özellikleri gösteren erkeklere dikkat edilmesinde fayda vardır.
CİNSEL
TACİZE HAYIR 11-12
Şubat 1989'da Ankara'da yapılan 1. Feminist Kongre'de (Feminist
Haftasonu) alınan kararlardan bir tanesi de ülke çapında "Bedenimiz
Bizimdir, Cinsel Tacize Hayır Kampanyası"nın başlatılması kararı oldu.
Türkiye'nin değişik illerinden kadınların destek verdiği kampanya
çerçevesinde, Ankara'da 14-28 Ekim 1989 tarihleri arasında, Kuğulu
Park'ta ve Sakarya Caddesi'nde kampanya sloganlarının yazılı olduğu
rozetler dağıtıldı, Kızılırmak Sineması'nda bir panel düzenlendi,
Gençlik Parkı Kapalı Tiyatro Salonu'nda tanıklıkların konuşulduğu,
sadece kadınlara açık bir toplantı düzenlendi.
İstanbul'da ise, cinsel tacize dikkat çekmek için, 2 Kasım 1989 sabahı
vapurda yapılan bir basın açıklamasının ardından, kadınlara mor iğne
satışına başlandı. Türkiye'de yaşayan şehirli kadınların, erkek tacizine
karşı geleneksel karşı koyuş biçimlerinden hareketle şekillenen Mor İğne
eyleminin, kampanyanın en özgün ve en ilgi çekici eylemi olması daha
sonra tüm kampanyanın Mor İğne Kampanyası adıyla anılmasına neden oldu.
İzmir'de
de 29 Kasım 1989'da, İzmir Kadın Platformu, bir gece yürüyüşü ve
"Sarkıntılığa Hayır Sergisi" gibi etkinlikler düzenledi. Kemeraltı'nda
sarkıntılık eden erkeklere karşı kullanılmak üzere iğne dağıtıldı. "Şimdi
size, harika bir ürün tanıtmak istiyorum. Elimde gördüğünüz bu iğne,
paslanmaz çelikten olup, nikel-krom alaşımlı olup, 7 cm. uzunluğundadır.
Üzerinde bulunan mor kurdele, tüm giysilerinizle birlikte
kullanabileceğiniz bir aksesuar görünümündedir. Bu şık aksesuarın aynı
zamanda size sarkıntılık edenlere karşı savunmanızda bir araç olduğunu
şimdi size göstereceğiz. Hareket şu... Hiç acımadan batırın, korkmanıza
gerek yok, tetanoz yapmaz. Bu iğne, MOR İĞNE Kampanyası'nın bir
ürünüdür. Kampanya grubumuz kadınlardan meydana gelmiş olup, elle,
sözle, gözle yapılan sarkıntılığa karşı etkin ve kalıcı önlemler
geliştirmeyi amaçlamaktadır. Sarkıntılığa karşı çıkmak isteyen bütün
kadınları, MOR İĞNE Kampanyası'na katılmaya çağırıyoruz." (2 Kasım 1989
günü Kadiköy-Karaköy Vapuru'nda mor iğne satan kadınların MOR İĞNE
KAMPANYASI'nı tanıtım sözlerinden.) 2000
Ajandası Kadın
Eserleri Kütüphanesi
ÇOCUKLARA YAPILAN CİNSEL TACİZ Sadece
Amerika'da her sene kayıtlara geçen 80,000 çocuk tacizi olayı vardır.
Yapılan açıklamalara göre bu konuda rapor edilmeyenlerin sayısı rapor
edilenlerden daha fazla. Sorunun tanımlanması, çocuk tacizinin
durdurulması ve tacize uğrayan çocukların profesyonel yardım görmesi
gerekmektedir. Çocuklara cinsel tacizin uzun vadedeki hem duygusal hem
de psikolojik etkeni küçümsenmeyecek derecededir. Çocuk
cinsel tacizi bir çok kişi tarafından yapılabilinir; anne, baba, üvey
anne, üvey baba, kardeş, akraba, öğretmen, komşu veya herhangi bir
yabancı kişi. Bir çocuk cinsel tacize uğradığında çocukta çoğu zaman
rahatsız edici duygular, düşünceler veya davranışlar gelişebilir. Hiç bir
çocuk cinsel tacizle başa çıkabilmek üzere psikolojik açıdan hazır
olamaz. İki üç yaşındaki çocuk bile, her ne kadar böyle bir olayın
yanlış olduğunu bilmese bile, ilerki yaşlarında yaşadığı bu olaydan
dolayı olumsuz bir şekilde etkilenecektir. Beş yaş ve
beş yaşın üstündeki çocuklarda, taciz uygulayan kişiyi tanıyorlarsa bir
karmaşa yaşamaları normaldir; bu tarz cinselliğin yanlış olduğunu
bilmelerine rağmen, cinsel tacizi uygulayan kişiye olan sevgi ve
bağımlılıklarından dolayı cinsel tacizi kimseye anlatmazlar. Eğer çocuk
cinsellikten kaçmaya çalıştığında, tacizci genelde çocuğu ya şiddet ya
da artık onu sevmeyeceği gibi yaklaşımla tehdit eder. Tacizci aile
içinden birisi ise çocuk diğer aile fertlerinin kızacağını, onunla utanç
duyacağını düşünür ve hatta bu olayın duyulması durumda ailenin
parçalanacağını bile düşünür. Bu tarz düşünceler ve duygular da çocuğun
cinsel tacize katlanmasına neden olur. Cinsel
tacize uğrayan çocuklarda genelde bazı ortak karakteristikler oluşur;
özsaygıları düşük, hiç bir işe yaramama duygusu, seks konusunda tuhaf
düşüncelerin oluşması, içine kapanık ve yetişkin insanlara fazla
güvenmemek gibi. Hatta bazı çocularda intihara teşebbüs bile olabilir.
Cinsel
tacizi uğrayan bazı çocuklarda başkalarınla iletişim kurarken sadece
cinsellik üzereni kurabiliyorlar yeni ilişkilerini. Bu tarz çocuklar,
yetişkin olduklarında genelde ya çocuklara cinsel taciz uyguluyorlar ya
da para kazanmak için cinselliklerini kullanıyorlar. Çoğu zaman
cinsel tacizin fiziksel belirtileri yoktur. Ancak bazı durumlarda
doktorlar
tarafından muayenede bir takım belirtiler bulunabilir. Cinsel
tacize uğramış çocuklarda aşağıdaki bahsedilenler ortaya çıkabilir:
Cinsellik veya seks konularına anormal
ilgi gösterme veya tamamen ilgisiz kalma. Uyku
sorunları veya kabus görme. Depresyon
veya aile fertlerinden/arkadaşlarından uzaklaşma. Okula
gitmeyi istememe. Normalin
dışında yaramazlık yapma / söz dinlememe. Yaptığı
çizimlerde, oynadığı oyunlarda cinzel tacizi andıran resimler/oyunlar.
Anormal
bir şekilde agresif olma. Cinsel
tacize uğramış çocuklar ancak kendilerini güvencede hissettiklerinde
başlarından geçen olayları anlatırlar. Eğer çocuğunuz size bu konuda
birşey söylerse, söylediklerini sakin bir şekilde dinleyin. Dinledikten
sonra da çocuğunuza bu olayların onun suçu olmadığını vurgulayın. Derhal
tıbbi ve psikolojik profesyonel yardım almaya çalışın.
Ebeveyinler çocuklarının cinsel tacize uğrama riskini veya eğer
uğrarlarsa bunun çocuğu olan etkisini azaltmak için şunları
uygulamalıdırlar: Çocuğunuza
şunu söylemelisiniz; "eğer senin vücuduna biri dokunmaya çalışırsa o
kişiye hayır de ve gelip hemen bana söyle lütfen." Ayrıca, çocuklarınıza
büyüklerini karşı saygılı olmaları gerektiğini vurgularken, büyüklerin
her dediğini yap anlamına gelmediğini de vurgulamalısınız. Örneğin
çocuğunuza kesinlikle şu cümleyi söylemeyin; "Öğretmeninin veya
bakıcının her dediğini yapmalısın." Cinsel tacize uğramış çocuklar ve aile fertleri derhal profesyonel açıdan yardım almaları gerekmektedir. Çocuk veya ergenlik çağındaki gençler üzerine uzman psikiyatristler, tedavi ile cinsel taciz sonucu meydana çıkabilecek olumsuz etkileri ortadan kaldırabilirler. Bu da çocukların erişkin yaşlarında doğabilecek sorunları ortadan kaldıracaktır.
Adet Görme Ağrılı Cinsel İlişki Aids Aile planlaması Akraba Evliliği Andropoz Bel Soğukluğu Boşalma Güçlüğü Birleşmenin Uzatılması Bayanlara Öneri ve Uyarılar Birlikte Orgazm Biseksüalite Cinsel Roller Cinsel Çekicilik Cinsel Hayatta Riskler Cinsel Terapi Cinsel Oyunlar Cinsel Uyarıcı Maddeler Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar Çıplaklık Cinsel Anlaşma Cinsellik ve Beyin Cinsel Birleşmeden kaçma Cinsel Birleşmede Ortam Cinsel Birleşmenin Yeri Cinsel Birleşmenin Zamanı Cinsiyet Nasıl Belirlenir Çocuklarda Cinsel Gelişim Cinsel işlev Bozukluklarının Tedavisi Cinsel Uyarılma Cinsel İlişki Çeşitleri Cinsellik ve Gen Cinsel Organlarda Yara Cinsel Şakalar Cinsel Şiddet Cinsellikte Heyecan Cinsel İletişimsizlik Cinselliğin Safhaları Cinselliği Etkileyen Faktörler Cinsel Oyuncaklar Cinsel Birleşme Olmuyorsa Cinsel Doyum Cinsel İsteksizlik Cinselliğin Yöneticisi Erkek midir? Cinsellik Ve Olumsuz Önyargılar Cinsel Tedavi Cinsel Dönemler Cinsel Özgürlük Cinsel Eylem Cinsel Zevk Sınırları Cinsel Doyumsuzluk Cinsellikte Çiftlerde Sorun Çocuklara Cinsellikle İlgili Bilgi Verme Doğum Kontrol Hapları Eşlerde Cinsel Uyumsuzluk Ergenlik Erkekte Orgazm Empotans (Sertleşme Bozukluğu) Evlilik Öncesi Cinsellik Erkeklerde Cinsellik Sorunları Erkeklerin Cinsel Organı Erken Boşalma Ereksiyon Sorunu Eşcinsellik Frengi Güçlü Seks İçin Beslenme Gebeliği Önleme Hapları Göğüsler Gebeliği Koruyucu İğneler Geç boşalma Homoseksüellik İktidarsızlık ve Cinsel Terapi İktidarsızlığa Testesteron Kremi İlk Cinsel İlişki İktidarsızlık Bahane İyi Seksin Zamanı Sabah Sekiz İlk Gece Kısırlık Kadın Orgazmı Kadınlarda İlişkiye Girememe Kızlık Zarı-Hyman Kadınlarda Cinsel Sorunlar Kalçalar Kondom Klamidyoz Kama Sutra Kısırlık Nedenleri Koku Ve Seks Kadında Cinsel Sorunlar Kadının Cinsel Organları Ve İşlevleri Kadınlarda Orgazm Sorunları Mastürbasyon Mastürbasyon Ve Sağlık Mastürbasyon Ve Cinsel Gelişim Minihap Nedir? Mesir Macunu Menapoz Sonrası Nasıl sevişilir? Sevişme Önerileri Orgazm Uykuda Orgazm Öpüşme Özürlülerde Cinsel Yaşam Ön Sevişme Penis Eğriliği Penis Ağrısı-Şişmesi Penis Büyüklüğü Spiral Spermisit Nedir? Sperm Alerjisi Şehvet Sex Tavsiyeleri Sevgi Ve Cinsellik Temel Cinsiyet Özellikleri Cinsel Temas Tüp Ligasyonu Ne Demek Uyarılma Bölgeleri Üreyememe Sorunu Vazektomi Viagra Yaşlılık Ve Cinsellik Yanlış Cinsel İnanışlar Evlilikte Cinsellik Gebelikte Cinsellik Cinsellik Haberleri Cinsel Sözlük cinsellik
|
|