|
Cinsel sorunlara Ev Ödevi
::::::::::::::::::::::::
Aşk ve
cinsel yakınlık düşünsel, duygusal ve davranışsal boyutlarıyla iki insan
arasında bir etkileşimdir. Yakınlık kurmak insanın kendisini, duygu ve
düşüncesini ve hatta bedenini, iç dünyasını bir başkasına açmasıdır.
İlişkiler ve cinsellik insana sevilmeye değer birisi olduğu duygusunu
yaşatır. Bu kadınlığın ve erkekliğin bir açıdan onaylanmasıdır. Düzenli,
paylaşımlı, yakın ilişki içinde olmak çoğu insanın kadın veya erkek
istediği bir durumdur.
Doğumdan ölüme kadar bir yaşam dürtüsü olarak süren insan cinsel
davranışı tek bir biçime uymaz. İnsanlar cinsel dürtü, güç ve tercih
ettikleri cinsel anlatım ve doyum açısından farklıdır. Bireyin
toplumdaki ilişkileri, yaşam koşulları, içinde bulunduğu kültür ortamı,
kadın veya erkek oluşu, yaşı, yaşamı boyunca cinsel deneyimlerini ne
kadar geliştirdiği gibi çeşitli etkenler bu farkları belirler. Tedaviyi
üstlenen kişinin bu değişkenleri bilmesi, kendi değer yargılarını
karşısındakine yüklememesi açısından önemlidir.
SIKINTI KAYNAĞI
Cinsel yaşamda aksaklıklar birey için haz ve doyum duygusunu
kaybetmekten öte bir sıkıntı kaynağıdır. Cinsel sorunlar, insana
sevilmeme, beğenilmeme, terk edilme korkusu, yalnızlık, kendine
güvensizlik, küçük düşme, mahçup olma, diğerlerine göre eksiklik gibi
duygular yaşatır. Çift ilişkilerinde sıcaklık, aşk,
cinsellik, yakınlık
ve korunma gibi duygusal doyum sağlayan gereksinimler maddi doyum
kaynaklarından daha fazla risk altındadır. Eskiye göre cinsel sorunlarda
azalma veya artma olmadı, ancak insanlar artık cinselliklerinin önemini
daha çok fark etmeye başladı ve çareyi bilimsel yöntemlerde bulmaya
çalışıyorlar. Tedavi yöntemlerindeki ilerlemeler hem tedavicilerin hem
de yardım arayanların cesaretini arttırmıştır.
Cinsel işlev bozukluğunu bireyin alışılagelmiş cinsel ilgi ve
tepkisinin değişmesi ve bu sürenin uzaması olarak düşünürüz. İnsanda
tedavi gerektirecek bir cinsel sorun olup olmadığı yargısına varmada,
kişinin kendisinde bir cinsel sorunun varlığını algılaması veya eşinin
öyle düşünmesi önemlidir.
İki kişi arasında cinsel etkileşim ve sorun alanlarını; cinsel
istek, uyarılma, cinsel birleşme, orgazm ve cinsel doyum başlıkları
altında toplayabiliriz.
CİNSEL İSTEKSİZLİK
İsteksizliğin cinselliği tamamen etkilemesi nadirdir. Daha sık
olarak
cinsel istekte azalma olur. İsteksizlik belli bir eşe veya
sevişme şekline olur. Sevişmeden kaçınma özellikle diğer eşin arzu ve
talepleri olduğunda çoğalır. Kadınlarda daha çok pasif direnme ve
iğrenme görülürken, erkeklerde başarısızlık korkusu nedeniyle cinselliğe
uzak durma daha çoktur. Klinik başvurularda cinsel isteksizlik
kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Genellikle çiftler arasındaki
sorunları yansıtır. Bazı kadınların kendiliğinden cinselliğe ilgileri
yoktur fakat eşlerinin yaklaşımına fizyolojik bile olsa yanıt verir,
uyarılır ve orgazm olurlar. Kadınlarda aşk cinsel isteği artıran bir
etkendir.
Kadınlarda olduğu gibi, bütün erkeklerde de bazan cinsel ilgi
kaybı olabilir, fakat özellikle bu nedenle erkeğin yardım araması
nadirdir. Bunun bir nedeni, cinsel ilginin azalmasının sıklıkla
ereksiyon güçlüğü veya başarısızlık korkusuna yol açması ve bu nedenle
yardım aramasıdır. Erkekte baştan beri cinsel ilgisizlik olduğunda bir
organik neden olup olmadığı dikkatlice araştırılır. Ancak depresyon ve
fiziksel hastalıklar önemli olduğu gibi eşle olan genel ilişki
bozukluğunun da rolü vardır. Cinsel ilgi düzeyi değerlendirilirken,
sadece eşe olan cinsel ilgi değil, aynı zamanda kendiliğinden cinsel
fantezi sıklığı,
mastürbasyon sıklığı, başka erkek veya kadınların
çekici bulunup bulunmadığı dikkate alınır.
Erkekte sertleşme güçlüğü, penisteki
ereksiyon süre ve gücünün
cinsel ilişki için yeterli olmaması halidir. Çoğu erkekte işlev
bozukluğu daha çok cinsel birleşme sırasında ortaya çıkar, mastürbasyon
veya ön sevişme sırasında sertleşme zorluğu daha azdır. Sertleşme
tepkisi psikolojik etkenlere çok duyarlıdır. Özellikle, endişe, fiziksel
hastalıklar, ilaçların yan etkisi ve alkol önemli etkenlerdir. Bazı
erkekler sönük bir penisle de boşalırlar. Bunlar zayıf hissedilen
orgazmlardır ve doyurucu değildir.
TAMAMLANMAMIŞ EVLİLİK
Kliniğe “cinsel soğukluk” yakınmasıyla başvuran kadınlarda bu
soğukluğun “soğuma” veya “ısınamama” olduğu görülmektedir. Hiç
uyarılamama nadir bir sorundur. Uzun evlilik yıllarına rağmen henüz
cinsel birleşmenin olmaması çiftler için çok önemli bir sorundur. Klinik
başvurularda bu sorun birinci sıradadır. Tamamlanmamış evlilik de
diyebileceğimiz bu durumda erkekte giriş anında sertleşmenin olmaması
veya kaybı kadında kadında ise cinsel birleşmeye yeltenildiğinin her
seferinde vajina kaslarının kasılmasıdır. Vajinismus dediğimiz bu durum
çifte vajinanın kilitlenmesi, böyle bir girişin olmadığı penisin duvara
çarpması, hatta yerini bulamama gibi duygular yaşatır.
Cinsel birleşmenin çok acı vereceği beklentisi tabloya hakimdir.
Anatomik olarak vajinismik kadınların genitalleri normaldir. Fakat her
giriş hamlesinde vajinal kaslar o kadar çok kasılır ki cinsel ilişki
olanaksızlaşır. Her cinsel birleşme girişimi kadında yoğun endişe,
sıkıntı, ağlama ve korku uyandırır, kadın paniğe benzer bir tepki verir.
Ancak “giriş tehlikesi” durduğunda bir yatışma olur. Kaçınma davranışına
geri çekilme tutumu ile eşlik eden erkek, sorunun ertelenmesinde erkili
olur. Erkeğin pasif davranışı, sabırlı ve anlayışlı olarak yorumlanır,
genelde evlilik sorunu çıkmaz. Ancak kadının yoğun suçluluk ve
minnettarlık duyguları dikkat çekicidir. Çiftin aktif olarak tedaviye
katılması durumunda düzelme kısa zamanda gerçekleşir. Vajinismusu olan
kadınların genelde cinsel uyarılma ve orgazm sorunu yoktur. Evlilik
ilişkisi değişebilir fakat çoğu zaman mutlu bir beraberlik tablosu
sunularak tek mutsuzluk nedeninin birleşememe olduğu belirtilir. Yine
kadının çocuk sahibi olma isteği, kararı öne çıktığında tedaviden
yararlanma daha hızlı olur.
Kadınlarda diğer bir sorun da cinsel birleşmenin ağrılı
olmasıdır.
Ağrılı cinsel birleşmede ağrı duyulacağı beklentisi uyarılmayı
yarıda keser, vajinadaki kuruluk acıya neden olur ve giderek sevişmeden
kaçınma alışkanlık haline gelir. Bu sorunda genellikle çiftin
ilişkisindeki çatışmalar veya kadının menapozda olmasının rolü vardır.
ORGAZM BOZUKLUKLARI
Orgazm evresinde ortaya çıkan sorunlar, erkekte erken veya geç
boşalma veya boşalmanın olmamasıdır. Kadınlarda orgazm ggüçlüklerinden
söz edebiliriz. Kadınlarda orgazm sorunları kadının orgazm olma
kapasitesi kadar erkeğin deneyimine de bağlıdır. Yine orgazm güçlükleri
uyarılamamaya bağlı olabileceği gibi uyarılma iyi olsa da orgazmın
ketlenmesine bağlıdır. Orgazmın ketlendiği gruptaki kadınlar, sevişmeyi
başlatabilirler, uyarılabilirler, sevişme ve cinsel birleşmeden zevk
alabilirler fakat cinsel uyanmanın bir yerinde takılıp kalırlar. Kadın
orgazmını tarif etmek kolay değildir, yaşayınca kolay tanınabilecek bir
durumdur. Hapşırığa benzetilebilecek bir refleksdir. Orgazm başlıca
klitoral uyarılma ile başlar ve vajinal kasılmalara yol açar. Orgazm
gereksinimi erkeklerden kadınlardan daha fazladır. Hastalık ve yorgunluk
gibi durumlardan da kadınlar erkeklere oranda daha fazla etkilenirler.
Kadınlarda cinsel birleşme ile orgazm olamama sık rastlanan bir durum
olduğu için tedavi edilmesi gerekli bir durum olarak değerlendirilmez.
CİNSEL DOYUMSUZLUK
Cinselliğin son derece önemli olan bir diğer boyutu da cinsel
doyumdur. Bu, kişinin cinsel iletişimden hoşlanması ve mutluluk
duymasıdır. Kişinin bir cinsel ilişkiden hoşnutluk derecesi, sadece bir
cinsel işlev bozukluğunun olup olmamasına değil, aynı zamanda ilişkinin
cinsel ve cinsel olmayan boyutlarına da bağlıdır. Cinsel doyumsuzluk
çoğu zaman eşler arasında genel ilişkideki güçlükleri yansıtır. Eşler
arasındaki çekimin azalması, sevişmede çeşitlilik ve deneyim eksikliği,
isteksiz tekrarlanan cinsel ilişkiler de cinsel doyumu azaltır.
CİNSEL SORUNLARDA ORTAK ETKENLER
Cinsel aksaklıklar değişebilen çeşitli nedenlerin biraraya
gelmesinden doğar. Psikolojik nedenlerin başlıcaları şunlardır: cinsel
deneyimin sınırlı oluşu, cinsel bilgilenmenin eksikliği veya yanlışlığı,
cinsel dürtünün zayıflığı, eşle olan genel ilişkinin zayıflığı, katı
yetiştirilme tarzı, yerleşik inanışlar, kalıp yargılar ve başarısızlık
endişesidir.
TEDAVİ
Cinsel sorunların tedavisinde ilaç ve hormon tedavilerinin,
hipnoz ve destekleyici yöntemlerin etkinliği geçicidir. Cinsel sorunlar
her zaman derin çatışmalardan kaynaklanmaz. Bu anlayıştan hareket
ederek, son 30 yıldır cinsel soruna odaklaşan kısa “cinsel terapi” daha
fazla uygulanmaktadır. Cinsel tedavide genel yaklaşımın temel
özellikleri şöyledir: Çiftin cinsel ve cinsel olmayan ilişkilerinde söz
ve davranış yolu ile daha iyi bir iletişim kurmalarına yardım edilir.
Amaç, çifte işbirliğine girme ve sorunu çözme sorumluluğu vermektir.
Cinsel bilgilendirmede cinsel organların anatomisi fizyolojisi ve
psikolojik bağlantıları anlatılır. Kolaydan daha zora derecelendirilmiş
bir seri “cinsel ev ödevleri” verilir. Tedavinin iyileştirici püf
noktası çiftin aktif olarak tedaviye katılması emek vermesidir. Buna
fırsat veren tedavici deneyimli, bilgili, kadın ve erkeğin erotik
duygularına duyarlı, yargılayıcı olmayan, ensek cinsel tedavi alanında
uzman olan kişidir.
TEDAVİ SONUÇLARI
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde 20 yıldan beri
cinsel
tedaviler yapılmaktadır. Bu alanda tedaviciler de düzelen hastalar da
çoğalmıştır. Cinsel sorunların değerlendirilmesi ve tedavisi uzmanlık
eğitimine yerleşmiş, tıp öğrencilerinin ders programına konmuştur.
En iyi sonuçlar batıda ve kliniğimizde vajinismus ve erken
boşalma yakınmalarından alınmaktadır. Zaten en sık başvuruları da bu
sorunlar oluşturur. Tedavi süresi işbirliği iyi gittiğinde ortalama 1-3
aydır. İlişkileri iyi olan, aralarında sevgi ve güven bağı olan
çiftlerin sorunlarını çözme şansı daha yüksektir.
SIK GÖRÜLEN CİNSEL SORULAR
Çoğu zaman çiftlerin cinsel yaşamları ile ilgili getirdikleri
şikayetler bir cinsel işlev bozukluğunu oluşturmaz ama buna rağmen
sıkıntıya neden olur. Hemen tüm ruh sağlığı çalışanları hastaların
yaşamlarındaki cinsel sorunlarla karşılaşırlar. Bu yakınmalar terapi
gerektirebilir veya başka evlilik/çift sorunu olarak çıkar veya bireyin
tüm yaşam sorunlarının bir kısmı olabilir.
Ortak yakınmaların odaklaştığı alanlar şunlardır:
a- Cinsel ilişki sıklığı
b- Cinsel ilişkinin şekli
c- Cinselliği başlatma veya geri çevirme
d- Cinsellik hakkında kavgalar
e- Başkalarını çekici bulma ve sevgililik ilişkileri
Bu gibi yakınmalar basit bir şekilde
bireyin bireysel veya yakın ilişkideki cinsel kimlik gelişiminde normale
ulaşma çabasını aksettireceği gibi çok ciddi bir soruna da ayna
tutabilir
Ana Sayfa
|
|