|
Diş Özü Yıkımı ::::::::::::::::::::::::
Mikroplar için söz konusu
olan, olmak ya da olmamaktır. Bunlar da yaşamak isterler ve kök
kanalı içinde uygun yaşam koşulları bulamazlarsa, kök ucundan
geçerek dışarıya çıkarlar. Burası, başkadeyişle periapikal bölge
(kök ucu çevresi) onlar için hazır besin alanıdır. Şimdiye dek tüm
organizma salt ağrıyla tepki göstermişti. Ancak saldırganların
periapikal bölgeye saldırımından sonra, bu mikropların kan
dolaşımına da sızmalarını önlemek ereğiyle, vücut tüm savunma
güçlerini seferber eder. Bu nedenle, her hastanın bünyesine göre
oluşturacağı iki yumru tipiyle mikropların ileri atılımına karşı
direnmek ister.
Kök kanalının düzensiz dalları, kök tedavisindeki çoğu başarısızlığın nedenidir
Kök ucu söz yerindeyse barikatlanır. Doğada savunma tepkisi olan şey bize yeni bir hastalık olarak gözükür. Kök ucu kapaması olan bu hastalık iki biçimde ortaya çıkabilir. Yumrulardan biri, «Granülom» olarak adlandırılır. Bu, içinde mikropların tutulduğu, yumuşak dokudan oluşur. Küçük canlı varhklann burada yerelleştirildiği de söylenebilir. Yazık ki vücuttaki bu çabanın yalnızca bir süre için amacına ulaştığını sonraları anlamak zorunda kalırız. Öte yandan bazı hastalarda «Kist» olarak adlandırılan diğer bir yumru tipi görülür. Bu ise sıvıyla dolu bir doku kesesinden oluşur. Mikroplar böylece çevrelenir. Ancak hasta bu durumda yeniden ağrılar duyar. Mikroplar periapikal bölgeye saldırdıkları zaman, burada, kanın periodontal membran damarlarına hücum ettiği bir iltihaplanma başlar. Şimdi hasta dişinin uzadığını düşünür ve her ısırmada bir ağrı duyar. Aslında dişin boyu artmamıştır; diş yalnızca yuvasından biraz daha yükselmiştir. Artık hasta dayanılmaz ağrılar duymadan dişlerini kapatamaz. Dertlerinin hemen dineceğine inanmış olduğundan, şimdi daha çok düş kırıklığına uğrar. Hasta en büyük yanlışlığı, ağrısızlığın sağlığın bir simgesi olduğunu düşünmekle yapıyor; tersine en tehlikeli hastalıklar başlangıçta tümüyle ağrısızdır.
Mikroplar kök ucundan geçerek
dışarıya çıkmışlar. Vücut savunma ereğiyle iki yumru oluşturmuş.
a) Granülom.
b) Kist.
Diş Özü Yıkımının Sonuçları
Artık mikroplar periapikal bölgeye ne denli nüfuz ederlerse, granülom ve kist o denli çok büyür. Özellikle kistler çok fazla büyüyebilirler ve ara sıra da tüm çeneyi kaplarlar. Doğal koruma önleminin, bu durumda gerçekten endişe verici bir hastalık olması olasıdır. Genellikle granülomlar kistler kadar büyük değildir. Artık akyuvarlar bu saldırganlarla savaşmak için harekete geçerler. Her iki kesiminde zararına sonuçlanan zorlu bir savaş başlar. Sonunda savaş alanındaki kalıntılara «İrin» adı verilir. İrin iki yoldan gidebilir. Uygun durumda kemiği ve dişetini delerek bir yol açar ve böylece ağız boşluğuna bir çıkış oluşturur. Bu duruma «Fistül» denir. Sonra bu fistülden sık sık irin akar ve o zamana dek hastaya sıkıntı veren ağrı artık diner. Ancak her zaman bu böyle ağrısız olmaz. Çene kemiği çok kalın ve sağlamsa, irin ağız boşluğuna yol bulamaz; tersine yanak dokusuna yayılır. Bu durum, işin içinde olmayanlarca «şişkin yanak» olarak tanımlanır. Bir çok hasta ancak bu evrede diş hekimine giden yolu bulmaları gerektiğini anlar. Kuşkusuz insanlar arasında alay konusu da olurlar; Herkes yitirilen güzelliğe güler. Bu nedenle yanağın çevresinf kalın, yün bezler sararlar ve böylece şişin duracağını sanırlar. Önemli bir yanılgı daha! İltihaplı dokular yün bezlerle daha da ısıtılır ve o zamana dek utanç duydukları şiş daha da kötüleşir ve gözün çevre dokularını kaplar. Buna eklenen kötü bir ağız kokusuyla da hastalar tüm çevrelerini rahatsız ederler.
|
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI BÖBREK VE İDRAR YOLLARI HASTALIKLARI
|