|
Gebelikte Beslenme
::::::::::::::::::::::::
Pek çok anne adayı, bebeğin kalsiyum ihtiyacının anne karnında
başladığını bilir.Anne karnında gelişen bebeğin, güçlü kemiklerle
doğması ve sağlam dişlerinin olabilmesi kalsiyuma bağlıdır.Ama
kalsiyumun yararları yalnızca bunlarla sınırlı değil.Bebeğin sağlıklı
sinir sistemi, kalp ve kas yapısı için de gereklidir.Tıpkı kendimiz
gibi, gelişimini hızla devam ettiren bebeğinizin kalp atım ritminin
normal olması ayrıca kan pıhtılaşma sisteminin düzgün şekilde gelişmesi
de kalsiyum alımına bağlıdır.
Araştırmalar, gebelik sırasında saatte 13 miligram ya da başka bir
deyişle günde 250-300 miligram kalsiyumun plasentadan geçerek bebeğe
gittiğini ortaya koyuyor. Bu verilere göre, bebeğinizin doğduğu anda
vücudunda 25 bin miligram kalsiyum bunuyor. Bu miktar dünyaya yeni gelen
bebeğinizin sağlıklı kemik, diş, kalp ve sinir sistemi için iyi bir
başlangıç kabul ediliyor.
Ancak anne adaylarının bilmesi gereken en önemli nokta; bebeğin,
vücudunda bulunan bu kalsiyumun tek kaynağının anne olduğu. Siz
hamilelik döneminde yeterli kalsiyum almazsanız bile bebeğiniz kendi
gelişimi için ihtiyaç duyduğu kalsiyumu büyük oranda sizden
alacaktır.Vücudunuzda ve kemiklerinizde bulunan kalsiyum bebeğe
aktarıldığından, kendi sağlığınız risk altına girecektir. Bu durumda
ortaya çıkan kalsiyum açığınız anne olduktan sonraki dönemlerde çeşitli
sağlık sorunlarıyla karşılaşmanız demektir.
Kalsiyum nedir?
Kalsiyum kemiklerin ana yapısında bulunan ve güçlü kalmasını sağlayan
bir mineral.Ancak kalsiyumun yararı sadece kemikleri güçlendirmek
değil.Kalbin düzenli atması, kan pıhtılaşma sisteminizin düzenli
işlemesi, sinirlerin sağlıklı çalışması ve kasların düzgün fonksiyon
girmesi de kalsiyumla sağlanıyor.
Kalsiyum vücutta nerede bulunur?
Vücuttaki kalsiyumun %99 u kemik ve dişlerde bulunuyor.Geriye kalan % 1
i kan ve yumuşak dokularda bulunuyor.Ancak yüzde 1 gibi az görünen bu
oran son derece hayati bir önem taşıyor. Yukarıda sayılan sağlık
fonksiyonları bu küçük oran sayesinde sağlanıyor.
Kanda bulunan kalsiyumu nasıl sağlarız?
Kanda dolaşan kalsiyum yiyeceklerden ve kemikten sağlanıyor.Eğer kandaki
kalsiyum miktarı azalırsa, kemiklerde bulunan kalsiyum kana karışarak
dolaşıma geçer.Besinlerle yeterli kalsiyum sağlayamadığında kemiklerdeki
kalsiyum azalır.Bu durum, uzun vadede kemiklerde zayıflama ve güçsüzlüğe
yol açar.
Osteoporoz yani kemik erimesinin nedeni kalsiyum eksikliği
midir?
Kemikler statik ve ölü dokular değildir.Bu görevleri yerine getirebilmek
için sürekli değişim halinde olan dinamik ve canlı dokulardır.Eğer
besinler yoluyla yeterli kalsiyum alınmazsa kemiklerde yıkım hızlanır ve
vücut gerek duyduğu kalsiyumu kemiklerden sağlar.Bu durum devam
ettiğinde kalsiyum eksikliğine bağlı olarak kemikler zayıflar ve
kırılgan hale gelir.Bu durum osteoporoz olarak adlandırılır.İlerleyen
yaşlarda özellikle menapoz sonrası kemiklerde eğrilme ve kırılma olarak
kendini gösterir.
Kalsiyumun başka yararları da var
Kalsiyum çok önemli bir mineral. Araştırmalar kalsiyumun bilinenlerin
yanı sıra farklı yararlarını da ortaya çıkarıyor. 2000 yılının Kasım ayı
Amerikan Epidemiyoloji dergisinde yayınlanan ve Kuzey Carolina
Üniversitesi'nden Dr.Hertz-Picciotto tarafından yapılan bir araştırmada,
hamilelikleri sırasında yeteri kadar kalsiyum almayan kadınların
kanlarında bebeğe zarar verebilecek bazı maddelerin yükseldiğini ortaya
koyuyor.Bu zararlı maddelerden en önemlisi; kurşun.
Araştırmada kanında kalsiyum düzeyi düşük olan kadınlarda kurşun
seviyelerinin yükseldiği gözlemlenmiş.Bu durum özellikle hamileliğin
ikinci yarısında daha belirgin hale geliyor.Vücuttaki kurşunun % 95'i
kemiklerde bulunuyor.Uzmanlar kanda kurşun yüksekliğinin, annenin
ileriki dönemlerde kemik erimesi sorunuyla karşılaşabileceğinin
belirtisi olacağını ileri sürüyorlar.Ayrıca anne, bu nedenle kalp,
dolaşım ve sinir sisteminde sorunlarla yaşayabiliyor.
Kanada'da 1996 yılında yapılan ve 1966-1994 yılları arasında konu ile
ilgili yapılmış tüm bilimsel çalışmaların sonuçlarını bir arada
değerlendiren başka bir araştırma, yeterli kalsiyum alan anne
adaylarının hamilelik sırasında görülen preeklampsi (gebeliğe bağlı
yüksek tansiyon) riskini azalttığını ortaya koyuyor.
Kalsiyumun doğumun daha rahat geçmesini sağladığını ileri süren bazı
uzmanlar, gözlemlerine dayanarak hamileliğin son dönemlerinde kalsiyum
alımının doğum sancılarının daha az hissedilmesini sağladığını
düşünüyorlar.
Eğer kanda kalsiyum düzeyiniz düşükse, doğum sonrası kanama riskinizin
artabileceğini bilmelisiniz.
Günlük almanız gereken kalsiyum
Uzmanlar, yetişkin bir insanın günde bin miligram kalsiyum alması
gerektiğini belirtiyorlar.Yaş ilerledikçe kalsiyuma olan ihtiyaç
artıyor.50 yaşın üstündekilerde bu miktar bin 2000 miligrama
çıkıyor.Hamilelik döneminde bu gereksinim, normalden 500-1000 miligram
daha fazla.Anne adaylarının günde 1500-2000 miligram kalsiyum alması
gerekiyor.
Ülkemizde sık aralıklarla doğum yapılması gerçeğinden yola çıkarak, bu
durumdaki anne adayların ileride kemik erime riskiyle karşılaşmaması
için daha fazla kalsiyum alınmasının gerektiği belirtiyorlar.Sık
aralıklarla hamile kalınması sadece kalsiyum açısından değil, vücudun
kendini toparlaması açısından da sakıncalı bir durum.Hamilelik sırasında
meydana gelen değişikliklerin normale dönmesi ve annenin tam olarak
sağlıklı bir duruma gelmesi için iki hamilelik arasında en az 2 yıl
olması gerekiyor.Ancak 2 yıldan önce yaşanan hamilelik sırasında annenin
fazladan kalsiyuma ihtiyacı yok.
Uzmanlar, ikiz bebeği olacak annelerin alacağı kalsiyum miktarının iki
katına çıkarılmasının gerekmediğini belirtiyorlar.Hamilelikte gerek
duyulan miktarın düzenli olarak alınması, dengeli ve sağlıklı bir
beslenme, genelde sorun yaşanmasını engelliyor.
Yeterli kalsiyum nasıl alınır?
Uzmanlar kalsiyum için gerekli kalsiyumu besinlerden sağladığımızı
belirtiyorlar. Süt ve süt ürünleri (peynir,yoğurt gibi) dışında çeşitli
sebzelerden de yararlanabiliyoruz.Toplum olarak şanslı bir coğrafyada
yaşıyoruz.Dört mevsim, sebzeler soframızda yerini alabiliyor.Ayrıca süt
ürünleri yada başka bir deyişle yoğurt ve peynir beslenmemizin temel
unsurlarından.Bir de süt ile yapılan tatlıları düşününce, kalsiyum
açısından oldukça zengin seçeneklerimiz olduğu söylenebilir.
Araştırmalar, kalsiyum düzeylerinin toplumları beslenme alışkanlıkları
ile yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.Özellikle kırmızı etin,
karbonatlı içeceklerin sık alındığı gelişmiş toplumlarda kalsiyum
eksikliği önemli bir sorun.
Çünkü kırmızı et ve karbonatlı içeceklerde bulunan yüksek orandaki
fosfor, kalsiyumun, sindirim sisteminden emilimini engelleyici bir etki
yaratıyor…Benzer şekilde yağlar içinde bulunan çinko da diyet ile alınan
kalsiyumun etkili bir şekilde kullanılmasını engelliyor.İşlenmiş
besinlerin içinde bulunan bazı kimyasal maddelerde yine kalsiyum emilimi
üzerinde etkili olabiliyor.
Özellikle fast food tarzı yüksek yağ ve kırmızı et içeren bir beslenme
alışkanlığının yanı sıra kolalı içeceklerde fazla miktarda
tüketildiğinde yeterli kalsiyum alınsa bile vücut bu kalsiyumu
kullanamıyor.
Şanslı bir coğrafyada yaşasak bile tüm dünyada yaşanan globalleşme
toplumumuzun beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor.Katkı maddeleri,
kolalı, yağlı yiyecekler soframızda daha fazla yer alıyor.Yalnızca
kalsiyum açısından değil, dengeli ve sağlıklı bir beslenme için
soframızda yer alacak yiyecekleri seçerken daha fazla dikkat etmemiz
gerekiyor.Uzmanlar, günde 2 ya da 3 bardak süt içilmediği zaman yeterli
miktarda kalsiyum alınmadığından bahsediyor.Hamilelik sırasında süt
ürünlerine yönelmemiz tek başına yeterli sayılmıyor.Hatta doktorun
verdiği vitamin haplarından alıyor olmanız da sizi bu sorumluluktan
kurtarmayabilir.Çünkü bu haplar yaklaşık 300-400 miligram olması
gerektiğini unutmamalısınız.Hamilelik döneminde kalsiyum açığını
kapatmanız için öncelikle beslenmenize çok dikkat etmeniz, besinlerden
yeterli kalsiyum almanız gerekiyor.Eğer beslenme yoluyla yeterince
kalsiyum alamıyorsanız, uzman doktorunuzun önerisiyle kalsiyum hapları
alabilirsiniz.
Hamileliğim sırasında vitamin hapı kullanmalı mıyım? Sorusunun cevabını
pek çok anne merak eder. Anne adayları, aldıkları besinlerden
sağladıkları vitaminlerin karnındaki bebeğin gelişimi için yeterli
olduğundan amin olamazlar. Çoğu kez vitamin hapları, pratik ve güvenilir
bir çözüm olarak görünür. Oysa bilim dünyasında vitamin haplarının
kullanımı her zaman tartışmalı bir konu olarak çıkıyor karşımıza.
Amerika'da Ulusal Bilimler Akademisi'nde yapılan toplantılarda tüm
gebeler için rutin vitamin hapı kullanımını desteklenmesi için yeterince
kanıt olmadığını ileri sürüyor. Akademi belirli vitamin ve minerallerin
hapla verilmesinin her gebe için yararlı olup olmadığı konusunun daha
fazla araştırılması gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden gebeliği takip eden
hekimin her gebenin diyetini dikkatle değerlendirilmesi ve ancak diyette
belirlenen bir eksiklik varsa vitamin verilmesini öneriyor. Ancak bazı
özel durumlarda Rutin vitamin eklenmesi gerekiyor. Vejetaryenlerde
(Hayvansal gıda almayanlar) dahil olmak üzere beslenmesi riskli olanlar,
karnında birden fazla bebek taşıyanlar, sigara içenler ve alkol
kullananlar özel durum tablosuna giriyor.
Genel olarak sağlıklı gebelerin kendileri ve bebekleri için gerekli tüm
ihtiyaçları besinlerle alabilecekleri görüşü yaygın. Ancak, bu
değerlendirme yapılırken besinlerde bulunan vitamin ve minerallerden
maksimum düzeyde faydalanıldığı düşüncesinden hareket ediliyor. Ne var
ki, yiyecekleri saklama, hazırlama, pişirme süreçlerinde vitaminlerin
değer kaybetmesi gibi değişiklikleri de göz önünde bulundurmak
gerekiyor. Bazı araştırmacılar; “Gebe bir kadın, yemeklerin vitamin ve
minerallerinin korunarak hazırlandığı bir laboratuarda yaşasa, aldığı
günlük miktar kesin olarak ölçülse, hiçbir zaman telaş içinde yemek
yemese yada yiyemeyecek kadar bulantısı olmasa ve gebeliğin yüksek
riskli grubuna girmeyeceğinden emin olsa bu doğrudur” diyerek bu yaygın
görüşe karşı çıkıyorlar. Onlara göre şartlar ne kadar ideal olsa da
günlük yaşamda gebelerin vitamin ve mineral ihtiyaçlarını tamamen
besinlerle karşılayabilecekleri görüşüne kuşkuyla yaklaştıklarından
mutlaka vitamin haplarıyla desteklenmesi gerektiğini düşünüyorlar.
Doğal vitamin depoları; besinler
Bilim dünyası vitamin haplarının rutin olarak kullanılması gerektiğini
tartışırken anne adaylarının dikkatli olması gereken durumlar var.
Hiçbir hap ne kadar tam olursa olsun, iyi ve sağlıklı beslenmenin yerini
tutamaz. Vitamin ve minerallerin çoğu besinlerle alınır. Çünkü bu beden
için en etkili kullanım yoludur. Taze besinler bizim bildiğimiz ve hap
içinde sentez yapılabilenler dışında, henüz keşfedilmemiş ama vücut için
gerekli yapıları barındırıyor olabilir.Örneğin 30 yıl önce doğum öncesi
verilen haplar, bugün sağlık için çok önemli olduğunu bildiğimiz çinko
ve diğer mineralleri içermiyordu ama bunlar kepekli ekmek de her zaman
vardı ve gebeler bu ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlardı. Ayrıca doğal
besinler lif, su, kalori ve proteini bol miktarda içerirler ki bunların
hiçbiri bir hapa sığdırılamaz.
Bir hapın içinde neler bulunur?
Doğum öncesi önerilen vitamin ve mineral karışımları için tam olarak
saptanmış bir standart yoktur. Bir hekim olarak genel destekleyici bir
hap yazar, bu da üstün olduğu düşünülen bir formüldür. Bir vitamin
hapında bulunun değerler ortalama şunlara dikkat etmek gerekiyor;
• 4000-5000 IU (Uluslar arası birim)' dan fazla A vitamini içermesin.
10.000 IU'dan fazlası toksit etki yapabilir.
• D vitamini miktarı 400 IU'dan fazla olmamalıdır.
• 200-300 mg kalsiyum olmalıdır.Yüksek kalsiyumlu besinler yemiyorsanız,
günlük önerilen doz olan 1200 mg'a ulaşmak için ek hap içmeniz
gerekebilir.Demir hapıyla birlikte 250 mg kalsiyum ve 25 mg magnezyumdan
fazlasını almayın.Çünkü bu iki mineral demir emilimiyle etkileşir.Daha
büyük dozları demir hapından 2 saat önce veya sonra almak gerekir.
• Günlük önerilen dozlar; C vitamini için 70 mg, tiamine için 1.5 mg,
riboflavin için 1.6 mg, B& vitamini için 2.6 mg, B12 vitamini için 2.2
mg, E vitamini için 10 mg dır.Hapların çoğu bunun 2-3 katı dozlar
içerir. Bu vitaminler için yüksek dozların zararı etkisi yoktur.
• Çinko için önerilen günlük doz yaklaşık 15 mg, demir için 130 mg
elementeldir. Eğer kansızlığınız varsa daha fazla demir verilebilir.
Çinko içeren her karışımda bakır bulunması zorunludur. Çünkü çinko
bakırın emilimiyle etkileşerek bu minerale olan gereksinimi artırır.
Demir içeren bir karışımda da çinko ve bakır bulunması zorunludur. Çinko
ayrıca yüksek dozda kalsiyum (1200-1500 mg) alıyorsanız da gereklidir.
Fazla vitamin alımından kaçınılmalı
Önemli bir nokta da fazla vitamin kullanımının vücutta olumsuz etkiler
yaratmasıdır. Vitamin ve mineraller yüksek dozda alındığında vücutta
ilaç etkisi yaparlar. Bu yüzden onlara da ilaç gibi yaklaşmak gerekir.
Toplumumuzda ilaç kullanımının bilinçsiz olması, kulaktan dolma
bilgilerle ilaç kullanma alışkanlığı vitamin kullanımında da kendini
gösteriyor. Oysa tablet yada şurup biçiminde yani ilaç gibi tüketilen
vitamin ve mineraller de doktorun önerisi ve kontrolü altında
kullanılmalı. Örneğin A, D vitaminleri önerilen dozun üzerinde
alındığında toksik etkiler yapabilir. Günlük dozun ötesinde alının her
vitamin ve mineral kompleksi yararın yanında yüksek risk oluşturabilir.
Günlük kullanımdan fazlasını almak tehlikelidir.
Uzmanlar, gebelikte önemli olanın öncelikle dengeli ve yeterli beslenme
olduğunu belirtiyorlar. Her gün düzenli olarak vitamin hapı
kullanılmasının dengeli beslenmenin yerini tutmayacağını söyleyen
uzmanlar, ek vitamin alınmasının olası beslenme yetersizliğine karşı bir
sigorta niteliğinde olduğunu belirtiyorlar. Gebelik bulantı ve
kusmalarından dolayı beslenmenin ve iştahın ciddi biçimde etkilendiği
durumlarda sağlıklı bir beslenme programı uygulanamıyorsa doktor
tarafından vitamin hapı kullanımı gerekli görülebilir.
Doktorunuz gebelik testlerinizin sonucuna göre de ek bir vitamin
takviyesi önerebilir. Özellikle ülkemizde demir eksikliğine bağlı anemi
sık rastlanan bir durum. Bu nedenle kadın doğum uzmanları gebelik
takibini yaptığı anne adayına demir prepatı önermektedir.
Ana Sayfa
|
HASTALIKLAR
AKCİĞER HASTALIKLARI
KARACİĞER HASTALIKLARI
KALP VE DAMAR HASTALIKLARI
MİDE HASTALIKLARI
BEYİN VE SİNİR HASTALIKLARI
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI
GÖZ HASTALIKLARI
CİLT HASTALIKLARI
AĞIZ VE DİŞ HASTALIKLARI
EKLEM HASTALIKLARI
KADIN DOĞUM HASTALIKLARI
RUH HASTALIKLARI
KEMİK HASTALIKLARI
BAĞIRSAK VE ANÜS HASTALIKLARI
CİNSEL HASTALIKLAR
BESLENME HASTALIKLARI
KAN HASTALIKLARI
SOLUNUM HASTALIKLARI
BULAŞICI HASTALIKLAR
HORMON HASTALIKLARI
ERKEK HASTALIKLARI
KAS HASTALIKLARI
ÇOCUK HASTALIKLARI
BÖBREK VE İDRAR YOLLARI
HASTALIKLARI
İLKYARDIM
|