|
Gebelik Ve Seks
::::::::::::::::::::::::
Gebelik kadın hayatını kökten etkileyen son derece değişik bir süreçtir.
Bu süreç içerisinde fiziksel değişikliklerin yanısıra pek çok psikolojik
değişiklik de ortaya çıkar.
Hayatın her evresinde büyük önem taşıyan cinsellik ve cinsel yaşam çoğu
zaman gebelikten olumsuz etkilenir. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan
anne adaylarında bu sürece uyum sağlama aşamalarında cinselliğe karşı
soğukluk olabilir.
Cinsellik ve cinsel istek aslında insanın içinde doğuştan var olan
içgüdülerden biridir. Bu güdünün amacı varlıkların kendi soyunu devam
ettirme isteğidir.
Gebeliğin fark edilmesi ile birlikte kadınlarda annelik içgüdüsü biraz
daha baskın hale gelir. İlk gebeliğini yaşayanlar da dışarıdan gelecek
her türlü müdahalenin bebeğe zarar vereceği düşüncesi anne adayının
cinsel isteklerini köreltebilir. Oysa ki normal seyreden bir gebelikte
cinsel ilişkinin olumlu ya da olumsuz hiçbir etkisi yoktur.
Halk arasında erken dönemde yaşanacak cinsel ilişkinin bebekte sakatlık
ya da ölüme neden olacağı veya bir düşük ile sonuçlanacağı fikri hakim
olmasına rağmen bunun hiç bir bilimsel dayanağı yoktur.
Gebelik ilerledikçe ve anne adayı kendisinde gerçekleşen bu değişime
uyum sağladıkça cinsel istekte de bir artış görülebilir, ancak rahimin
iyice büyümesi ile birlikte cinsel ilişki teknik olarak zor bir hal
alır. Bu durum zaman zaman anne adayında ağrı ve acıya neden olabilir.
Bu nedenden ötürü gebeliğin son dönemlerinde cinsel istekte yeniden
azalma görülebilir.
Her şeyin normal olarak gittiği durumlarda son dört haftaya kadar cinsel
yaşamda hiçbir kısıtlama yoktur. Bu dönemde erkeğin ejekulasyon sıvısı
(meni) içinde bulunan ve "prostaglandin" adı verilen maddelerin rahim
kasılmalarını başlatarak erken doğuma sebep olabileceği düşüncesi
nedeniyle ilişki önerilmemektedir.
Yine, daha önceden tekrarlayan düşük öyküsü olan veya erken doğum yapan
kadınlarda, orgazma bağlı düşük riskleri nedeni ile ilk üç ayda ilişki
kısıtlanabilir.
Yaşamakta olduğu gebeliğinde herhangi bir dönemde vajinal kanama olması
durumunda, düşük veya erken doğum tehtidi olan kadınlarda ilişki
kesinlikle yasaklanır. Bu yasak tehlikenin ortadan kalktığı kesin olarak
saptanana kadar devam eder.
Erkekte veya kadında teşhis edilmiş "genital enfeksiyon" varlığında da
tam olarak tedavi tamamlanıncaya kadar yasak konmalıdır.
Riskli gebelikler sınıfına giren "plasenta previa (plasentanın önde
gelmesi)" durumunda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiden
kaçınmak gerekir.
Gebe kadın psikolojik korkular nedeni ile ilişkiden kaçınıyorsa bu
durumu anlayışla karşılamak ve zorlamamak gerekir.
Daha kolay anlaşılabilir olması için bu bölümün geri kalan kısmı
soru-cevap şeklinde hazırlanmıştır.
Soru: Gebelikte seks yapmak doğru mudur?
Cevap: Erken doğum veya düşük (abort) riski yoksa,
plasenta normal yerleşimli ise, bireylerde genital enfeksiyon
taşıyıcılığı yoksa gebeliğin son ayı haricinde normal cinsel ilişki
önerilebilir.
Ancak ilişki sonrası karın ve kasık ağrısı veya kanama şikayeti olan
kişiler ilişkiden kaçınmalıdır. Eğer gebe cinsel ilişki yönünden risk
taşıyıp taşımadığını bilmiyorsa mutlaka bir doğum uzmanına gidip
danışmalıdır.
Soru: Cinsel ilişki düşüğe sebep olur mu?
Cevap:
Pek çok çift gebeliğin özellikle ilk üç ayı içerisinde cinsel ilişkiye
girmenin düşüğe sebep olabileceğini düşünmektedir. Fakat bu dönem
zarfında gerçekleşen düşüklerin pek çoğu ilişkiyle bağlı olmayıp, rahim
içinde gelişmekte olan bebekteki genetik bozukluklarla ilişkilidir.
Soru: Orgazm olmak erken doğuma sebep olur mu?
Cevap: Orgazm olmak rahmin kasılmasına sebep olabilir.
Fakat yapılan araştırmaların büyük bir çoğunluğuna göre, normal bir
gebelikte cinsel ilişki olsun veya olmasın orgazmın, doğum eyleminin
başlamasına veya erken doğuma sebebiyet vermediğini göstermektedir.
Eğer önceden prematüre (erken) doğum yaptıysanız, meme uçlarının
uyarılması doğum ağrılarınızı başlatabilir.
Soru: Cinsel ilişki bebeğe zarar verir mi?
Cevap: Kesinlikle hayır. İlişki esnasında erkeğin
penisi fiziksel olarak bebeğe temas etmez. Çünkü bebek, rahim kasları,
amniyon sıvı ve kesesi tarafından oldukça iyi korunmaktadır.
Ayrıca rahim kanalının girişindeki mukus tıkaç (servikal mukus) semenin
ve bakterilerin rahim içine geçişini engeller. Ancak, derin ilişki veya
zorlama, ağrıya sebep olursa bundan kaçınılmalıdır.
Soru: Gebelik süresince cinsel ilişkiden kaçınmanın
tavsiye edildiği belli bir dönem var mıdır?
Cevap: Gebeliğin son haftalarında önlem amacıyla
cinsel ilişkiden kaçınmayı tavsiye edilmektedir.
Gebeliğin son ayında haftada birden fazla cinsel ilişkiye girmenin,
rahim içi enfeksiyon riskini arttırdığını ifade eden bir çalışma vardır.
Ancak bu çalışmayı destekleyen başka araştırmalar mevcut değildir.
Yine, gebeliğin herhangi bir döneminde;
Vajinal kanama
Amniyon suyunun gelmesi
Servikal yetmezlik (Rahim kanalın normalden kısa ve geniş olması)
Erken doğum ve düşük risklerinin varlığı veya önceki gebeliklerinde bu
problemleri yaşamış olanlar
Plasenta previa (plasentanın rahim kanalının ağzını tıkaması) gibi
durumlar ortaya çıkarsa, doğum uzmanı muhtemelen cinsel ilişkiden
kaçınılması gerektiğini söyleyecektir.
Örneğin, ikiz gebelik gibi erken doğum ihtimalinin yüksek olduğu diğer
riskli durumlarda da, gebeliğin altıncı ayından sonra cinsel ilişkiden
kaçınmak gerekebilir.
Eğer gebede daha önceden geçirilmiş düşük veya erken doğum hikayesi
varsa yine cinsel ilişki tavsiye edilmeyebilir.
Soru: Gebelikte cinsel ilişki esnasında prezervatif
kullanımı önerilmekte midir?
Cevap: Gebe olsun veya olmasın, yeni veya birden fazla
kişiyle cinsel ilişkiye giren tüm kadınlar (poligamik kadınlar), cinsel
yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için prezervatif kullanmalıdır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar kapan tüm gebeler, bebeğe zarar
verebilecek enfeksiyonlara açıktır ve erken doğum yapma olasılıkları
vardır. Hepatit B, Hepatit C, HIV (AIDS) ve Herpes mikroorganizmaları
cinsel ilişki ile bulaşan ve doğum yoluyla bebeğe aktarılabilen
enfeksiyon etkeni ajanlardır.
Soru: Kadının cinsel arzuları gebelikten nasıl
etkilenir?
Cevap:
Gebeliğin ilk üç ay, ikinci üç ay ve son üç ay olmak üzere üç ayrı
dönemi vardır. Her dönemin özellikleri birbirinden farklı olduğu gibi bu
dönemlerdeki cinsel istek ve arzular da farklıdır.
Gebeliğin adaptasyon dönemi olan ilk üç ayında cinsel arzularda genel
olarak bir azalma gözlenebilir ve bu durum çiftin cinsel hayatını
etkileyebilir. Bu dönemde değişen hormon dengeleri, bitkinlik,
halsizlik, bulantı ve kusmalar ile kadının kendini güçsüz ve çirkin
hissetmesi cinsel arzuları olumsuz yönde etkileyebilir.
İkinci üç ay boyunca, cinsel dürtülerde bir takım değişiklikler meydana
gelmeye başlar. Göğüslere ve cinsel organlara giden kanın artışıyla
beraber cinsel dürtüler normale dönebilir. Hatta göğüslere ve cinsel
organlara giden kanın artması, kişinin kendisini daimi olarak cinsel
ilişkiye hazır hissetmesine sebep olabilir. Bu nedenle ilişki esnasında
dürtülerde artış bile meydana gelebilir.
Son üç aya girildiğinde ise gebeler genelde cinsel arzularının tekrar
azalmaya başladığını hissederler. Büyük bir karın cinsel ilişkiyi
fiziksel olarak zorlaştırabilir. Bunun yanında artan yorgunluk,
sırt-bel-karın ağrıları, artan vajinal akıntı ve mantar enfeksiyonları,
vajendeki ödemlenme sonucunda ilişki anında hissedilen acılar gebeyi
yeniden cinsel ilişkiden uzaklaştırabilir.
Son dönemdeki bir çift, birbirini zorlamadan rahat hareket
edebilecekleri pozisyonlarda seks yapmayı deneyebilir.
Soru: Gebelikte cinsel ilişki sırasında hangi
pozisyonlar denenebilir?
Cevap:
Değişik pozisyonları denemeniz gebelik boyunca faydalı olabilir. Örneğin
çok kullanılan erkeğin üstte olduğu yol, son dönemlerdeki bir gebelikte
karnın yaptığı basınca bağlı hem anneye rahatsızlık verecektir, hem de
çocuğun kan dolaşımını bozacaktır.
İleri gebelik haftalarında, daha çoklukla kadının üstte veya yanda
olduğu, kadının hareketlerine yön verebileceği pozisyonlar tercih
edilebilir.
Gebelik hormonları etkisiyle vagina salgısının artması tüm vücutta
olduğu gibi vaginada da oluşan ödem nedeniyle ilişki sırasında ağrı
duyusu olabilir.
Soru: Çiftler tüm bu cinsel arzu değişiklikleriyle
nasıl başa çıkabilirler?
Cevap: Gebe kadın, eşinden cinsel ilişki isteği
olmaksızın şefkat bekleyebilir. Fakat erkek de bu isteksizliği bir
reddedilme olarak algılayabilir.
Önemli olan çiftlerin birbirinin isteklerini ve arzularını açıkça
konuşabilmesidir. Diğer seks yöntemleri de konuşulabilir. Örneğin oral
seks, masaj veya mastürbasyon denenebilir.
Soru: Neden gebelikte seks konusunda fazla
konuşulmamaktadır?
Cevap: Konu hakkındaki bilimsel
yayınlar kafa karıştırıcıdır. Diğer bir neden ise bazı hekimlerin
hastalarıyla cinsel konularda konuşmaktan rahatsızlık duyması olabilir.
Bu sebeplerden dolayı, çiftler gebelik esnasında cinsel ilişkiden
kaçınmaları gerektiği mesajını alabilirler.
Aslında cinsellik ve cinsel istek, insanın içinde doğuştan var olan
içgüdülerden biridir. Bu güdünün amacı, varlıkların kendi soyunu devam
ettirme isteğidir. Buna rağmen bu konu maalesef hala bir tabu
konumundadır.
Soru: Doğumdan ne kadar süre sonra çiftler cinsel
ilişkiye girebilirler?
Cevap:
Doğru cevap çifte göre değişir. Genellikle, rahatsızlık veren bir sorun
yok ve her şey yolunda gidiyorsa normal doğum veya sezaryenden 20-25 gün
sonra cinsel ilişkiye başlanabilir. Fakat çiftler, anne-baba olduktan
sonra cinsel ilişkilerinde de bir takım değişiklikler yaşarlar. Bu da
çok normaldir ve eğer kafalarda bir takım soru işaretleri oluşmuş ise en
iyisi çiftin güvendikleri bir jinekoloğa muayene olduktan sonra karar
vermeleridir.
evde bakım
hastalıklar
cinsel pozisyonlar
klasik müzik
ishal
şizofren
varis
astigmat
bulaşıcı hastalıklar
gebelik belirtileri
gebelikte beslenme
gebelikte cinsellik
evlilikte cinsellik
Hemşire Forma
Türkü Dinle
Cinsel Sorunlar
Estetik Ameliyatlar
Selülit
Solaryum
Botoks
Varis
Parfüm
Makyaj
Cilt bakımı
Becayiş
sağlık personeli
sağlık
hamilelik
ilkler
|
|