|
HAREKET SİSTEMİ
İNSANIN
iki ayağı üzerinde dikilerek, ilerlemesini, gerilemesini, savunma
veya hücuma geçmesini, yaklaşma veya uzaklaşmasını, kısacası
çevresiyle ilintili, hareket gerektiren vücut işlemlerini yapmasını
sağlayan sistemi Hareket Sistemi veya Lokomotor Sistem olarak
tanımlanır. Bu sistem, iskeleti, kasları ve eklemleri
içerir.
Kemikbilim (Osteoloji),
kemiklerle birlikte bazı
noktalardaki kıkırdaklardan oluşan vücut çatımızın 206 kemik
parçasıyla iskeletimizi oluşturduğunu kabul eder. İskelet, kemik
adını verdiğimiz, beyaz, sert, birbirine eklemlerle ilişik
oluşumların bütününe verdiğimiz addır.
İskeleti konu alan anatomi
dalı olan Skeletoloji, yetişkin bir insandaki 206 kemiği
şöyle saymaktadır: 26 omurgada, 22 başta, 1 dil kemiği
olarak, 64 üst tarafta, 62 alt tarafta, 6 kulak kemiği olmak
üzere toplam 206 kemik.
İskeletin bölünümü ise şöyle
yapılmaktadır:
1 —
Omurga
2 — Arkada omurga ile önde
sternum denilen tek bir kemikle birleşen kaburgalar biraraya
gelerek, göğüs kafesi de dediğimiz, göğsü (Toraks)
oluştururlar.
3 — Baş (Caput).
Omurganın üst ucu ile eklem oluşturan bu parça, kafa ve yüz olmak
üzere İkiye ayrılır.
4 — Üst taraf: Kol ve
ya pazı kemiğini, döner kemiği, dirsek kemiğini, elbileği
kemiklerini, eltarağı kemiklerini, elparmağı kemiklerini içerir.
5 — Alt taraf: Leğen
kavşağını, uyluğu, bacak ve ayak kemiklerini içerir.
İnsandaki sayısı genel olarak
206 kabul edilen kemikler, insandan insana sayısal farklılık
gösterebilir. Hemen her yirmi kişiden birinde 12 çift yerine 13 çift
kaburgaya rastlanır. Moğol ırkına özgü yüz ifadesinin yanı sıra zekâ
geriliği de gösteren hastalıklı durum olan Mongolizm kurbanlarında
11 çift kaburga görmek normal sayılır.
İnsan, dünyaya, 206 değil 350
kemikle gelir. Bir bölümü gelişme süreci içinde diğerleriyle
kaynayacak, bir diğer bölümü ise dünyaya gelişteki durumunu
irileşmesi dışında bozmayacak olan bu 350 kemiğin kaynaması,
erkeklerde 25 kadınlarda ise 22 yaşına kadar tamamlanır. Küçük
çocuklarda, yaşlılara oranla kemik kaynaması süreci daha kısa ve
daha hızlıdır. Doğa, böylece küçük çocukları yaşam boyunca sakat
kalmaktan korumayı amaçlayan bir sistem de geliştirmiş olmaktadır.
Aynı sistem, insan yaşlandıkça, işlevinden yitirmekte, 60 -
70 yaşlarında sık görülen kayma sonucu leğen kemiği kırılması,
sonuçta ölüme ulaşan yatalak hastalıklarının başlangıcı
sayılmaktadır
Kaza durumları dışında,
insanın ölümüne değin vücudundaki 206 kemiği sayıca koruması,
yitirmemesi beklenir. Asıl yitirilen kemik dokusudur. Özellikle
kadınlarda doğurganlık dönemi bitiminden sonra hızlanan kemik
dokusu yitimi, kadının 70 yaşına ulaşmasından önce kemik
dokusunun hemen hemen yarısına mal olur.
Skeletoloji'nin gözlediği
bir diğer ilginç olgu, insanın yaşam biçiminin, yeni kemik
oluşumlarına yol açmasıdrr. Süvariler, bu duruma en iyi örneği
oluşturur. Yaşamları gereği at sırtında uzun zaman geçiren bu insanlarda,
normal kalça ve uyluk kemikleri dışında yeni kemikler
oluşmaktadır. Çevre koşullarına kemiğin duyarlılığının bir diğer
örneği, uzay araştırmalarında gözlenmektedir.
Uzun süreli uzayda
kalmayı gerektiren uçuşlar, İnsan bacağını ve bacak
kemiklerini yararsız, geleneksel işlevlerini yerine
getirebilmekten uzak uzantılara dönüştürmektedir.-Gemini ve
Apollo uzay uçuşlarına katılanlarda yapılan röntgen
incelemeleri, kemik dokusunda, ayda 4 grama kadar kalsiyum
yitimini saptamıştır.
Bu miktar, vücutta
bulunan kalsiyum toplamının %0.4'ü kadardır. 84 günlük
uzay laboratuvarı Skylab uçuşunda, üç astronottan
ikisinin topuk kemikleri yoğunluk yitimine uğramıştı.
Uzay adamlarının
incelen ve narinleşen kemikleri,
Kemik Erimesi-Osteoporoz
hastalığına yakalananlarınkine benzemekteydi. Bu
hastalık, "kalsiyum kaybı sonucu, kemik dokusunun
beslenme yetersizliği nedeniyle normal yapı ve işlevini
yitirmesidir. 60 yaşın üzerindekilerde sık görülür ve
kemik kaynamasını güçleştirip, geciktirir, bazen
olanaksız kılar. Hastalık, Amerikalı ve Rus uzay adamlarının
tıp uzmanlarınca sürekli gözlenmesi sonucu yeni tedavi
olanaklarına kavuşmuştur.
İskelet, zaman
İçinde, doğal bir kalsiyum yitimi süreci içindedir.
Pennsylvania Üniversitesi Antropoloji bölümünden
Prof. Wilton Krongman, kalsiyum yitimi gösteren
kemikleri röntgen ışınıyla İnceleyerek hastanın ölüm
yaşı, cinsiyeti, ırkı ve hastalık nedeni ile
gelişimini saptayabilmektedir..
Kemik
gelişmesi ve şekli, insanın binlerce, milyonlarca
yıl öncesine dayanan kalıtımıyla
yakından ilgilidir. Kemik gelişimi, büyük çapta
önceden belirlenebilen kesin gelişim aşamaları
gösterir, vücudun yükümlülükleri ansızın bir
başkalaşım göstermezse, bu aşamalar birbiri ardına
izlenir. Yükümlülük değişimi, normal bir yaşam
sürdürülürken bir savaşa katılma olabilir. Bu
durumda insanın hareketleri, gereksinmeleri
değişmekte, zorlu yaşam biçimine alışmakta güçlük
çeken iskelette kemiklerin kolayca kırılmasına yol
açılmaktadır.
Yine
yaşlılık örneğine geri dönecek olursak, kısıtlı
da olsa hareketli bir yaşamdan yatalaklığa
dönüşen hasta, hareketsizlik sonucu
kemiklerin de ilik ve kalsiyum yitimine
uğramakta, sonuçta kemiğin biçimi ve direnci
bozulmaktadır. Bu durumda, görülen hastalık,
kemikte
Kalsiyum
ve
D Vitamini
eksikliğinden kaynaklanan
Kemik
Yumuşaması-Osteomalazi
olabilir.
Hasta, yatalaklık olmanın da hızlandırdığı aşırı
derecede yorgunluk, halsizlikten ötürü ölüme
varabilir.
Kemik
hastalıkları, iskelet sisteminde bir
anormallik olmadığı zaman vücudun kendisini
hastalıklara karşı koruyabildiğini, yapısal
bozukluklarda ise hastalıkların kolayca
gelişebildiği ileri süren öğretiyi
(Osteopati) doğrular görünümde
seyrederler. Bu öğreti, hastalıkları tedavi
amacıyla iskelet.üzerinde bazı işlemlere
başvurmakta ve bazen başarılı sonuçlar
sağlamaktadır.
Doğa,
canlılarda kemiklerin önemini vurgulamıştır,
jnsanlar, tıp bilimi ve hekimler
aracılığında kemik hastalıklarına ve kemik
yapısının bozukluk veya yetersizliğine çözüm
ararken, hastalıklarına çözüm için
sorunlarını açıkça dile getirmekten yoksun
canlılar, içgüdü ve dürtüleri aracılığında
sağlıklarını kazanabilmektedir. Kalsiyum
ve fosfor eksikliği, kemik yapısını
tehdit eder boyutlara ulaştığında,
sığırlarda görülen, önüne geçilmez bir kemik
yeme arzusu (Osteofaji) bunun canlı
örneğidir.
Bazı
hayvanların da kendilerine acı veren kemik
enformasyonlarını düzeltme amacıyla sert
nesnelere değişik açılardan saldırıp
çarptıkları ya da değişik yüksekliklerden
başkalaşım gösteren vücut bölgesi üzerine
düşecek şekilde atladıkları görülür. Bu
olgu, hayvanın ölümcül yaralanmasına yol
açabilirse de, o durumda yaşamaya yeğlendiği
görülür. İnsandaki kemik deformasyonları,
biçimslz kemiğin kırılmasını amaçlayan
osteoklasti ame-liyatıyla
düzeltilebilir.
Kemiklerin kırıldıkları yerden
kaynamaları, ilginç bir olgudur. Küçük
yaşta kırılan uyluk kemiği yanlış bir
noktada kaynayabilir. Kaynama, bunu
sağlayan madde olan kallustan ötürü
kırığı röntgende gösterme-yebilir. Uzman
hekim gözü kırığı saptayabilirse de
cerrahi bir işleme gerek duymayabilir.
Kırık noktası zaman içinde belirsizlesin
Kemiğin yapı hücreleri, yıkılan
hücrelerle işbirliğine giderek kırığı
kaynatıp, yanlış birleşmeyi
giderebilirler.
Bu, sürekli bir tamir ve denetim
sisteminin kırık noktasında
odaklaşmasını gerektirir. Yaş ilerleyip,
sistem aksamaya başladığında, uyluk
kemiğindeki kırık yeniden dert yaratır,
topallamaya neden olur. Kırık kemikler
birbirlerine
kendiliklerinden kaynayamıyorsa,
kırık kemik uçlarını tel dikiş ile
birbirine bağlama işlemi olan
Osteorafi yararlı sonuçlar
sağlayabilir.
İnsanların iskelet boyut ve
biçimlerindeki farklar, cinsiyete göre
değişik görünüm ve özelliklerde
olabilir.
Erkek çocuklar erginlik öncesi bacak kemiklerinde, gövdelerine oranla daha hızlı bir büyüme (uzama) gösterirler. Dirsekten ele kadar olan önkol bölümü, ise, zaten doğuştan kadınlannkine oranla daha uzundur ve öyle kalır. Erkek ve dişi cinsiyet hormonları olan androjen ve östrojen'ler kıkırdak gelişmesini hızlandırıp, erkeklerin daha geniş omuzlu, kadınların ise daha geniş kalçalı olmasını sağlarlar. Kemikler Kemik Kırıkları Omurga Kemikleri
|
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI BÖBREK VE İDRAR YOLLARI HASTALIKLARI
|