İlk aşkını unutan var mı?
::::::::::::::::::::::::
Karşı cinse doğru ilk yürek çarpıntılarının başladığı
o günleri pek azımız unutabilir.
"İlk kez lunaparka giden çocuğun
duyduğu heyecana" benzetilen "acemilik günleri"nde kişi aslında bir imaja
aşıktır. Duyguları gerçeğe dönüşebilse, belki de büyü bozulacaktır.
Genellikle ilk aşık olduğumuz insan,
ilk flört ettiğimiz veya ilk cinsel ilişkimizi yaşadığımız kişi değildir. Bu
durumda, iki benzersiz deneyimi anlatmak için "aşk" sözcüğünü kullanmak
yetersiz kalabilir. Ve çoğu zaman da pek doğru değildir. Aslında her iki
ilişkide de karşı cinse olan duygularamızı şekillendirmede ve gelecekteki
ilişkilerimizi etkilemede çok önemli rol oynarlar. İlk aşk, gelecekteki
ilişkilere zenginlik katabileceği gibi olumsuz da etkileyebilir.
İlk romantik aşk
Bir haz kaynağı ya da bir hüzün kaynağı olabilir ama, çok az insan, ilk kez
sırılsıklam aşık olduğunda hissettiklerini unutabilir. Bu aşk hastalığının
belirtileri çok çeşitlidir, kalp daha hızlı çarpar, nabız çabuk atar, sıcak
basar, insanın başı döner, iştah kaybolur, aşırı ruh hali değişimleri olur,
uykusuzluk çekilir. Bazı insanlar mantıklarını, düşünme yeteneklerini
yitirdiklerini anımsarlar. Hele bir de insan çok gençse, çoğunlukla
karşılıksız olan o ilk aşk, acısıyla tatlısıyla karmaşık duygular yaratır.
Sibel o günleri şöyle anımsıyor; "13 yaşındaydım ve daha önce bir erkeğe tam
anlamıyla bakmamıştım bile. O yaz ailemle tatile gitmiştik. Ona bir anda
aşık oldum. Plajda çalışıyordu, yanık tenli, müthiş yakışıklıydı, ya da o
anda bana öyle geldi. Benden çok daha büyüktü ve eminim beni plajda oynayan
çocuklardan farklı görmüyordu. Oysa ben her gün onu göreceğim diye
heyecandan ölüyordum. Beni belki de hiç farketmemiş olduğunu şimdi anlıyorum
ama, onu unutabileceğimi de hiç sanmıyorum. O benim ilk aşkımdı."
Psikolog Aslı Devrim, ilk aşkı şöyle
tanımlıyor: "İlk aşk deneyimi genellikle gerçekçi değildir. Ama tuhaftır,
insan ilk aşkının etkisinden pek kurtulamaz. Alınan o büyük haz, o
umutsuzluk duygusu, karşılığı alınmasa bile, unutulacak duygular değildir.
İnsanın ilk kez lunaparka gittiğinde hissettikleri gibi bir şey yani aşk
nedense, bir daha aynı heyecanı veremiyor insana."
Çocukluk aşkı
İlk kez aşık olduğunuz zaman, genellikle gelişmenin ilk dönemlerinde
olduğunuz ve henüz olgunlaşmadığınız için, o kişiye nasıl yaklaşacağınızı
pek bilemezsiniz. Aslında sadece müthiş heyecanlı bulduğunuz bir imaja
aşıksınızdır. Eğer görüşebilir ve duygularınızı gerçeğe dönüştürebilirseniz,
büyük bir olasılıkla büyü anında bozulacaktır. O kişiye hayran olmanız ve
belli bir mesafeden gözlemeniz, onun gözünüzde mükemmel bir aşk objesi
olarak kalmasına yardımcı olur. Bu şekilde aslında onların uygun olmadığını
anlama fırsatı yakalayamazsınız. Peki, insanları aşkı aramaya yönelten şey
nedir, biyolojik bir güdü mü, yoksa bir güvenlik arayışı mı?
Aşkı aramak
Parçalanmış bir aileden gelen Perihan, 16 yaşındayken sevecek birisini
aradığını anımsıyor. Şimdi dönüp de geriye baktığında ise, onunla
ilgilenecek ve aradığı güvenliği verecek birisine ihtiyaç duyduğunu anlıyor.
"Sanıyorum herşeyi büyük bir duygusallıkla ele alıyordum. Sanki ben
Sindrella'ydım ve Beyaz Atlı Prensi'mi arıyordum. Bana ilk arkadaşlık teklif
eden erkeğe deli gibi aşık oldum. Harikaydı. İlk buluştuğumuz günün sonunda
neredeyse tüm yaşamımızı planlamıştım bile. Üç hafta sonra benden ayrıldı.
Bağlanmak istemediğini söylüyordu. Haftalarca, aylarca ağladım. Bu olayın
etkisini atlatmam belki de yıllarımı aldı. Uzun süre onu, benim için en
uygun kişi olduğunu düşünerek kafamda idealleştirdim. Aslında onu doğru
dürüst tanımıyordum bile."
Bu ilişki Perihan'ın gelecekteki
ilişkilerinin ilkiydi sadece. Onu sevecek birisini aramaya devam etti uzun
bir süre. Birisine bağlanması çok kolaydı ama duygularının karşılığını ender
olarak alabiliyordu. Bugün şöyle diyor:"Artık akıllandım, birçok erkeği
kendimden soğutmuş olduğumu fark ediyorum. Onlardan beni sevmelerini talep
ettim sürekli. Aslında gerçek olan şuydu; ben kendimi sevmeyi öğrenmemiştim.
Ve aynı zamanda acı çekmeyi, aşkın bir parçası olarak kabul etmiştim."
Çoğu kadın karşısındaki erkeğin
kendisine bağlı olmasını ister ve ihtiyaç duyar. Sevginin azaldığını
gösteren en ufak bir belirtiye karşı çok hassastır. Alınması gereken
derslerin en zoru da şudur: Eğer aşırı bağımlıysanız ve aşırı sevgi talep
ediyorsanız, en çok istediğiniz şeyi yitirme tehlikesi daha büyüktür.
Sevilmeye layık olduğunuzu öğrenene kadar, başkasının sizi sevmesini nasıl
bekleyebilirsiniz ki?
"Önce ben" dönemi
İlk aşk, duygusal gelişiminizde, genellikle vermekten çok, isteme dönemidir.
Kendinizi değil de başkasını düşünmeniz ilk kez gerçekleşiyor olsa bile, bu
oldukça ben-merkezci bir sevgidir. Gerçekten de insanlar ilk aşklarında
sevgilerinin objesi olan kişiye sevgi ve şefkat vermekten çok, olayın
sevilme yönüne ilgi duymaktadırlar.
...Ve ilk seks
İlk cinsel ilişki ilk aşkla aynı anda yaşanmasa bile, Dr. Aslı Devrim ilk
aşkla ilk cinsel ilişki arasında oldukça dolaysız bir ilişki olduğuna
inanıyor. "Farkında olmasanız bile, hissettiğiniz duyguların mutlaka cinsel
bir yönü vardır. Zaten o özel büyüyü veren de odur. Ama insanlar genellikle
bunun farkına varmazlar. Çünkü bu ilk şaşırtıcı duyguyla cinsel güdülerinin
bir ilişkisi olduğunu anlayacak kadar yeterli cinsel deneyime sahip
değildirler."
İnsanlar daha romantik bir sözcük
kullanarak adına "sevişmek" deseler de, ilk seksin romantik duygularla hiç
bir bağlantısı olmayabilir. Gerçekten de araştırmaların gösterdiğine göre
insanların bazıları, ilk seks deneyimlerini daha güvenli bir ortamda
yapıyorlar, daha doğrusu, özel bir kişiyle yapmıyorlar ve böylece eğer
herşey iyi gitmezse pek fazla düş kırıklığı yaşanmıyor. Yani artık birçok
insan aşık olmadan çok daha önce cinsel deneyim yaşıyor.
İnsanlar ilk aşklarını nasıl
unutmuyorsa, ilk seviştikleri kişiyi, yeri ve zamanı da en ince detayına
kadar hatırlıyor. İlk yaşadığımız cinsel ilişkinin hafızalarımıza bu denli
kazınmış olmasının sebebi de, o olay gerçekleşmeden çok önce uzun süre merak
etmiş, endişelenmiş ve hatta fantezisini kurmuş olmamızdır.
"Hayır" demenin güçlüğü
Genç kızların birçoğu ilk gerçek cinsel ilişkilerinde düş kırıklığına
uğrarlar. Çünkü seks hakkında şöyle böyle bilgi edinmiş olmalarına karşın,
cinsel ilişkiye girdiklerinde, cinsel ilişkiden ne beklediklerini hala
bilmiyorlardır. Bir genç kız şöyle diyor: "Erkek arkadaşım hoyrattı, beni
hiç düşünmüyordu. Canım acımaya başlayınca paniğe kapıldım ve durmasını
söyledim, ama durmadı, devam etti. O olaydan sonra onu bir daha görmek
istemedim. Daha önce bana dokunmasına izin vermezsem beni istemeyeceğini
sanıyordum ama olaydan sonra ben onu istemedim." Birçok genç kız kendileri
henüz hazır olmadıkları halde, erkek arkadaşlarının cinsel ilişki için
yaptıkları bu baskıyı hissederler. Ve birçoğu da ya utandığından, ya da
sürekli baskıya dayanamadığından dolayı boyun eğer ve sonradan "hayır"
diyemediklerine pişman olurlar. Başarılı bir sevişme için, doğru bir
iletişim ve karşılıklı anlayış çok önemlidir. Bu ikisi yoksa sevişmenin
mutluluk vermesi mümkün değildir. Eğer genç kızın bu ilk cinsel deneyimiyse,
sorun daha da güçleşir. Bir kadına şefkatle, sevgiyle ve yumuşaklıkla
yaklaşılması gerekir. Bazen yanlış olsa bile, insan kendini, cinsel aşk için
en uygun zamanın geldiğine inandırabilir. Kendisini sevecek birini arayan
Hande, bu sevgiyi seksle satın almaya çalıştığını düşünüyor. "Pek bilinçli
birşey değildi ama, sanıyorum, bir erkeğin benimle sevişmesine izin
verirsem, bana aşık olacağına inanıyorum. Aşık filan olmadı tabii!"
Seks arzusu çok güçlü olabilir ve
insan bir kez denedikten sonra geriye dönüş yapmak zor olabilir. Birçok
kadın, ilk cinsel eşleriyle en çok neden zevk aldıkları konusunda konuşmakta
zorlanmışlar ve bu yüzden daha sonraki ilişkilerinde ne istediklerini
söyleyebilme cesaretini çok uzun zaman sonra bulduklarını görmüşlerdir.
Eşler arasındaki ilgi ve sevginin
azlığı kadar, korku, gerginlik ve suçluluk duygusu da, ilk cinsel ilişkinin
unutulmaz ve acı bir deneyim olmasına neden olabilir.
Ana Sayfa
|