|
Kalp Hastalıklarının Tedavisi ::::::::::::::::::::::::
Her ilacın iki adı vardır. Bunlardan ilki, eczacılık dilindeki gerçek adı, diğeri de söylenmesi ve hatırlaması daha kolay olan ve üretici firma tarafından takılan ticari addır. Bir ilaç, çok sayıda firma tarafından üretilebilir ve bundan dolayı birden fazla ticari adı olabilir. Bunun için, ilacın bilimsel adını kullanmak daha uygun olacaksa da, bu adın söylenmesi ve hatırlanması daha güçtür. Ayrıca, bazı ilaçlarda birden fazla kimyasal madde bulunduğundan, o ilacın adının kullanılması gerekir. Piyasadaki peraparatların çeşitliliğinden ötürü uzun süreyle ilaç kullanan hastaların, kullandıkları ilacın dozunu ve süresini belirten kartlar taşımaları, doktorlara çok yardımcı olacaktır. Bu kitapta adı geçen ilaçlar, yalnızca ağızdan alınanlar olacak ve bilimsel adlarıyla anılacaklardır.
Kalp hastalıklarının
tedavisinde kullanılan ilaçların en önemlileri, kalp kaslarının daha
güçlü çalışmasını sağlayanlardır. Bu grup ilaçlar, şaşırtıcı biçimde
küçüktür. Birçoğu adrenalin gibi vücutta doğal olarak bulunan
maddelerden yapılan ilaçlardır. Bazıları da sentetik bileşikler
olup, yalnızca damardan alınır. Bu tür ilaçlardan ağızdan
alınabileni yalnızca "digoxin"dir. İlk olarak digitaüs
purpurea bitkisinin yapraklarından üretilen ilacın tıbbi özellikleri
18'inci yüzyılda bulunmuştur. Halen kalp tedavisinde önemini
yitirmeyen digoxin, kalp kaslarının düşük verimle çalıştığı
durumların çoğunda kullanılır. Sol ventrikülden kan çıkışının
engellenmesi yüzünden kalp kaslarının kalınlaştığı
durumlarda(hipertrofi) kullanılmamalı veya çok dikkatle alınmalıdır.
Bunun nedeni hastalığın kaynağının kas zayıflığı olmamasıdır.
İlacın uygulanması iki soruna
yol açar. Zehirleyici doz, tedavi edici dozun ancak biraz daha
fazlasıdır; kalp yetmezliği ve karaciğer hastalıklarında ilacın
vücuttan çıkması daha uzun süreceğinden ufak dozlar kullanılmalıdır.
Başka bir zorluk da digoxin'in etkinlik kazanmasının birkaç gün
almasıdır. Her kisinin
ilaca dayanıklılığı değişik olduğuna göre, hastaya göre uygun dozun
saptanmasının tıbbi kontrol altında yapılması önerilir.
Digoxin aynı zamanda
atriadan ventriköüere giden elektriksel uyarıların geçişini de
yavaşlatır. Onun içindir ki, atria çok hızlı çalıştığı
zamanlarda ventri-küllerin uyarılma hızını kontrol etmek üzere
kullanılır.
Diüretikler Bu grup ilaçlar kalbin çalışmasına yardımcı olan ikinci grup ilaçlardır. Henüz anlaşılmayan nedenlerden, kalp yetmezliği, böbreklerin tuz ve su tutmasına neden olur ve bu fazla sıvı dışarı atılamadığı için hastaya sorun yaratır. İşte, diüretikler hastanın fazla tuz ve suyu böbreklerinden atmasına yardımcı olur. Diüretiklerin böbrekler üzerinde yan etkileri vardır; bazıları vücuttaki potasyumu idrar yoluyla kaybedilmesine, öbürleri ise aksine vücutta birikmesine neden olurlar. Onun içindir ki, ikinci tür ilaçları tek basına değil, birinci türden bir ilaçla vermek vücuttaki potasyum dengesinin korunmasını sağlayacaktır. Eğer ilk tür ilaçlar tek başına alınıyorsa, bunların yanı sıra potasyum tabletleri kullanılarak vücudun dengesi sağlanmalıdır. Çünkü uzun süreli potasyum kaybı kalbe zararlı olduğu gibi genelde sağlığı da etkiler. Diüretiklerin tansiyon düşürücü bir nitelikleri olduğundan bu amaçla da kullanılabilirler. Antianjînai ilaçlar
Koroner atardamar
daralmalarının çoğu kalıcı olduğu için, onları ilaçla tedavi etmek
olanaksızdır. Çoğu antianjinal ilaç, yalnızca kalbin yükünü azaltır.
Gliserli trinitrat gibi
nitritler vücuttaki küçük kandamarlarını
açarak kan akışına olan direnci düşürerek kalbin yükünü
hafifletirler. Aynı zamanda bu ilaçlar, geri dönüp kalbi dolduran
kan oranını da azaltarak gevşeme sürecinde, kalpteki basıncı
düşürürler.
Beta blokları
(beta-adrenejik bloklar) adrenalinin etkilerini ve ayrıca kalbin
daha hızlı ve güçlü atmasına neden olan ve adrenalin dürtüsüyle
çalışan sinirsel sistemin etkilerini durdururlar. Ayrıca kalbin
çalışmasını ve gereksinimi olan yakıt oranını azaltırlar.
Bundan dolayı koroner
atardamarlardan daha az enerji, oksijen ve kan taşınır.
Ancak bir yan etkileri de, kalbin çalışma kapasitesini azaltmak
olduğu için kalpte başka
bir sorun olduğu durumlarda, kalbin durmasına veya daha
çok hastalanmasına neden olabilirler. Aynı zamanda astıma yol
açabilir veya bacaklara giden kan oranını düşürürler. Gene de
dikkatle kullanıldıklarında, anjine karşı en etkin ilaçlardır.
Propranolol ve oxprenolol yanında daha başka ilaçlar da örnek
olarak verilebilir. Beta blokları ayrıca hipertansiyon ile
anormal kalp ritimlerinin tedavisinde kullanılırlar.
Antianjinaller arasında
nifedipine gibi ilaçlardan oluşan yeni bir grup kalbin oksijen
kullanımını biyokimyasal yönden etkiler. Bu ilaçlar koroner
damarların bir miktar genişlemesini sağlarsa da, koroner
damarlarında kalıcı tıkanıklıklar olan kişilere yararı
sınırlıdır.
Antihipertansif ilaçlar Beta blokları ve diüretiklerin, yüksek tansiyon tedavisinde kullanıldıklarını görmüştük. Hydralazme gibi bazı ilaçlar küçük damarları genişletirler, methyl dopa gibi başkaları da sinir sisteminin etkilerini durdurarak küçük damarların genişlemesini sağlarlar. Antiaritmik ilaçlar
Bunlar süratli veya düzensiz
kalp atışlarını denetleyen ilaçlar olup, bazılarına yukarıda
değinmiştik. Atrianın hızlı atışı ventriküllerinkinden farklı bakım
gerektirir ve içlerinde digoxin ve beta blokları olan çeşitli
ilaçlarla tedavi edilir. Bu iki ilaç ventriküllere giden dürtüleri
yavaşlatırlar. Aynı biçimde etki gösteren bir başka ilaç da
verapamildir. İkinci bir grup ilaç atriada çarpıntı başlamasını
engelleyen quididine ve disopyramide'lerdir.
Ventriküler çarpıntılar ve
etopikler, beta blokları ile de kontrol edilebilirler. Lokal
anestezi ilaçlarına yakın bir grup ilaç arasında da yukarıda adı
geçen quinidin ve disopyramide'in yanı sıra procaınamıde ile
mexilitene sayılabilir.
Antikoagüian ilaçlar
Bu ilaçlar kanın pıhtılaşma
eğilimini yavaşlatırlar. En yaygın olarak kullanılan warfarin birkaç
gün içinde etkinliğini gösterir ve karaciğerin kanı pıhtılaştıran
etkenler üretimini yönetir.
Antikoagülanlar belirli tür
valf hastalıklarında da kullanılırlar; bunların başlıcası olan
mitral stenoz durumunda sol atriumdan geçen kan akışında azalma olur
ve kanın pıhtılaşmasına yol açar. Hastaya protez valf takıldığı
durumlarda da (bir sonraki bölüme bakın) kan dolaşımının anormal
olduğu ve bu ilaçlar kullanılmadığı zaman kapaklar çevresirde
pıhtılaşmalar görüldüğünde önerilirler. Antikoagüian kullanımını
gerektiren önemli başka bir durum pulmoner amboli (akciğerlerdeki
kan damarlarında pıhtı oluşur veya
yerleşirse) veya enfarktüsün engellenmesi tedavisidir. Bir uygulama
alanı daha bacaklardaki toplardamarlarda pıhtılaşma olduğu zamandır.
Her hastanın antikoagülan
dozunun değişik olması gerekir. Bu doz, kanın pıhtılaşma eğilimi
ölçülerek saptanır. Önceleri sık sık ama daha sonra ayda bir
uygulanması gereken bu test, söz konusu ilaçların kullanımını
sınırlar. Kanama eğilimi yüksek olan kişilerin bu ilaçlardan
sakınması gerekir.
|
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI |