|
Meme
Kanseri ve Tedavisi
::::::::::::::::::::::::
Vücudumuzda
ki tüm organlar hücrelerden yapılmışlardır. Hücreler çok küçük
birimlerdir ve ancak mikroskop altında görüntülenebilirler.
Normal vücut hücreleri sistemli bir şekilde büyür, bölünür ve ölür.
Hayatımızın ilk yıllarında yetişkin oluncaya dek normal hücreler daha
hızlı bölünür. Yetişkinliğe ulaşılmasının ardından, pek çok dokuda
hücreler yanlızca ölen hücreleri yenilemek ve yaralanmaları gidermek
amacı ile bölünmeye devam eder. Normal şartlar altında, eğer yeni
hücreler gerekmiyorsa her hücrenin içinde bulunan bazı mekanizmalar
hücreye bölünmesini durdurmasını söyler.
Buna karşın kanser hücreleri, büyümeye ve bölünmeye devam ederler ve
vücudun diğer bölgelerine yayılırlar. Kanser hücreleri birikerek
tümörleri (kitleleri) oluştuturlar, tümörler normal dokuları
sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer
kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı
aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri
yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin
bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı
verilir. Tümör vücudun başka bölgelerine yayılmış olsada orijinal olarak
oluştuğu organın adı ile anılır. Örneğin kemiklere sıçramış olan prostat
kanseri hala prostat kanseri, akciğerlere sıçramış olan meme kanseri
hala meme kanseridir.
Lösemi genellikle tümör oluşturmayan bir kanser türüdür. Lösemide kanser
hücreleri kan ve kan oluşturan organlarda (kemik iliği, lenf sistemi ve
dalak) gelişir, ve diğer organların dokuların içinde dolaşır,
birikebilir.
Akılda tutulmalıdır ki, tüm tümörler kanser değildir. Kanser olmayan
tümörler metastaz yapmaz ve çok seyrek görülen istisnalar dışında
yaşamsal tehlike oluşturmazlar.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki
görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı
hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı
tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde,
var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
Kanser istatistiklerinin diğer ülkelere oranla daha iyi tutulduğu
amerikada, bu istatistikler göstermiştir ki erkeklerin yarısı kadınların
ise üçte biri hayatlarının bir evresinde kansere yakalanacaklardır.
Günümüzde, milyonlarca insan kanserli yada kanseri tedavi edilmiş olarak
yaşamaktadır. Sigaranın bırakılması yada daha sağlıklı beslenme
alışkanlıklarının adaptasyonu gibi aktivitelerle yaşam stilinin
değiştirilmesi, pek çok tür kansere yakalanma riskini önemli oranlarda
azaltılabilir. Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar
erken başlar ve kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin
başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.
‘Her sekiz kadından biri meme kanseri olur.’ betimlemesi ile rastgele
seçilen her sekiz kadından bir tanesinin meme kanseri olacağı kesindir,
demektir.
Doğru Her sekiz kadından biri istatiği yıllık bir tahmin değildir. Bu
rakam, 95 yıllık bir yaşam süresi göz önüne alınarak hesaplanmış bir
değerdir. Varsayalım ki araştırmacılar bugün doğmuş olan çok sayıda kız
çocuğunu gözlem altına aldılar ve onları 95 yaşına gelinceye kadar
izlediler, bu kızlardan sekiz de biri (yaklaşık olarak %12.5i)
hayatlarının her hangi bir döneminde meme kanserine yakalanacaklardır.
Yanlış Yalnızca kadınlar meme kanserine yakalanırlar.
Doğru Göreceli olarak çok çok daha seyrek görülmesinse karşın, erkekler
de meme kanserine yakalanabilirler ve meme kanseri tanısı konmuş
erkeklerin yaklaşık olarak üçte biri bu hastalıktan hayatını kaybeder.
İstatistiki veriler, her 100 meme kanseri vakasından birinin erkeklerde
görüldüğünü göstermektedir. Göreceli olarak az miktarlarlarda da olsa
erkekler de hem göğüs dokusu, hem de meme kanseri ile ilişkisi olduğu
bilinen kadınlık hormonları vardır. Toplumda yaygın olan meme kanseri
bir kadın hastalığıdır yanılgısı nedeni ile erkekler genellikle kanserin
erken belirtilerini görmezden gelmektedir. Bu duyarsızlık geç tanı
konmasına, dolaysıyla da daha yüksek ölüm oranlarına neden olmaktadır.
Yanlış Yalnızca ailesinde meme kanseri bulunan kadınlar, meme kansri
için yüksek risk grubundadırlar.
Doğru Meme kanseri olan kadınların %80 den fazlası, hiç bir risk grubuna
dahil değildir. Ailede başka birinin meme kanseri hastası olması, meme
kanserine yakalanma riski üzerinde önemli bir etkiye sahiptir; özellikle
birinci dereceden bir yakınınız, sözgelimi anneniz, kızkardeşiniz veya
kızınızda meme kanseri varsa, sizde de ortaya çıkma ihtimali iki kat
fazladır. Öte yandan ailede hastalığın olmaması, tehlikeden uzak
olduğunuz anlamına da gelmez.
Yanlış Meme kanseri çoğunlukla genetik kökenlidir.
Doğru Meme kanserlerinin çok küçük bir yüzdesinin normal olmayan
genlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Araştırmacılar 17 numaralı
kromozomda bulunan iki adet genin (BRCA1 ve BRCA2, Meme kanseri geni 1
ve 2) yüksek göğüs riski ile ilişkisini ortaya koymuşlardır. Meme
kanserine yakalanma riskini arttıran başka genlerin olması olasıysa da,
tanı konmuş meme kanserlerinin yalnızca %5 i BRCA1 ve 2 genlerinin
değişime uğraması ile (mutasyonu) ilintilidir. Mutasyona uğramış BRCA
genine sahip olmak meme kanserine yakalanma riskini arttıran
faktörlerden yalnızca biridir. Diğer faktörler: yaş, aile tarihçesi,
yüksek yağlı beslenme alışkanlığı, adet görmeye erken yaşta başlama,
menepoza 50 yaşından sonra girme, çocuk sahibi olmama, ilk çocuğa 30
yaşından sonra sahip olma, yapılan biyopsilerde habis olmayan tümörlerin
bulunması, vb. Meme kanseri olan kadınların %80 den fazlası görünürde
hiç bir risk grubuna dahil değildir.
Yanlış Yaşlı kadınların meme kanserine yakalanma riski genç kadınlardan
daha azdır.
Doğru Kadınların yaşı ilerledikçe, meme kanserine yakalanma riskleride
artar. Gerçekteyse, yaş meme kanserine yakalanma riskini arttıran en
önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle, meme kanserinin erken aşamada
tanısının konması amacı ile 40 yaşı ve üzerindeki kadınların yıllık
klinik kontrollerne ve aylık kişisel göğüs kontrollerine ek olarak yılda
bir kez kontrol amaçlı mamografi çektirmeleri önerilir. Göreceli olarak
daha yüksek risk grubunda olan kadınlar doktor önerisi ile daha erken
yaşlarda düzenli mamogram çekimine başlayabilirler.
Yanlış İlerlemiş yaşlarda meme kanseri tanısı konmuş kadınların,
kapsamlı tedavi görmelerine gerek yoktur.
Doğru Meme kanseri teşhisi konmuş ve tanı konma zamanında kapsamlı
tedavi görmemiş yaşlı kadınların ölüm oranlarında artış gözlenmiştir.
Aslında, genelde meme kanseri yavaş gelişim gösteren bir hastalıktır ama
zaman zaman saldırgan da olabilir ve vücudun diğer bölgelerine çok çabuk
sıçrayabilir (Metastaz yapabilir).
Yanlış Mamogram meme kanserini engeller.
Doğru Mamogram meme kanserini engellemez, ancak mamografi meme
kanserinin erken aşamadayken tanısının konmasını sağlayan mükemmel bir
araçtır. Günümüzde, mamogram semptomu olmayan (şikayeti olmayan)
kadınlarda meme kanseri tanısı konabilmesini olanaklı kılabilen,
güvenilirliliği kanıtlanmış bir yöntemdir. Bu nedenle, meme kanserinin
erken aşamada tanısının konması amacı ile 40 yaşı ve üzerindeki
kadınların yıllık klinik kontrollerne ve aylık kişisel göğüs
kontrollerine ek olarak yılda bir kez kontrol amaçlı mamografi
çektirmeleri önerilir. Göreceli olarak daha yüksek risk grubunda olan
kadınlar doktor önerisi ile daha erken yaşlarda düzenli mamogram
çekimine başlayabilirler.
Yanlış Mamogram meme kanserine yol açar.
Doğru Mamogram güvenilir bir yöntemdir ve mamogram çekilirken göğsün
görüntülenmesi amacı ile kullanılan radyasyon düzeyi çok düşüktür.
Modern mamografi sistemleri genellikle 0.1 ila 0.2 rad (rad ışıma
miktarını ölçmek için kullanılan bilimsel bir ölçü birimidir)
düzeylerinde x-ışını kullanır. Bu alanda oluşturulmuş uluslararası
standartlar vardır, ve bu standartlar olası en düşük radyasyon düzeyinin
kullanılmasını zorunlu kılar. Hastalara düşen sorumluluk kullandıkları
mamografi merkezlerinin bu tip standartlara uygun olarak işlemlerini
gerçekleştirdiklerinden emin olmaktır.
Yanlış Mamografi erken aşamadaki meme kanserinin tanısının konmasında
%100 güvenilir bir yöntemdir.
Doğru Mamografinin meme kanserlerinin %85 ila %90 ını görüntüleyebildiği
tahmin edilmektedir. Göğüsteki anormalliklerin büyük bir kısmı mamografi
ile görüntülenebilirken, bir kısmıda görüntülenemez. Bazen göğüsteki
anormallik çevresindeki doku ile aynı yoğunluğa sahiptir, bu da
mamografiden görüntülenememesine yol açar. Eğer kadın yada doktoru
göğüste bir kitle bulursa, mamografın bir oluşum göstermemesine, kanser
belirtilerinin mamografide negatif olmasına rağmen sonucun açıklığa
kavuşturulması için alternatif yöntemler denenmelidir.
Yanlış Mamografi ile tanısı konan kanserler tedavi edilebilir
kanserlerdir.
Doğru Mamografi meme kanserinin erken aşamadayken tanısının konmasını
sağlayan mükemmel bir araçtır. Göğüsteki anormalliklerin büyük bir kısmı
mamografi ile görüntülenebilirken, bir kısmıda görüntülenemez. Bazı
kanserler çok saldırgan olabilirler ve vücudun başka bölgelerine
mamogram ile görüntülenebilecek boyuta gelmeden önce sıçrayabilirler.
Genelde, meme kanseri çok yavaş gelişen bir hastalıktır. Meme
kanserinin, tek bir hücre boyutundan bir santimetre çapında bir tümör
boyutuna ulaşması altı ila sekiz yıl alabilir. Bu çok uzun gelişim
süreci, saldırgan kanserlerin kan veya lenf sistemi aracılığı ile
vücudun başka bölgelerine taşınmasına olanak tanır. Bu nedenle, düzenli
mamografiye başlamaya yaşı sayılan 40 yaşından önce kadınların 20
yaşından başlayarak aylık kişisel göğüs kontrolü yapmaları ve 30
yaşından başlayarak yıllık klinik göğüs kontrollerine başlamaları
önerilir.
Yanlış Meme kanseri bulaşıcıdır.
Doğru Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Meme kanseri göğüs
hücrelerinin sayısının kontrolsüz olarak artımı olarak tanımlanabilr. Bu
kontrolsüz artım göğüs dokusundan yapılmış tümör oluşumuna neden olur.
Bir kadının hücrelerinde oluşabilecek bu tipte değişimler başka bir
kadını etkilemez.
Yanlış Bütün göğüs kitleleri kanserdir.
Doğru Genelde, göğüste bulunan kitlelerin %80i kanser olmayan
değişimlerdir. Bu yüzde ilerleyen yaş ile değişir. Genç kadınlarda
bulunan kitlelerin %80inden fazlası kanser olmayan değişimler iken,
ilerleyen yaşla birlikle kanser olan kitlelerin yüzdesi de artar.
Bununla birlike, yaş faktöründen bağımsız olarak göğüste bulunan her
kitlenin bir doktor gözetiminde tam tanımlanmasının yapılması önerilir.
Özellikle iki adet dönemi boyunca kalıcılığını koruyan veya küçülme
göstermeyen değişimlerin kesinlikle doktora bildirilmesi önerilir.
Yanlış Göğüslerinde normalde yumrular (kitleler) bulunan kadınların meme
kanserine yakalanma riski daha fazladır.
Doğru Geçmişte uzmanlar göğüsleri doğal olarak yumru yumru olan
kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha fazla olduğuna
inanmışlardı. Ancak, yapılan istatistikler bunun doğru olmadığını
gösterdi. Göğsünde doğal olarak kitleler bulunan kadınlar kanser olmayan
fibrokistik değişimlere sahiptirler. Fibrokistik değişimlerin
belirtileri arasında, kistler (cepler halinde sıvı toplanmaları),
fibrosis (bağlayıcı doku da yara benzeri oluşumlar), yumrulaşma, artan
hassasiyet ve göğüs ağrısı vardır. Kanser olmayan bu tip oluşumlardan
oldukça nadir görülen atypical hyperplasia (göğüs hücreleri sayısında
görülen anormal artış), meme kanserine yakalanma riskini arttırabilir.
Ancak, göğüs biopsilerinin yaklaşık olarak %3ün de atypical hyperplasia
(AH) tanısı konmaktadır.
Yanlış Eğer göğüsteki kitle ağrı veriyorsa, kanser değildir.
Doğru Meme kanserlerinin bazılarında ağrı vardır, ancak çok nadir
durumlarda ağrı tek başına bir meme kanseri belirtisidir. Eğer göğüs
ağrısı şikayeti anormallik gösteren bir mamogram ile desteklenmiyorsa,
doktorların pek çoğu daha detaylı görüntüleme yöntemlerini gereksiz
bulurlar çünki bu gibi durumlarda meme kanseri riski çok azdır. Göğüs
ağrısı kanser olmayan göğüs şikayetleri arasında en yaygın olanlardandır
ve pek çok nedenden dolayı olabilir. Her iki göğüstede bulunan ağrıların
kanser belirtisi olma olasılığı göreceli olarak yalnızca tek göğüste
bulunan ağrılardan daha azdır.
Yanlış Kişisel meme kanseri kontrolü yapılması en uygun yer banyodur.
Doğru Kişisel meme kanseri kontrolü banyo da da yapılabilir, ancak
ıslak, sabunlu eller kadının göğsündeki anormallikleri hissetmesini
zorlaştırabilir. Buna ek olarak, soğuk hava ve su, göğüs ve göğüs ucunun
sertleşmesine neden olarak değişimlerin hissedilmesini güçleştirebilir.
20 yaş ve üstündeki her kadın aylık göğüs kontrollerini üç ayrı
pozisyonda yapmalıdır. Yatarak, ayakta ve bir aynanın önünde (göğsün
görsel kontrolü için).
Yanlış Küçük göğüslü kadınlar meme kanserine yakalanmazlar.
Doğru Meme kanseri dokusunun miktarının meme kanserine yakalanma riski
üstünde hiç bir etkisi yoktur. Göğüs boyutunun kesinlikle meme kanseri
riski ile bağlantısı yoktur.
Yanlış Kahve içmek meme kanserine yakalanma riskini arttırır.
Doğru Kahve meme kanserine yol açmaz. Fareler üzerinde yapılan bazı
çalışmalar, kahvenin aslında kanser riskini azalttığını göstermiştir.
Uzmanlar geçmişte kafeinin fibrokistik değişimlere (sıkça görülen kanser
olmayan değişimler) neden olmasından dolayı kanser riskini arttıran bir
faktör olarak görmüşlerdi. Bazı kadınlar kafein alımını azaltmak amacı
ile kahve, çay, çikolata ve kolalı içecek tüketimini azalttıklarında
vücuttaki sıvı tutumunun azalmasına bağlı olarak göğüsteki bazı
rahatsızlık hislerinin azaldığını gözlemleyebilirler. Aslında bu konu
uzmanlar arasında tartışmalı bir konudur, çünkü bu konuda yapılan
araştırmaların sonunda tutarlı ve güvenilir sonuçlara ulaşılamamıştır.
Yanlış Koku/ter önleyici deodarantlar önemli kanser sebeplerinden
biridir.
Doğru Koku/ter önleyici deodarantlar kansere yol açmazlar. İnternette
yaygın olarak dolaşan e-mail’lerden birinde terlemeyi önleyici
deodorantların vücudun zararlı maddeleri (toksinleri) dışarı atmasına
engel olarak kansere yol açtığı yönünde bazı saptamalara yer
verilmiştir. Bu mesaja göre, vücuttan atılması gereken bu zararlı
maddeler (toksinler), atılamadıkları için koltuk altındaki lenf
benzlerinde birikmekte ve hücrelerde bazı değişikliklere yol açarak
kanser oluşmasına yol açmaktadırlar. Gerçekte ise, terleme ile vücuttan
atılan maddeler %99.9 oranında su, sodyum, potasyum ve magnezyumdur.
Sonuç olarak terleme ile atılan toksik maddeler olmadığı için bu sav
bilimsel dayanağa sahip olmaktan uzaktır.
Yanlış Haşere öldürücüler, tarım ilaçları, kuru temizleme kimyasalları
kansere neden olur.
Doğru Geçmiş yıllarda yapılan bazı küçük ölçekli çalışmalarda, yukarıda
belirtilmiş olan kimyasal maddelerin meme kanserine yakalanma riskini
arttırma olasılığının var olduğu ortaya konmuştur. Ancak çoğu uzman bu
çalışmaların sonucuna kuşku ile bakmaktadır, çünkü bu küçük ölçekli
çalışmaların sonuçları daha büyük ölçekli çalışmaların sonuçları ile
çelişmektedir. Söz konusu küçük ölçekli çalışmaların yeterli istatiksel
güvenilirliğe sahip olmadığı, tıp çevrelerince kabul edilmektedir.
Yanlış Emzirme meme kanserine yol açar.
Doğru Emzirme meme kanserine yol açmaz. Aslında, bazı ön çalışmalar
emzirmenin meme kanseri riskinde azalmaya yol açtığını göstermiştir. Bu
bulgu henüz daha geniş kapsamlı çalışmalarca henüz onaylanmamıştır.
Emziren kadınlarda meme kanserine yakalanabilir ama, emzirmemiş
kadınlara oranla daha fazla meme kanserine yakalanma riski taşımazlar.
Yanlış Geçmişte meme kanserine yakalanmış kadınlar hamile
kalmamalıdırlar.
Doğru Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, hamilelik süresince oluşan
hormonal ve metabolik değişimlerin meme kanserinin tekrarlaması riskini
ciddi bir oranda arttırmadığını göstermiştir. Buna ek olarak, hamile
kalınma sayısının ve tedavi ile hamilelik arasındaki zaman aralığının da
uzun dönem kanser tedavisi ve riski üzerinde gözlemlenebilir bir etkisi
görünmemiştir. Ancak, meme kanseri tedavisi görmüş ve hamile kalmak
isteyen kadınların bu isteklerini hamilelik öncesi doktorları ile
konuşmaları önerilir.
Yanlış Göğüs akıntıları meme kanseri belirtisidir.
Doğru Göğüs akıntılarının çoğunluğu kanser belirtisi değildir.
Kadınların yaklaşık olarak %20 si süte benzeyen, donuk yada şeffaf
yapıda anlık göğüs akıntıları gözlemler. Kadınların neredeyse %60a yakın
kısmı kişisel göğüs kontrolü sırasında bazı akıntılar görebilir. Genel
olarak, eğer akıntı şeffaf, süte benzeyen, sarı yada yeşilse kanser
belirtisi olarak kabul edilmez. Kanlı yada suya benzeyen akıntılar
normal olarak kabul edilmez, ancak bu anormal akıntıların ancak %10 u
kanser ile ilişkilidir. Kanlı akıntıların çoğu kanser olmayan
papilomalara bağlıdır. Ancak kuşku uyandıran her akıntı doktorlarla
tartışılmalı ve klinik kontrollerle nedenleri açıklığa
kavuşturulmalıdır. Göğüs akıntıları aşağıdaki özellikleri taşıyorsa
kuşkuludur;
Kanlı yada suya benzeyen yapıda ve kırmızı, pembe yada kahverekli
akıntılar
Yapışkan bir yapıya sahip ve şeffaf yada donuk siyah-kahverenkli ise
akıntılar
Göğüs sıkılmaksızın oluşan anlık akıntılar
Sürekliliği uzun olan akıntılar
Tek taraflı akıntılar
Süte benzemeyen akıntılar
Yanlış Telli sütyenler meme kanserine yol açar.
Doğru Bir kaç yıl önce yayınlanan ‘Ölmek için Giyinmek’ (Dressed to Kill)
adlı bir kitapta telli sütyenlerin kullanımının lenf sıvısı akımını
engelleyerek meme kanserine yol açtığı iddal edilmişti. Bu kitabın
yazarları gelişmiş ülkelerdeki meme kanseri oranları ile az gelişmiş
ülkelerdeki oranları karşılaştırmışlar ve aradaki farkın sütyen
kullanımı alışkanlığına bağlanabileceğini önermişlerdi. Meme kanseri ve
sütyen kullanımı arasında ki bu ilişki doğru değildir. Bu kitabın
yazarları araştırmalarında bugün meme kanserine yakalanma riskini
arttırdığı bilinen diğer parametreleri (yaş, aile tarihçesi, çevre,
sosyal faktörler, genetik, çocuk sahibi olmama, adet görmeye başlama
yaşı gibi) dikkate almamışlardır.
Yanlış Göğüs yaralanmaları meme kanserine yol açar.
Doğru Göğüs yaralanmaları ve travmaları meme kanserine yol açmaz. Ancak,
yaralanmalar sonucunda göğüste berelenmeler ve kanser olmayan kitleler
oluşabilir. Göğüsteki yağ dokusunun şişmesi veya hassaslaşması sonucu
‘Fat necrosis’ adı verilen ve kanser olmayan oluşumlar gözlenebilrsede,
genellikte bu durum bir ay içinde ortadan kalkar. Bu tip oluşumlar zaman
zaman mamogramların değerlendirilmesini güçleştirebilir.
Yanlış Meme kanseri tanısı konmuş kadınlar göğüslerini kaybederler.
Doğru Meme kanseri tanısı konmuş kadıların büyük bir çoğunluğu
tedavilerinin bir parçası olarak ameliyat geçirirler. Ancak, erken aşama
meme kanseri tanısı konmuş kadınların artan bir çoğunluğu yalnızca
kitlenin alınması (lumpektomi) ve radyasyon terapisi görmektedirler.
Lumpektomi kitlenin ve onu çevreleyen dokunun (marjin) alınması
işlemidir. Yapılan araştırmalar göstermiştirki lumpektomi ve ardından
yapılan radyasyon tedavisi erken aşamadaki meme kanserleri için tüm
göğsün alınması (mastektomi) kadar etkindir. Ancak, mastektomi yada
lumpektomi arasındaki seçim pek çok faktörün bir bileşkesidir. Alınacak
tümörün büyük olması durumunda, bazen operasyon öncesi kemoterapi
(anti-kanser ilaçlarının kullanılması) uygulanarak tümör boyutunda
küçülme sağlanır ve mastektomi yerine lumpektomi yapılabilinir. Göğsün
korunmasına yönelik tedavilere her geçen gün yenileri eklenmektedir.
Yanlış Mastektomi (Göğsün tamamen alınması operasyonu) kanserin
yenilemesi riskini tamamen ortadan kaldırır.
Doğru Mastektomi kanserin yenilemesi riskini tamamen ortadan kaldırmaz.
Bazı kadınlarda mastektominin dikiş bölgelerinde kanserin yenilenmesi
görülmüştür. Ayrıca kanserin lenf bezlerine ve vücudun diğer bölgelerine
yayılmış olma riski vardır. Mastektomi gören kadınların büyük çoğunluğu
kanserin göğüs dışındaki bölgelere yayılmamasından emin olmak amacı ile
aynı zamanda dış lenf bezlerinin alınması operasyonunu da geçirirler.
Yanlış Koruyucu mastektomi (Göğsün tamamen alınması operasyonu)
operasyonu geçiren kadınlar meme kanserine yakalanmazlar.
Doğru Koruyucu mastektomi meme kanseri için yüksek risk grubunda bulunan
kadınların bir yada her iki göğsünün meme kanserinin oluöumunun
önlenmesi amacı ile alınması operasyonudur. Araştırmacılar koruyucu
mastektominin kadınları nasıl etkileyeceği konusunda hala emin değiller.
Bu koruyucu operasyon saldırgan tümörleri olan kadınların yaşam süresini
uzatabilir. Ancak, bazı kadınlar yüksek risk grubunda olmalarına rağmen
hiç bir zaman meme kanseri hastası olmazlar, dolayısı ile böyle bir
operasyon artan bir yarar getirmez. Göğüs dokusu boyuna doğru, koltuk
altında ve göğüs duvarında da vardır, ve vücudunda göğüs dokusu bulunan
her kadın meme kanserine yakalanma riskini korur.
Yanlış Kemoterapi kadınların saçlarının dökülmesine yol açar.
Doğru Saç kaybı (alopecia) kemoterapinin geçici yan etkilerinden
biridir. Saç kaybı ve kemoterapinin diğer yan etkileri kullanınal
ilaçlara, dozlarına ve nasıl verildiklerine bağlıdır. Kemoterapinin yan
etkileri her kadında varkı yoğunlukta hissedilir. Saç kaybından
etkilenen kadınların, saç kaybı genellikle kemoterapinin başlamasının
üçüncü haftasında oluşur. Kadınların büyük çoğunluğunda, kemoperapinin
bitmesi ile birlikte saçlarda uzamaya başlar. Kemoterapinin diğer yan
etkileri arasında: enfeksiyon riskinin artması, kansızlık, kanama
riskinin artması, ağız yaraları, ishal, kabızlık, karıncalanma veya
yanma hisleri, deri rahatsızlıkları (kızarıklık, döküntü, akne),
tırnaklarda koyulaşma, kırılganlaşma yada çatlama, böbrek ve mesane
enfeksiyonları, kemoterapinin hemen ardından gelen nezle benzeri
belirtiler, vücutta sıvı toplanması, adet periyotlarında
düzensizleşmeler ve menapoz benzeri belirtiler vardır. Zofran (genel
adı: ondansetron) ve Kytril (genel adı: granisetron hydrochloride) gibi
yeni ilaçlar mide bulantısı, ishal ve kusma gibi en sık görülen yan
etkilerin azalmasında oldukça başarılı olmuşlardır. Birleşik devletler,
ulusal meme kanseri organizasyonları birliği (National Alliance of
Breast Cancer Organizations) eski kemoterapi ilaçlarından olan
cyclophosphamide, methotrexate, flouracil (CMF) in, Adriamyacin (genel
adı: doxorubicin) gibi yeni ilaçlardan daha az yan etkileri olduğunu
belirtmektedir. Yeni ilaçların yardımı ile her geçen gün kemoterapinin
yan etkileri daha etkin bir şekilde kontrol altına alınmaktadır.
Yanlış Ağızdan alınan doğum kontrol hapları meme kanserine yol açar.
Doğru 10 yıldan daha uzun süreli kullanımlarda bile doğum kontrol
hapları meme kanserine yol açmaz. Doğum kontrol hapları meme kanseri
riski ile bağlantısı olduğu bilen östrojen ve progesteron hormonlarını
küçük oranlarda içerir ancak bu hormonların oranları dikkate değer bir
risk yaratmaktan çok uzaktır. Günümüzde kullanılan doğum kontrol
haplarının büyük bir çoğunluğu 1975 yılında kullanılan haplardan %50 ila
%100 oranında daha az hormon içeren düşük hormon içerikli formüllere
sahiptir. Düşük hormon içerikli formüller, orjinal doğum kontrol
haplarının şişkinlik gibi bazı hoş olmayan yan etkilerinin giderilmesi
amacı ile geliştirilmişlerdir. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, 1976
ila 1992 yılları arasında hastalanan 3,383 meme kanseri kadın incelenmiş
ve genel olarak meme kanseri ile doğum kontrol hapı kullanımı arasında
on yılı aşan kullanımlarda bile belirgin bir ilişki gözlemlenememiştir.
Ailelerinde meme kanseri görülmüş kadınlarda bile doğum kontrol hapı
kullanımına bağlı olararak risk artışı gözlemlenmemiştir. Bütün bunlara
rağmen, yüksek meme kanseri riski taşıyan kadınların doğum kontrol hapı
kullanmaya başlamadan önce bu isteklerini doktorları ile tartışmaları
önerilir.
Yanlış ‘Lobular carcinoma in situ (LCIS)’ teşhisi konmuş kadınlar
hayatlarının daha sonraki döneminde kesinlikle meme kanseri hastası
olurlar.
Doğru Lobular carcinoma in situ (LCIS) süt bezlerinde oluşan çok erken
aşamadaki bir kanserdir, ve oluştuğu süt bezinin duvarını geçmemiştir.
Teknik açıdan bakıldığında LCIS, 0. düzey (stage 0) bir kanserdir. Ama
doktorların büyük çoğunluğu LCIS’i kanser olarak sınıflandırmazlar. Buna
rağmen, LCIS meme kanseri riskinin arttığını gösteren bir işarettir, ve
LCIS tanısı konmuş kadınlar hayatlarının daha sonraki aşamalarında meme
kanserine yakalanmaya daha yatkın olurlar
Meme Kanserine Nasıl Tanı Konulur?
Meme kanserinin en yaygın belirtisi ağrısız bir kitlelenin
hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı
hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek gürülen belirtileri
arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma,
şişlikler, deride tahriş yada bozulmalar, ve anlık akıntılar, aşınma,
göğüs ucunun hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzre göğüs
ucu belirtileri). Tedavisi en kolay olan erken aşamadaki meme kanseri
tipik olarak hiç bir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların meme
kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamaları
çok önemlidir.
Meme kanserine erken aşamada tanı konması, tedavi seçeneklerinin
sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını önemli
oranda arttırır. Erken tanı için temelde önerilen biri birini
tamamlayıcı üç yöntem vardır;
Kişisel (Kendi kendine yapılan) göğüs kontrolleri
Klinik (Doktor tarafından yapılan) göğüs kontrolleri
Mamogramlar
Normal de doktorlar 20 yaşından sonra her ay kişisel göğüs
kontrollerinin yapılmasını, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak
üzre klinik göğüs kontrollerini ve mamografiyi önermektedirler. Ancak
daha sonraki mamogramlarınıza referans olması için otuzlu yaşlarınızda
en azından bir mamogram çektirerek saklamanız önerilir. Burada verilen
başlama yaşları, toplumun geneli için önerilmektedir, eğer yüksek risk
grubunda olduğunuzu düşünüyorsanız kontrol programınızı dokturunuz ile
konuşmalısınız. Kanserlerin küçük bir bölümü mamografi tarafından
tanımlayamayacağı için, mamografiyi klinik göğüs kontrollerine
alternatif olarak görmek yanlıştır.
Eğer bu testlerden birinde normal olmayan bir belirtiye raslanırsa,
durumu açıklığa kavuşturmak için belirleyici testler yapılacaktır.
Unutmayın ki, göğüs kontrollerınde bulunan kitlelerin büyük bir kısmı
kanser olmayan gelişimlerdir.
Kontroller sonrası şüphelerin giderilemediği durumlarda, kesin tanının
konması amacıyla biyopsi yapılır. Kitlenin büyüklüğüne, yerine, dokturun
yada hastanın tercihine bağlı olarak biyopsi lokal anestezi alıtında
iğneler le yapılabileceği gibi, ameliyatla kitlenin çıkarılmasıylada
yapılabilir.
|
HASTALIKLAR
AKCİĞER HASTALIKLARI
KARACİĞER HASTALIKLARI
KALP VE DAMAR HASTALIKLARI
MİDE HASTALIKLARI
BEYİN VE SİNİR HASTALIKLARI
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI
GÖZ HASTALIKLARI
CİLT HASTALIKLARI
AĞIZ VE DİŞ HASTALIKLARI
EKLEM HASTALIKLARI
KADIN DOĞUM HASTALIKLARI
RUH HASTALIKLARI
KEMİK HASTALIKLARI
BAĞIRSAK VE ANÜS HASTALIKLARI
CİNSEL HASTALIKLAR
BESLENME HASTALIKLARI
KAN HASTALIKLARI
SOLUNUM HASTALIKLARI
BULAŞICI HASTALIKLAR
HORMON HASTALIKLARI
ERKEK HASTALIKLARI
KAS HASTALIKLARI
ÇOCUK HASTALIKLARI
BÖBREK VE İDRAR YOLLARI
HASTALIKLARI
İLKYARDIM
|