|
Diyabet-Şeker Hastalığı
::::::::::::::::::::::::
Diyabet nedir? Nasıl meydana gelir?
Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere
protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır
ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet
hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun
(şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden
elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankreas
tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve
orada yakılarak enerjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin
girmesine izin verilen kapılar vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler
ve uygun anahtar varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki
glükoz kapısının açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet,
anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin
etkilediği reseptörlerin (hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı
gelişmektedir.
Kaç
tip diyabet vardır? Diyabet sıklığı ne kadardır?
Nedenlerine göre bir çok diyabet tipi
olmakla birlikte diyabet vakalarının çok büyük bir kısmını Tip 1 ve
Tip 2 diyabet vakaları oluşturmaktadır.
Tip 1
Diyabet
Daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde
görülür. Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta
hücrelerinin otoimmün bir süreç (vücudun bağışıklık sisteminin kendi
hücrelerini tanıyamaması) sonunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir.
Mutlak veya görece bir insülin yetersizliği olduğundan hastalar ömür
boyu insülin hormonunu dışarıdan (enjeksiyon yoluyla) almak
zorundadırlar. Bu nedenle Tip 1 diyabet İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin
Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel
olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10’unu Tip 1 Diyabet vakaları
oluşturmaktadır. Çocukluk çağında Tip 1 diyabet sıklığı ülkeler
(bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki
100.000 çocuktan 1-42’sinde diyabet gelişmektedir. Tip 1 diyabet genel
olarak kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir.
Tip 2
Diyabet
Sıklıkla erişkinlerde ve şişman (obes)
kişilerde görülmektedir. Tip 2 diyabetli hastalarda insülin
salgılanmasındaki yetersizlikten çok dokulardaki insülin
reseptörlerindeki direnç (rezistans) sonucunda glükoz metabolizması
bozulmaktadır. Tip 2 diyabetin kuvvetli bir genetik yatkınlık zemininde
geliştiği bilinmekle birlikte, genetik mekanizmalar tam olarak
aydınlatılamamıştır. Tip 2 diyabetliler hastalıklarının başlangıcında ve
sıklıkla çok uzun bir süre insülin ihtiyacı olmaksızın yaşamlarını
sürdürebilmektedirler. Bu nedenle Tip 2 diyabet İnsüline Bağımlı Olmayan
Diyabet (Non-Insulin-Dependent Diabetes Mellitus= NIDDM) olarak da
isimlendirilmektedir. Genel olarak erişkin nüfusta %4-8 oranında Tip 2
diyabet görülmektedir.
Diyabetin bulguları nelerdir?
Diyabete bağlı klinik bulgular vücuttaki
karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozulmasına bağlıdır.
İnsülin eksikliği ve/veya insülin direnci nedeniyle hücrelere giremeyen
glükoz belli bir serum düzeyini (180mg/dl) aştığında idrarla atılmaya
başlar. Böbreklerden atılan glükoz beraberinde sıvı atılımını da
arttırır ve sonuçta ÇOK VE SIK İDRAR YAPMA (POLİÜRİ) olur. Vücut,
poliüri ile olan sıvı kaybını karşılamak için ÇOK SU İÇİLİR ve bu
da POLİDİPSİ olarak isimlendirilir. Organizma, enerji kaynağı
olarak glükozu kullanamayınca bir taraftan İŞTAH ARTAR diğer
taraftan yedek enerji depoları olan yağlar ve proteinler yıkılmaya
başlar ve bunun sonucunda iştah artmasına rağmen KİLO KAYBI olur.
Bu klasik bulguların dışında diyabet hastalarında ÇABUK YORULMA,
GÖRME BULANIKLIĞI, SIK DERİ ENFEKSİYONU, KADINLARDA VAJİNAL MANTAR
ENFEKSİYONU gibi bulgular da görülür.
Diyabet tanısı nasıl konur?
Diyabet tanısı, çeşitli uluslararası
kuruluşların (WHO, Amerikan Ulusal Diyabet Veri Gurubu=NDGG) belirlediği
ölçütlere göre konmaktadır. Bu ölçütler:
Klasik diyabet bulguları olan bir
kişide herhangi bir zamanda ölçülen plazma glükoz düzeyinin 200
mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olması,
En az 8 saatlik aç (kalori almayan)
bir kişide plazma şekerinin 140 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olması.
Yakın zamanda Amerikan Diyabet Birliği açlık kan kekeri
sınırını 126 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olarak belirlemiştir.
Şeker yükleme testinde (OGTT) 2.
saatdeki plazma glükoz düzeyinin 200 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde
olması.
Gizli
şeker nedir?
Halk arasında
gizli şeker olarak isimlendirilen durum, normal glükoz dengesi ile
diyabet arasındaki metabolik durumu ifade etmektedir. Normalde açlık
plazma şekerinin 110 mg/dl olması gerekmektedir. İşte açlık plazma
şekerinin 110 mg/dl'nin üzerinde fakat 140 mg/dl'nin altında (yeni
kriterlere göre 126 mg/dl) olması bozuk glükoz toleransı olarak
tanımlanmaktadır. Benzer şekilde şeker yükleme testi yapılan
kişilerde 2. Saatdeki plazma glükoz düzeyininin 140 mg/dl'nin üzerinde
fakat 200 mg/dl'nin altında olması da bozuk glükoz toleransı
olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan
şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla
birlikte bu kişiler Tip 2 diyabet için en riskli grupta
olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.
Ana Sayfa
|