Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir
virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon
hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve
çok hızlı çoğalan bir virüstür. Varisella zoster adlı bu virüsün
bulaşıcılığı çok yüksektir. Kişiden kişiye daha çok hapşırma,
öksürme ile havaya dağılan virüsün solunum yoluyla alınması veya göz
ile teması sonucunda bulaşır. Ciltteki su çiçeği döküntüleri ile
temas yoluyla da bulaşmaktadır. Su çiçeğinin kuluçka süresi yaklaşık
14-16 gündür.
Yüksek derecede bulaşıcı bir hastalık
olmakla birlikte su çiçeği çocukluk döneminde çoğunlukla hafif
seyreder ve ciltte kaşıntılı, küçük, yuvarlak lezyonlarla
karakterizedir. Teması izleyen ilk 4 gün içinde virüs üst solunum
yolu lenf bezlerine yerleşerek çoğalmaya başlar. 7. günde karaciğer
ve dalak başta olmak üzere diğer organlara dağılarak çoğalmayı
sürdürür. 14. günde kişide ateş, başağrısı, karın ağrısı, halsizlik
gibi genel belirtiler ortaya çıkar ve hemen ardından yüz ve saçların
arka diplerinden başlayarak omuz ve sırta, daha sonra kol ve
bacaklara yayılan içi sıvı dolu cilt döküntüleri kendini gösterir.
Döküntü önce kırmızı kabarıklık şeklinde başlar daha sonra içi sıvı
dolu hale döner. Hafif geçirilen su çiçeği enfeksiyonunda döküntü
sayısı
10-20 tane kadar az olabilmekle birlikte genellikle 300-500 adet
döküntü oluşur, bu döküntüler zamanla kabuklanır ve yaklaşık iki
hafta içinde dökülür. Su çiçeği virüsü hasta kişinin
döküntülerindeki sıvı ile temas veya burun ve boğaz sıvıları yoluyla
yani solunum yoluyla yayılabilir.
Döküntüler kaşıntılı ve farklı boylardadır
ve içinde sıvı bulunur ve 5-6 günlük bir süre içinde kabuklanarak
kurur ve bulaştırıcılığını kaybeder. Gözlerde ve ağız içinde de
döküntüler ortaya çıkabilir. 2-3 hafta devam eder ve hastalığı
geçirmek kişide hastalığa karşı ömür boyu bağışıklık sağlar. Ancak
nadirende olsa ikinci kez su çiçeği çıkaran vakalar
görülebilmektedir.
Son derece bulaşıcı olan su çiçeğini bir
çocuğun evdeki ailesine bulaştırma oranı %90 olarak
gösterilmektedir. Genel olarak çocukların toplu bulundukları
ortamlarda, kreş ve okullarda bulaşma çok hızlıdır. Belirtilerin
ortaya çıkmasından 2 gün öncesi ve 4-5 gün sonrasına kadar hastalık
bulaşıcı konumdadır.
Su çiçeği aşısının kullanılmaya
başlanmasından önce sadece Amerika’da yılda 3-4 milyon su çiçeği
vakası görülmekteydi. Su çiçeğine bağlı komplikasyonlar nedeniyle
yaklaşık 10.000 kişi hastaneye yatırılmakta ve yaklaşık 100 kişi
hayatını kaybetmekteydi.
Dünyanın her yerinde görülebilen su çiçeği
enfeksiyonu sadece insanlarda görülen bir hastalıktır. Varisella
zoster virüsünün ısıya dayanıksız olması nedeniyle salgınlar daha
çok mevsim itibariyle Ocak-Mart ayları arasında pik yapar.
Türkiye’de 20 yaşına kadar bireylerin yaklaşık %93’ü geçmişlerinde
su çiçeğine maruz kalmışlardır.
Tüm vakaların yarısı 5-9 yaş arası
çocuklarda görülür. 15 yaş üzeri nüfusun sadece %10’unun su çiçeği
hastalığı geçirmediği tahmin edilmektedir. Su çiçeği vakalarının
sadece %5’i erişkinlerde olmasına rağmen su çiçeğine bağlı ölümlerin
%35’ini erişkinler oluşturmakta, yani hastalık ileri yaşta daha ağır
seyretmektedir.
Su çiçeği hastalığı yüksek derecede
bulaşıcı bir hastalıktır ve solunum yoluyla hızla yayılır.
Bulaşmanın gerçekleşmesi için yakın temas gerekmemekte, aynı ortama
girmek yeterli olmaktadır. Su çiçeği geçirmemiş ve su çiçeği aşısı
olmamış herkes su çiçeğine hastalığına yakalanabilmekte ve bu
kişilerde hastalığın çeşitli organlara verdiği zararlar ortaya
çıkabilmektedir. Su çiçeği vakalarının %90’ı 15 yaşına kadar
görülmekte ve hemen herkes su çiçeği hastalığını geçirmektedir.
Kimler su çiçeği aşısı olmalıdır?
Su çiçeği hastalığını geçirmemiş olan;
• Bir yaşından itibaren (tercihen 15 aylık) tüm çocuklar
• Kreş ve okula başlayacak olan çocuklar
• Bağışıklık kriterleri uygun akut lösemili bireyler,
immünyetmezliği olanlar
• Kronik hastalığı bulunanlar
• Organ nakli planlanan hastalar
• Sağlık personeli
• Kreş ve okul personeli
• Çocukluk çağında aşılanmamış adolesan ve erişkinler.
• Doğurgan yaşta olan ve gebe kalmayı planlayan anne adayları
Su Çiçeği nasıl bulaşır?
- İnsandan insana soluma, öksürme ve hapşırma yoluyla.
- Su çiçeği döküntüleri çok bulaşıcı olduğu için hastayla doğrudan
temas yoluyla.
- Çocukların kreş, okul, vb. toplu bulundukları ortamlarda bulaşma
çok hızlıdır.
Su çiçeği ne zaman bulaşır?
Döküntülerin ortaya çıkışından 2 gün önce ve 4-5 gün
sonrasına kadar hastalık bulaşıcı durumdadır. Döküntülerin
görülmesinden 2 gün öncesine kadarkarakteristik klinik belirtiler
görülmediğinden su çiçeğinin bulaşması kolay ve sinsi bir süreç
izler.
Su çiçeğinin belirtileri nelerdir?
Su çiçeği belirtileri, hasta ile temastan 14 ile 16 gün
sonra ortaya çıkmaya başlar. Döküntüden 1-2 gün önce baş ağrısı,
ateş, karın ağrısıve halsizlik görülür. Kızarıklıklar kafa derisi,
yüz ve gövdenin üst kısımlarından başlayıp daha sonra kol ve
bacaklara yayılır.
Su çiçeğinden korunmanın etkili yolu su
çiçeği aşısı olmaktır. 1 yaşından itibaren (tercihen 15 aylık) her
çocuğun 1 doz su çiçeği aşısı ile korunması önerilmektedir.
Hastalığı daha önce geçirmemiş ve aşı olmamış büyük çocuklar veya
erişkinler de aşılanması gereken grupta yer almaktadırlar.
Su çiçeği aşısı hekimler arasında “yeni”
bir aşı olarak tanınmakla birlikte aslında 30 yıllık bir geçmişe
sahip, gerek oluşturduğu bağışıklık, gerek etkinlik, ve gerekse
aşının tolerabilite araştırmaları açısından son derece zengin bir
aşıdır. Hala devam eden ve ilk aşılanan kişiler üzerinde yapılan
araştırmalar su çiçeği aşısının en az 20 yıllık bir koruyuculuğu
olduğunu göstermektedir.
Su çiçeği aşısı 1974 yılında Japon bilim
adamı Profesör Doktor Michiaki Takahashi ve arkadaşları tarafından
Japonya’da geliştirilmiştir.
Aşının geliştirilme aşamasında ilk klinik
etkinlik çalışması, 21 ailede su çiçeği geçiren bir çocuk ile temas
etmiş 26 sağlıklı çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Temastan sonraki
ilk 3 gün içinde aşılanan veya daha önce aşılanmış çocukların
hiçbirisinde su çiçeğinin klinik belirtileri gözlenmemiştir. Kontrol
için 15 ailede 19 temaslı çocuk aşılanmadan gözleme alınmış ve bu
çocukların hepsinde de temastan sonraki 10-20 gün içinde su
çiçeğinin klinik belirtileri ortaya çıkmıştır. Bu küçük araştırma
aşının %100 klinik etkinliği olduğunu göstermiştir. Özellikle
aşının bağışıklık sistemi yetmezliği olanlarda etkinliğini
araştırmak amacıyla ise ilk çalışma, bir çocuk hastanesinde yatan
hastalar arasında su çiçeği enfeksiyonunun yayılmasını önlemek
amacıyla yapılmıştır. Hastanede çıkan bir su çiçeği vakasının
ardından serviste yatan ve su çiçeği geçirmemiş olan böbrek
hastalığı olanlar (nefrit, nefrotik sendrom), menenjitli, ve
hepatitli hastalara aşı uygulanmıştır. Bu hastaların bir kısmının da
kortikosteroid kullanmakta olduğu bilinmektedir. Bu aşılamadan sonra
çocuk servisinde su çiçeği enfeksiyonunun yayılması önlenmiş ve
aşının bağışıklık sistemi yetmezliği olan hastalarda da etkin olduğu
gösterilmiştir.
Genişletilerek yapılan araştırmalar
sonucunda su çiçeği aşısının sağlıklı çocuklarda %98.7, altta yatan
çeşitli hastalıkları olan çocuklarda %94.1 ve lösemililerde %92.1
oranında immünojeniteye sahip olduğu bildirilmiştir.
Lösemili çocuklarda aşılama için belirli
bağışıklık kriterleri dikkate alınmalıdır. Lösemili bir çocuğun su
çiçeği hastalığı geçirmesi tehlikelidir ancak çocuğun ne zaman
aşılanacağına hekimi karar vermelidir.
Hamilelikte su çiçeği
Hamilelikte su çiçeği geçirilmesi riskli bir durumdur. Bölye bir
durumda pnömoni başta olmak üzere komplikasyonların görülme riski
daha yüksek olduğu gibi hastalık çok daha ciddi seyreder. Günümüzün
gelişmiş yoğun bakım şartlarının olmadığı günlerde su çiçeği
pnömonisi nedeni ile hamile kadınlardaki ölüm oranlarının %35'e
yakın olduğu bilinmektedir.
Hamile kadınlarda su
çiçeğine bağlı zaatürre görülmesi açısından bazı risk faktörleri
vardır. Bunlar arasında sigara, kronik akciğer hastalıkları ve
bağışıklık sistemi hastalıkları sayılabilir. Döküntülerin şiddeti ve
sayısı ne kadar fazla ise komplikasyon görülme olasılığı da o derece
yüksektir.
Gebeliğin son
dönemlerinde rahimin büyümesine ve yukarıya doğru baskı yapmasına
bağlı olarak akciğer kapasitesinin azalması da pnömoni açısından
risk faktörü olarak kabul edilir.
Hamileliği sırasında
su çiçeği geçiren bir kişi ile temas eden kadında zaman kaybetmeden
bağışıklık olup olmadığı incelenmelidir. Bunun için basit bir kan
testi yeterlidir. Üreme çğındaki kadınların neredeyse %90'ından
fazlasının bağışık olduğu düşünüldüğünde bu incelemenin rutin
gebelik incelemeleri arasında yer almaması normaldir. Kişinin su
çiçeği geçirdiğini ya da aşı olduğunu bilmesi bağışık olduğu
anlamına gelir. Böyle bir durumda dakanda inceleme yapmaya gerek
yoktur.
Bağışıklığı olmayan
kişilerde ise temastan sonraki ilk 96 saatte koruyucu immunglobulin
yapılabilir.
Hamile bir kadın su
çiçeğine yakalandığında yakın takip edilmesi şarttır. Gerekli
görülen durumlarda (döküntünün şiddetine göre) hastayane yatırılarak
damar yolu ile antiviral tedavi verilmesi gerekli olabilir.
Hastalığa bağlı zaatürre genelde 4. günden sonra ortaya çıktığından
döküntülerin görülmesnden sonraki ilk 3 günde böyle bir tedaviye
gerek olup olmadığına karar verilmelidir.
Hamilelikte su
çiçeği görülmesi durumunda hastaneye yatırarak tedavi etme
kriterleri şunlardır:
Mutlaka
hastaneye yatırılması gereken durumlar:
- Göğüs y ada karın
ağrısı
- Başağrısı dışında
nörolojik belirtiler
- Döküntülerde kanama
- Döküntünün çok
şiddetli olması, ağız içinde vb döküntü olması
- Bağışıklık sistemi
bozukluğu olması
Şart
olmamakla birlikte hastanede izlenmesi daha uygun olan durumlar:
- Gebeliğin son
dönemleri
- Daha önceden ölü doğum
ya da tekrarlayan düşük öyküsü
- Sigara kullanımı
- Kronik akciğer
hastalığı
- Düşük sosyoekonomik
düzey
- Hastayı evde takip
etme olanaklarının kısıtlı olması
- Hastanın aşırı
endişeli olması
Hastanede yattığı
sürece hastaya destek tedavisi uygulanır. Yeterli okijenizasyonu
sağlamak için gerekirse hasta suni solunum makinesine bağlanabilir.
Hastalığın üstüne ikincil bir bakteriyel enfeksiyon binmesini
engellemek amacıyla antibiyotik koruması uygulanması yaygın bir
yaklaşımdır. Tedavi edici etkisi tartışmalı olsa da immmunglobulin
uygulaması yapılabilir. Sık kullanılan ajanlar oln
kortikosteroidlerin yararı ise kanıtlanmamıştır.
Asiklovir
Asiklovir, uçuk başta olmak üzere herpes grubu virüslerin neden
olduğu enfeksiyonlarda yıllardır kullanılan bir ajandır. Gebelikte C
kategorisi ilaclar arasında yer alır. Yapılan geriye dönük
incelemelrde gebelikte kullanımı ile ilgili herhangi bir olumsuz
etkiye rastlanamıştır.
Hamile bir kadında
su çiçeği ortaya çıkması durumunda damardan asiklovir tedavisi
uygulanır.
Suçiçeğinin
bebek üzerindeki etkileri
Annede aktif enfeksiyon olması durumunda bebekte bazı olumsuz
etkiler ortaya çıkabilir. Olası sekeller enfeksiyon ortaya
çıktığındaki gebelik yaşına bağlıdır. Bu sekellerin görülme sıklığı
son derece düşüktür. Bebeklerin %97'sinde herhangi bir etki ortaya
çıkmaz. Intrauterin enfeksiyon olması 3 şekilde sonuçlanabilir:
konjenital varisella sendromu, yenidoğanda su çiçeği, ya da
belirtiler olmadan kan değerlerinin pozitif olması.
Gebeliğin
son dönemleri
Gebeliğin son trimesterinde su çiçeğine yakalanan bir kadının
bebeğinde de su çiçeği görülebilir. Eğer ilk viremi atağı sırasında
virüsler plasentada bebeğe geçerse bebekteki hastalık annesinden 1-2
gün sonra ortaya çıkarken, ikinci viremi sırasında geçiş olursa anne
ile bebkteki hastalık arasında 10 günlük bir fark olabilir. Böyle
bir durumda bebekte organ oluşumu tamamlandığı için herhangi bir
anomali görülmez ancak yenidoğanda suçiçeği aha şiddetli geçebilir
ve hatta ölümcül olabilir.
İlk ya da
ikinci trimester'da su çiçeği
Bu dönemlerde görülen su çiçeği fetal anomalillere neden
olabileceğinden çok daha önemlidir. Konjenital varicella sendromu
bebeğin kol ve bacaklarında, derisinde, göslerinde ve sinir
sisteminde anomalilere neden olabilir. Hatta nadiren bebek anne
karnında hayatını yitirebilir. Belirtiler en çok 20. gebelik
haftasından önce hastalığı geçiren anne adaylarından doğan
bebeklerde görülür.
Görülebilecek olan
bulgular şunlardır:
- Düşük doğum ağırlığı
- Ciltte lekelenmeler
- Ciltte zig-zag
şeklinde nedbe dokusu
- Gözlerin normalden
küçük olması
- Katarakt
- Göz enfeksiyonları
- Görme sinirinde
küçülme
- Kollar ya da
bacaklarda kısalık
- Parmaklarda anomali
- Kaslarda güç kaybı
- His kaybı
- Derin tendon
reflekslerinde kaybolma ya da azalma
- İdrar ya da dışkı
tutamama
- Beyin iltihabı
- Kafanın normalden
küçük olması
- Kafa içinde su
toplanması
- Beyin dokusunun
gelişmemesi
- Sara nöbetleri
- Zeka geriliği
- Böbreklerde anomali
- Barsaklarda gelişme
bozukluğu
Ancak bu bulguların
ortaya çıkma olasılığı son derece düşüktür. Almanya ve İngiltere'de
yapılan ve hamileliklerinin 36 haftasından önce suçiçeği geçiren
1373 kadından doğan bebekler incelendiğinde sadece 7 bebekte
konjenital varicella sendromuna rastlanmış. Haftalara göre
bakıldığında ise ilk 12 haftada su çiçeği geçirenlerde risk %0.4
iken 13-20 haftalar arasında bu risk %2 olarak hesaplanmıştır.
Gebelik
sırasında su çiçeği geçirilirse ne yapmak gerekir?
Bu son derece tartışmalı bir konudur. Bebekte anomali riski aslında
son derece düşüktür ve bu risk hamileliğin 8-20 haftaları arasında
su çiçeği geçirildiğinde en yüksektir. Bu nedenle gebelği
sonlandırıp sonlandırmamaya kendiniz karar vermelisiniz.
Öte yandan doğumdan
5 gün öncesi ile sonraki ilk 2 gün arasında su çiçeği ortaya çıkarsa
yenidoğanda su çiçeği görülme olasılığı %20-25 civarındadır ve bebek
doğduktan sonra immunglobulin yapılmalıdır. Yenidoğanda görülen su
çiçeği %30 civarında ölüm riski taşır. Böyle bir durumda doğumun 5
gün geciktirilmesi yararlı olacaktır.
Eğer doğumdan 6 gün
ya da daha uzun bir süre önce hastalık geçirilirse böyle bir durumda
bile bebekte suçiçeği görülem riski vardır ancak anneden geçen
antikorlar nedeni ile bebekteki hastalık daha hafif seyreder.