Uykuya dalma,
uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici
olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul edilmektedir.
Gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler (huzursuzluk,
hırçınlık gibi), verimlilikte azalma, hatta düşünsel işlevlerde
bozulma tabloya eşlik edebilmektedir.
Çoğu kişi yaşamlarının bir
aşamasında uykusuzluktan muzdarip olur. Toplumun yaklaşık üçte
birinde 1 yıl içinde en az bir kez uykusuzluk dönemi ortaya çıkar.
Toplumda % 10-15 oranında kronik uykusuzluk görülür. Uykusuzluk
tıbbi, ekonomik, sosyal ve psikolojik önemli sonuçları olan bir uyku
bozukluğudur.
Uykusuzluk
kişinin sadece uyuduğu süreyle ilgili değildir. Önemli olan uykunun
kalitesidir. Sabahları kişi kendisini dinlenmemiş hissederek kalkar.
Uykusuzluk; uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme güçlüğü (gece sık
sık uyanmalar) ya da sabah erkenden uyanıp tekrar uyuyamama şeklinde
olabilir. Gençlerde daha çok uykuya dalma güçlüğü gözükürken
yaşlılarda diğer ikisi sık ortaya çıkar.
Depresyon,
yaşam değişiklikleri, yaşam olayları, stres etkenleri gibi birçok
neden uykusuzluğu alevlendirebilir.
Uykusuzluk
genel olarak birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılabilir. Birincil
olan uykusuzluk genellikle çevresel etkenlere ya da kişinin zihinsel
süreçlerine bağlı olarak ortaya çıkar. Çevresel etkenler arasında
ışık, ses ve gürültü sayılabilir. İkincil uykusuzlukta ise sağlık
sorunları, ağrı, ilaçlar, alkol ya da psikiyatrik bozukluklar
birincildir.
Uykusuzluk
birincil olsa bile kişide huzursuzluğa, gerginliğe, depresyona,
performansta azalmaya, günlük yaşantıda istenmeyen kazalara ve
yorgunluğa yol açabilir.
Birincil
uykusuzlukta kişide uyuyamayacağına ilişkin olumsuz şartlanmalar ve
bilişsel çarpıtmalar vardır. Kişi gece yatağa yatmadan “yine
uyuyamayacağını” düşünmeye başlar; bu belirgin bir huzursuzluğa yol
açar; bu huzursuzluk nedeniyle kişinin uykusu tekrar kaçar ve
sonuçta kişinin bir türlü kıramadığı bir kısır döngü ortaya çıkar.
Bu aşamada bir profesyonel yardım kaçınılmazdır.
Uykusuzluk
kadınlarda daha yaygındır. Menopoz, adet dönemi ve hamilelik bu
yaygınlığa neden olan etkenlerdir.
Uykusuzluk
tanısı kolay olan bir uyku bozukluğudur. Genellikle uyku
laboratuarında uyku çalışması yapılmaya ihtiyaç duyulmaz ancak bazı
durumlarda polisomnografi gerekebilir. Özellikle kişide horlama,
gece uykusuzluğa karşın gündüz uykululuk hali, uykuda bacak
hareketleri ya da uykuda bölünmelere neden olan başka durumlar varsa
uyku laboratuarı tetkiki gereklidir.
Uykusuzluğun
tedavisinde çok sayıda yaklaşım vardır. İlaçlar genellikle kısa
süreli durumlarda verilebilir ancak kısa sure kullanılmalıdırlar.
Belirgin huzursuzluk ya da depresyon varsa antidepresan ya da
bunaltı giderici ilaçlar yardımcı olabilir. Uzun süreli uykusuzluk
durumlarında ilaçlar, özellikle yeşil reçeteyle verilenler, faydalı
değil; tam tersine zararlıdır. Bu durumlarda ilaçlara bağlı yan
etkiler ve ilaca bağımlılık gelişebilir.
Özellikle uzun
süreli uykusuzluk tedavisi için davranışsal ve bilişsel yaklaşımlar
oldukça faydalıdır. Yapılandırılmış uyku hijyeni, uyku kısıtlaması,
relaksasyon uygulamaları başarılı yöntemlerdir. Bu yöntemlerin
uygulaması konusunda bir uzmandan yardım almak gereklidir.
Nedenleri
Kafein, alkol ya da uyuşturucu : Kahve, çay veya kola içtiniz ya da
çikolata yediniz; muhtemelen de çok fazla. Eğer hassassanız, azıcık
kafein bile uykunuzu kaçırır. Belki de yatmadan önce sigara
içiyorsunuz, burun tıkanıklığını azaltıcı reçetesiz ilaçlar, soğuk
algınlığı ilaçları, diyet hapları veya bronşit ilacı
kullanıyorsunuz. Uyku ilaçları ve alkol bazen uykunuzu getirir, ama
uykusuzluğu yeniden gündeme getirir (çünkü vücudunuz uyuyabilmek
için uyku ilaçlarına ve alkole alışır). Uyku hapları ve alkolle
gelen uyku hafifletir ve huzursuzdur.
Tıbbi sorun : Kronik ağrınız var, özellikle de ileri yaştaysanız ve
eklem hastalığına yakalanmışsanız.
Anjin (göğüs ağrısı) veya bir kalp hastalığı nedeniyle nefes alma
zorluğunuz var. Horlamalı veya huzursuz uyuyorsunuz, gün içinde
uykunuz geliyor, uyku apnesi söz konusu. Prostat sorunları, şeker
hastalığı ve idrar yolları enfeksiyonu da sık sık idrara çıkmaktan
uykunuzu kaçırabilir. Alerjiniz veya kronik tıkayıcı akciğer
hastalığı gibi bir solunum rahatsızlığınız varsa, yatarken nefes
alamamak sizi uyutmayabilir.
Uyku Bozukluğu Belirtileri
Aşağıda yer alan durumlar var
olan bir uyku bozukluğunun belirtisi olabilir. Bu belirtiler sizde
varsa bir uzmana ya da NPiSTANBUL Uyku Bozuklukları Birimi'ne
başvurmanız uygun olacaktır.
- Uykuda nefesimin
durduğunu söylüyorlar.
- Yüksek tansiyon
hastalığım var.
- Geceleri çok fazla
terliyorum.
- Geceleri kalbimde
çarpıntı ve kalp atımlarında düzensizlik hissediyorum.
- Sabahları baş ağrım
oluyor.
- Geceleri nefes
alamayarak aniden uyanıyorum.
- Kilo veremiyorum.
- Güniçi uykululuğum
oluyor ve dikkatimi toplamakta güçlük çekiyorum.
- Çoğunlukla uyandığımda
boğaz kuruluğum oluyor.
- Uykuya dalmakta güçlük
çekiyorum.
- Geceleri düşüncelerim
çoğunlukla uykuya dalmama engel oluyor.
- Haftanın birkaç günü
uyku ile ilgili sorun yaşıyorum.
- Uyanıyorum ve tekrar
uyumakta sorun yaşıyorum.
- Sabahları istediğim
zamandan daha erken uyanıyorum.
- Uykuya dalmam çok uzun
zaman alıyor.
- Çoğunlukla kendimi
üzgün ve kederli hissediyorum.
- Okulda ve ya işte
konsantre olmakta güçlük çekiyorum.
- Araç kullanırken
uyukladığım oluyor.
- Toplantı ve ya sinema
gibi sosyal ortamlarda uyukluyorum.
- Çalışırken uykululuk
nedeniyle zorluk çekiyorum.
- Uyur uyumaz ve
şekerlemelerde hemen rüya görüyorum.
- Sabahları ağzımda acı
tat ile uyanıyorum.
- Geceleri öksürük ve ya
nefes darlığı ile uyanıyorum.
- Çoğunlukla boğaz ağrım
oluyor.
- Geceleri boğulur
tarzda nefes açlığı ile uyanıyorum.
- İstirahat halindeyken
bacaklarımda kasılma hissediyorum.
- Geceleri hareketli
uyumam oluyor.
- Uykuda tekme attığımı
söylüyorlar.
- Uykuya dalarken
bacaklarımda ağrı ve karıncalanma hissediyorum.
- Geceleri bacak ağrım
ve ya kramplarım oluyor.
- Geceleri bazen
ayakları hareketsiz tutmakta güçlük çekiyorum, bacaklarımı
hareket ettirdiğim zaman rahatlıyorum.
- Birden fazla yastıkla
yatmak zorunda kalıyorum.
- Uykuda daha sonra
hatırlamadığım konuşmalarım oluyormuş.
- Uyurken yataktan
kalkıp dolaştığım oluyormuş.
- Dişlerimi
gıcırdattığım oluyormuş.
- Uyurken yataktan
düştüğüm oluyor.
- Uyurken eşime ya da
oda arkadaşıma saldırdığım oluyor.
- Geceleri çok geç
yatıyor; gündüzleri de çok geç kalkabiliyorum.
- Akşam üstü uykum
geliyor ve gece yarısı uyanıp bir daha uyuyamıyorum.
- Uykusuz kaldığımda
vücut ağrılarım oluyor.
- Uykuya tam dalarken ya
da uykudan uyanırken halüsinasyonlar oluyor.
- Uyandığımda yataktan
kalkmadan bilincim açık olduğu halde kısa süreli konuşamama ya
da kımıldayamama durumu oluyor.
- Sık karabasanlar
oluyor.
- Duygusal bir olayla
karşılaştığımda kaslarımda ani olarak güçsüzlük oluveriyor.
- Uyandığımda bazen
şaşkınlık yaşıyorum.
- Gündüzleri uyanık
kalmakta zorlanıyorum.
- Uzun süreli uçak
yolculuklarından çok fazla etkileniyorum ve kendime gelmem çok
zaman alıyor.
- Gece sık sık kabus
görüyorum.
- Rüyalarımdan dolayı
gündüzleri huzursuz oluyorum.
- Gece beklenmedik
şekilde korku ya da panikle uyandığım oluyor.
- Uykudan bağ ağrısıyla
uyandığım oluyor.
- Uykusuzluk nedeniyle
gündüzleri çok gergin oluyorum.
ÇOCUK VE BEBEKLERDE UYKUSUZLUK
Uyku çocuk
sağlığı ve gelişimi için oldukça önemlidir. Uyku bozukluğu olan
çocuklarda davranış ve sağlık sorunları daha sık görülür. Uyku
sorunu olan çocuğun ailesi de sorun yaşar. Bununla birlikte
çocuklarda görülen uyku bozuklukları ve sorunları kolay tanınır ve
bir çözüm yolu ve tedavisi bulunur.
Yeni doğan
bebeklerde uyku süresi 16 saatten fazladır. Bu uykunun yaklaşık
yarısı REM uykusu diğer yarısı nonREM uykusudur (erişkinlerde REM
uykusunun tüm uykudaki oranı % 20’dir). REM uykusunun öğrenme,
hafıza, beyin gelişiminde çok büyük rolü vardır. Uyku 6 ay civarında
erişkindekine benzer bir görünüm kazanmaya başlar. Erişkindekilerden
farklı olarak bebeklerde uyku REM uykusuyla başlar ve gece-gündüz
boyunca daha fazla sayıda uyku döngüsü ortaya çıkar. 4 yaş civarında
gündüz uykusu konusundaki ihtiyaç giderek azalır. Toplam uyku süresi
de giderek azalmaya başlar.
Uyku başlangıcı ya da tek başına uyuma
Bir erişkin için gece
uyandıktan sonra tekrar uyumak genellikle bir sorun oluşturmaz.
Ancak durum çocuklarda böyle değildir. Özellikle küçük yaştakiler
gece uyandıktan sonra tekrar uyumaktan korkarlar. Bu durumda
ağlarlar ve anne-babadan yardım isterler. Bu tür durumlarda
anne-babalar ne yaparlar? Çoğunlukla çocuklarını rahatlatmaya,
sakinleştirmeye çalışırlar. Başarılı olamazlarsa sallarlar ya da
birlikte yatarlar. Aslında bu tutumlar çocuklarda var olan korku ve
kaygıları daha da pekiştirir. Burada temel sorun çocuğun kendi
başına uyumasını sağlayabilmektedir. Anne-babanın yapması gereken
çocuğa tek başına uyumasını öğretmektir. Bunu yaparken başlangıçta
çocuk direnç gösterebilir ve ağlayabilir. Bunun bir terk ediş ya da
ihmal olmadığına çocuğun ikna edilmesi gerekir. Bebeklerde emniyet
hissinin verilmesi, açlık ve susuzluğun ihtiyaçlarının giderilerek
yatırılması ve rahatsızlık verici durumların ortadan kaldırılması
önemlidir