|
Yüksek Tansiyon-Hipertansiyon ::::::::::::::::::::::::
Damarlardaki kan basıncı iki ana etkenden kaynaklanır: Kalbin pompaladığı kan hacmi ile kanın dolaştığı küçük atardamarların tepkisi. Sinir sisteminin kontrol ettiği karmaşık refleksler bu basıncı denetler. Örneğin bazı büyük atardamarların duvarlarındaki özel hücreler, kan basıncının gereksiz yere yükseldiğini hissederse, kalbin daha yavaş ve daha az güçle kan pompalamasını sağlayan sinirsel bir uyarı verirler veya bir başka dürtüyle küçük atardamarların genişlemesini sağlayarak kan basıncını düşürürler. Aynı mekanizma, tansiyon düştüğünde bunun karşıtını yapar.
Bazen kontrol mekanizmaları ayarsız olduğundan
tansiyon çok yüksektir; buna
"hipertansiyon" denir.
Hipertansiyonun bazı nedenleri
bilinse de halen yine de çok iyi anlaşılamamaktadır.
Hipertansiyonun yaygın
nedenleri gizli kalsa da bu durumun böbrek-lerdeki
anormalliklerle yakından ilişkili olduğu saptanınıştır.
Uzun ve ağır
enfeksiyonların yol açabileceği böbrek bozuklukları, yalnızca
sinir sisteminin normal kontrolü ile ilgili olarak değil,
böbreğin salgıladığı hormonlarla da ilgili olarak tansiyonun
çıkmasına neden olur. Bu arada yüksek tansiyon, böbreklere de
zarar verebilir. Doktorlar, sık sık yüksek
tansiyonlu ve böbrek işlevi
normal olmayan hastalarla karşılaşırlar. Bu durumlarda
neyin neden, neyin sonuç olduğunu bilmek zor olabilir. Yüksek
tansiyonun en büyük sorunu, çok ağır olmadıkça belirtiler
göstermemesidir. Teşhis ya hiç konulamaz veya tamamen rastlantı
sonucu hasta başka bir amaçla muayene edilirken ortaya çıkar. Bu
nedenle kişi tansiyonunu düzenli olarak ölçtürmelidir.
Yüksek tansiyon
böbrekleri, kalbi ve beyni etkileyerek, böbrek yetmezliği, kalp
krizleri (miyokardiyal enfarktüs) ve inmelere (serebral
enfarktüs) neden olabilir. Hastadaki yüksek tansiyon gençken
belirlenir ve hasta henüz bunun belirtilerinden etkilenmeden
tedavi edilirse, ileri yaşlarda bu sorunlarla karşılaşması
olasılığı azalır.
|
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI |